eğer hakikaten calculus'u , ışığın prensiplerini, yer çekimini kafaya düşen elma ya da benzeri olaylar ile bulmuşsa ben bu newton'un afedersiniz ağzına sıçayım. benim niye kafama düşmedi o elmalar, bu ne biçim adalet ey yaradan!
newton kafasına düşen elmadan sonra gitti yerçekimi olaylarını ve onların alt yapısı olan calculus'u icad etti sonra gelsin kraliyet nişanları, gelsin para ve saygınlık. hayatımda ilk defa olası en dinci halimle şunu diyorum o halde, "maharet o kafada değil, o kafayı kendine getiren elmada"
pek tabii ki bu elma hadisesi değildir bütün bilimi aydınlatan newton'un teorileri bulmalarına yol açan. değildir, bugün 24 yaşımda öğreniyorum bunu, peki o zaman ne diye kandırdınız lan bizi ? geleceğe dönüş filminde de doktor akım kapasitörünü, kafasını yere düşüp çarpıp bulmamış mıydı ?
4 senedir okuyorum üniversitede, çalışmadım hep bekledim buluş yapmayı. ona buna elma verip kafama attırttım, rezil oldum. bu da yetmedi kafamı duvarlara çarptım. mermerlere zeytin yağı akıttım, sonra üzerinde koştum, hastahanelik oldum. hiçbirinde büyük bir buluşa sebep olacak bir şey gelmedi aklıma. doktorlar beyin hücrelerimin dörtte üçünün gittiğini söylüyor. ben yandım siz yanmayın, nesiller yanmasın. kim o elma geyiğini ortaya attıysa, çizgi filmlere konu ettiyse onun kafasına sıçayım diyor ve nokta koyuyorum...
ah be ah, ne güzel elma armut ile newton olacaktık, büyük adam olup eski hocalarımıza uğrayacak, "hocam nasıl koyduk, al bu da nobel heykeli" diyecektik , olmadı ulan!
hoca : senden bir bok olmaz, git kendine iş bul, okuma, vaktine yazık.
öğrenci : hocam bekle sen, dur bak bekle
öğrenci : abi şu elmayı al, kafama at şimdi
ark : hay hay
öğrenci : aha, hoca gel lan buraya, söylüyorum bak, e eşittir m çarpı c kare, girdi mi ha girdi mi ? al bu da kanıtı
hoca : bu vakte kadar okudum, kafa patlattım, yıllarımı eskittim, saçlarımı aparttım. millet karı kız peşinde koşarken ben bir sonraki gün çözeceğim problem sayısını hesapladım lakin şimdi şu gördüğüm manzara karşısında saygı duyuyorum evladım...
öğrenci : ohhh ne güzel, anlat anlat ağzından bal damlıyor...
bu noktadan sonra öğrenci hocasıyla dalga geçer, hemen "laf sokmanın 100 yolu", "büyük insanların büyük lafları" gibi kitapları hatmeder, orhan pamuk gibi penguen gibi yürümeye başlar...
yarrabbim, sen ne büyük bir mizah anlayışına sahipmişsin!
yok öyle birşey aslında. isaac newton'un yer çekimi kavramına yere düşen bir elmadan esinlenerek ulaştığı birkaç kaynakta vardır fakat kafasına düşmesi, olayı ilginç ve hatırlanır kılmak için uydurulmuş bir hikayedir. aynen arşimed'in şehirde çıplak koşması gibi.
- ayzek çok balıksın amna koyim yaa !
+ ahahah balığını sksinler olum..n'oldu lan dünyanın şekli nasıl buldunmu lan galililili ! ahahahah sakalını skeyim.
- dünyanın şekli olsa olsa senin gibidir, toptur amına koyim ! balık amna koyim adamın hayatı balık !
+ top mu ? ahahahah hassktir ordan...aaa..lan peder 'in bostanı diil mi lan bu? gel lan iki dakka bakalım olmuş mu karpuzlar, yiriz lan güzelinden bulursak.
- olum senin ekosistemle nasıl bi ilişkin var lan ? sksen girmem o bahçeye, lav mav magma falan bulursun sen bişi icat edersin kesin
+ lau? mag-ma ?
- dünyanın çekirdeği yok mu olum..
+ vay göööt.
- geçen karpuz yerken aklıma geldi lan, boşboğazlık yapma amna koyim sağda solda.
+ bana laf ediyo lan bi de. habitatını skeyim senin.
kimi kaynaklarda böyle bir elmanın olmadığı rivayet edilir. yani newton efendi için hiçbir buluş tesadüf değildi, gayet de kafa yorup bulduğu bir gerçeklikti yerçekimi. niye böyle bir şey uydurulduğuna dair bir rivayet şu: newton amca, uzun seneler üzerinde çalıştığı, fakat kitaplaştırmak için erken bulduğu diferansiyel hesap yönteminin manş denizi'nin ötesinde bir cermen olan leibniz tarafından "ahan da böyle bir şey buldum" diye açıklanmasına pek sinirlenmiş, "benim çalışmalarımı çalmış" demiş. sonra da hem diferansiyel hesap, hem de yerçekimi kanunu'nun geliştirilmesiyle ilgili elma hikâyesini uydurmuş.
bu rivayeti aktarana bir türlü ulaşmak nasip olmadı. üzerine düşünmek gerek: bir insan neden birine kızıp da "kafama elma düştü" diye bir şey uydurur ki? ne mantığı var? belki de easy company nikli yazarın dediği gibi bunlar reklam kokan hareketlerdir. bilemiyorum. bildiğim tek şey bir penguen karikatürü:
sokakta iki eleman var. biri çırılçıplak, elinde hamam tası varken koşuyor. "yaşasın, suyun kaldırma kuvvetini buldum" diye bağırıyor. karşısında bir adam, elma ağacının altında oturmuş. kafasında şişlik var. "yaşasın, yerçekimini buldum" diye haykırıyor. bunları camdan izleyen, bir elinde parşömen, bir elinde deney tüpü, önünde karmaşık bir deney düzeneği olan bir adam daha var. şöyle diyor: "amına koduğumun şanslı ipneleri!"
insanlık tarihinde en çok hatırlanan olayları genelde elma ile cereyan ediyo** acaba diyorum bu meyvede mi bi sakatlık var lan?
insanları dünyaya indiren bu meyve, fiziğin en temel kanunlarından birini bulduran bu meyve... lan yarın öbür gün bize ışık hızını geçirttirip efendime söyliyim galaksilerde halay çektirtmesin ?
ilahi seçilmişliğe sahip bir meyvedir. zira hindistan cevizi düşseydi newton'un başına, bırak yer çekimini, newton bile kalmayacaktı belki de... ya da dut düşseydi, newton sallamayabilirdi bile, dudu dudu dilleri... dolayısıyla elma, konumuyla ve özellikleriyle, optimum bir meyvedir, kimbilir ne götü kalkmıştır olaydan sonra ve hala da kalkıktır... o değil de, bir elma kadar bile değerimiz yok lan...
sanılanın aksine düşen elma kafasına değil, oturduğu yerin yakınına düşmüştür, ona ilham veren şey elmanın yere düşünce çıkarttığı sesdir.
(bkz: the universe of galileo and newton)
tüm öğrencilerinin lise döneminde ebesinin .mına koyan elma! yerçekime doğru bir düşmüş ondan sonra da yerçekimine doğru bir sürü şey yatay dikey sürtünmeli sürtünmesiz kuvvet uygulanarak düşürülmüş itilmiş kakılmış...