marmara üniversitesi göztepe kampüsü mühendislik fakültesi b binası'nın duvarında şöyle yazmaktadır: abd defol. ilk bakışta normal bir yazı bu diyebilirsiniz. ama:
mühendislik fakültesi 4 binadan oluşur; a, b, c ve d. bu yazı b binasının, yeni yapılmakta olan c binasına bakan tarafına yazılmış. sanki c binası bu yazıyı yazmış gibi durmaktadır. bence ironi budur işte.
"...insan, kendiliğinden bildiği her şeyi ustasına bakmadan, kitaptaki yerini aramadan, istediği gibi kullanır. tamamıyla kitaptan bir bilgi ne sıkıcı bilgidir" -montaigne, denemeler
tiyatroda çok kullanılan bir diğer adı da tersinleme olan kavram. örnekle açıklamak gerekirse, seyirciye daha önce verilmiş olan, seyircinin bildiği bir olayı bilmeyen bir oyuncunun sahnedeki durumu seyirci için bir ironidir. genelde yanlış anlamalar, karışıklıklar ironiyi doğurur. örneğin; devekuşu kabare tiyatrosunda aşk olsun müzikalinde yer alan, kandemir konduk'un yazdığı çok bilindik kız isteme parodisinden inceleyelim: önce kızları istenecek aileyi kısaca tanıyacak kadar izleriz, bunun hemen ardından gazetede satılık video ilanını görüp video almaya karar veren ailenin gidişini izleriz ve parodinin kırılma noktası olan nokta şudur ki, video almaya giden aile adresi karıştırarak, kızları istenecek olan ailenin evine gelir. ironi burda başlar. seyirci durumun yanlış olduğunun farkındadır ama oyun karakterleri bunu henüz bilmemektedir. işte bu karışıklıktan ve yanlış anlamalardan doğan ironi gülmeyi sağlar. bu bakımdan ironi seyirciye üstünlük duygusu da kazandırır ve özellikle tiyatroda güldürü, seyirciye kazandırılan bu üstünlük duygusuyla sağlanır.
zıtlıkların, metaforların mizahıdır. çoğunlukla da kara, kapkara bir mizahtır bu. tiyatroya bakın, cyrano, hamlet gibi trajik karakterlerin ağızlarından çıkan her söz ironi fakültesinde ders diye okutulabilir. "tanrı size bir yüz vermiş, siz yeni bir yüz yapıyorsunuz kendinize." (bkz: william shakespeare)
günlük hayatta ironi peşimizi bırakmaz. afet kontrol merkezinin depremde en çok hasar gören bina olması ironinin babasıysa, çernobil felaketinden sonra kameralar karşısında çay içen bakanın kanser olması, büyükbabasıdır.
çinlilerin bir numaralı bedduası, "tanrı sana ilginç bir hayat versin" gibisinden bir cümlecik, bu büyük ve tuhaf ulusun ironiye ne denli aşina olduğunu göstermiyor mu?
kastının tam zıttını söylemektir ironi; sağ gösterip sol vurmaktır; arkasından dönüp bir tane de kendine çakmaktır.
“dalga geçerim kimi zaman, o da benim vazifem.
bir baş düşünürüm başımda, bir mide düşünürüm midemde, bir ayak düşünürüm ayağımda,
ne halt edeceğimi bilemem.” (bkz: orhan veli)
yeni bir şiir yaratıp, adını garip koymaktır belki. belki herkes türkyılmaz, hiçkorkmaz gibi soyadları alırken, gidip ran soyadını almaktır. belki de bazen, ne halt edeceğini bilememektir.
türkçemizin içine cuk diye oturmuş olduğundan şüphe duyduğum kelime.her kullanılışında,yüklediği anlamın kafamın içerisinde soru işaretleri bırakmasına neden olması,ironi kelimesinden nefret etmemi sağladığı gibi,"çok ironik yaklaşmışsın","ironik bir düşünce tarzı"gibi cümleleri duymak hoşuma gitsede,kullanıldığı yerin farklı olması ve sırf bilmişlik adına maksat kelimeyi kullanmak olsun havamız olur edasıyla kullanmak, acaba ben mi yanlış biliyorum bu kelimenin anlamını diye beni düşündürmüştür.doğru ve yerinde kullanılırsa kulağa sempatik gelen,bende "bilmeyen kullanmasın kardeşim"sitemleri ettiren ve hala kendimin dahi bu kelimenin anlamını bilmediğimi düşünmeye başladığım kelimedir.
ankara adliyesi yemekhanesine et veren şirketin savcı ve hakimlere aylardır at ve eşek eti yedirdiğinin ortaya çıkması üzerine, şirketin sahibinin tutuklanarak cezaevine konmasıdır.
6 kişiye 1 kitabın düştüğü ülkemizde peynir ekmek gibi kitap okuma lambası satılmasıdır. gece bu lambaların ne amaçla kullanıldığını tahmin etmek zor olmasa gerek. kitap ve mektep kelimelerinin aynı kökten geldiğini de unutmayalım.
30 temmuz 2006 tarihli cumhuriyet gazetesi'nin ikinci sayfasının yarısı pkk konusuna ayrılmışken, diğer yarısının zafer işaretli ttnet reklamına ayrılmasıdır. sayfa düzeni yapanların gözünden kaçması imkansıza yakın olduğu için kasıt olduğu konusunda şüphe uyandırıyor.
adabıyla yapıldığında gözde, kulakta hatta dilde hoş bir izlenim bırakan mizah türü.
aşağıda gördüğünüz örnek cümlelerle konuyu derinlemesine inceleyelim arzu ederseniz;
konu:yabancı dilde eğitime hayır
-yes abicim.yabancı dilde eğitime bendende hayır
konu:şiddet
-şiddete karşı savaş açın.şiddet karşıtlarını kurşunlayın.
konu:aziz yıldırım
-devlet güvencesi istiyorum.
yukardaki cümlelerden görüldüğü gibi ironi sanatı o kadar da matah bir şey değil.zaten oldum olası tiksinmişimdir bu ironi denilen olaydan .yarım saat "acep adam bana laf mı soktu", "acaba adama laf mı soktum" diye düşündürür beyin hücrelerine zarar verdirir bu meret.levent kırca'da zamanında bokunu çıkarmış kendisinden iğrenmeme sebep olmuştur zaten.
neyse efendim lafı uzatmadan başka bir edebiyat dersi tadında giride buluşmak dileğiyle... esen kalın