21 mayıs 2012 pazartesi
günün başlıkları: 828 tane
günün başlıkları: 828 tane
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·oğlum bak git (16)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·çörekotu (2)
- ·gheorghe popescu (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·yesilelbiselikız (2)
- ·
- ·
- ·asdasd qwerty (6)
- ·kadın peygamber (10)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·game of thrones (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·el sallamak (2)
- ·
intihar etmek
- (bkz: intihar)
- köprüde....
-abi hayat çok güzel bak annen baban
+öldüler
-bak arkadaşların vardır...
+yok benim arkadaşım sattılar beni böhüheee
-ağlama kardeşim sevgilin...
+yok benim sevgilim falan.
-bak güneş kum...
+kıştayız gerzek.
-bak fenerbahçe-galatasaray derbisi var süper.
+ben trabzonluyum
-atla pezevenk - ömür okumuş hikayesidir.
ömür ün araba köprüde bozulur. polisler gelir.
- abi atlama hallederiz sorunun neyse.
- yok abi araba bozuldu.
- abi atlama ne istersen yaparız. bak hava güzel şehir güzel. değmez.
- yok abi araba bozuldu atlamıcam.
- abi atlama abi.
- ulan araba bozuldu diyorum atlamıcam.
- abi arabayı da hallederiz sen atlama.
- ulan atlamayacak adamı atlatacaksınız ha. dalga mısınız kardeşim siz?
- abi atlama.
- tamir edin lan arabayı o zaman.
(bkz: old city comedy club)
(bkz: mesut süre) - günümüzde birçok yanlış kullanımı mevcut söz öbeği.tdk'ca doğrusu ; kendini öldürmek.
- dünyanın en anlamsız eylemi.
- salaklık. adam geçiyo vuuup atıveriyor kendini köprüden. yok bileğini kesiyor falan, gelsin ben keserim bileğini. kesicekse şah damarını kessin lan yiyosa. amaç ölmek değil ki, vıdı vıdı yapıyolar. neyse, gece gece sinirlendirdiler beni.
- (bkz: yavuz çetin)
- (bkz: virginia woolf)
- (bkz: samuel beckett)
(bkz: jean paul sartre)
(bkz: prometheus)
(bkz: jean genet)
(bkz: albert camus) - tourette sendromundan muzdarip biri olarak bir ara düşündüğüm kaçış şekli.
- bu dünyaya "fazla" olan insanların kendi ölümlerine düğün yapması..
- (bkz: jon nödtveidt)
hatta yıldönümü de çoğu kaynağa göre yarındır. - öbür dünyaya kısayol oluştur komutudur. hedefi bul komutunun çalışıp çalışmadığı da hala muammadır.
- intihar etmek, kendi hayatına kendin son vermektir.
bazı insanlarca zayıflık olarak görülür. yemedi yaşamayı ölmeyi tercih etti gibisinden. ama bazı insanlar için yaşamında bir anlamı yoktur. yaşanabilecek tüm hazlar yaşanmış,elde etmek isteyeceği herşey elde edilmiştir.
kurt cobain gibi yavuz çetin gibi kaan ince gibi insanla bu yüzden intihar etmişlerdir.
yakın zamanda listeye anathema se adlı bir şahsiyet de eklenecek olabilir. - ruhun iflas etmesidir.
- bilinç kaybı ile vuku bulur. kendine geçebileceğin en büyük kıyak iken ki burada kıyak geçmek ne demek hatırlayalım; gösterdiğin en büyük bencilliktir. bir cinnet sonrası olabilir. kızgınlığa ve öfkeye ve hatta cinayet düşüncelerine de ket vurmak olabilir intihar. en büyük intihar inancına inat intihardır; ancak intihar için büyüklük göreli bir kavramdır. inandığı ile yaşarken sorulara cevap bulamamak bileyebilir insanı bıçak gibi ve pek tabii ölürse saplanır bu keskin bıçak inancına cevap veremeyene. intiharın en güzeli sonradan duyulandır. blöfsüz ve kesin olandır. en sarsıcı olanı yersiz olandır. hani vardı ya bir filmde, mutfaktaki kadın aniden merdivenlerden yukarıya çatıya çıkıp arkasına bakmadan bırakıyor kendini boşluğa, tam da öyle bir şey.
- (bkz: doğal seleksiyon)
- intihar eden kişi bu konuda yaratıcıdır..her türlü yerde bi olanağını bulup illaki bu fiili faaliyete geçirir..
intihar eden kişi salaktır.çünkü intiharın bir cesaret olduğuna inandırır kendini..oysa asıl cesaret "yaşama cesareti"ni göstermektir..
intihar eden şahsiyet popülerdir..her an üçüncü sayfa haberlerini süsleyebilecek kadar ve tv kanallarının son haberlerinden birine sığacak kadar popülerdir..
intihar eden kişi günahtır..çünkü en büyük günahı işler.. - verilen nefes alma hakkını, iade etmektir..
zorla sınırları çiğnenmiş, duvarları yıkılmış; küçük bir kız çocuğuyken, kocaman bir kadın olmaya zorlanmıştı. tüm kalbiyle yanında istediği babası sevmeyince onu, kendinden nefret etti önce. hiçbir zaman yanında olmamış, ona destek vermemiş annesini, sevmeye çalışırdı hep, beceremezdi. o istemediği halde, ellerine değen ellerden nefret etti sonra. saraylarına zorla girmeye çalışanları durdurabilecek kadar güçlü surları yoktu. o kaçtıkça, kurtulmaya çalıştıkça; önüne çıkan engellere, takılıp tökezledi.
sevdiği adamın onu sevmediğini farkedince, yüzüne bakıp, babasını gördü. bir kere daha nefret etti kendinden. hatayı kendinde aradı yine, buldu da. içinde bir yerlerde koşulsuzca birilerine güvenebilmeyi isteyen o küçük kızı durduramıyordu. hatası buydu.
eve erken geldi okuldan. elinde iki jilet. olur da biri kesmemeye başlarsa, ölemezsem diye. hayattan böylesine bıktırılmış ufacık bir kadın. mektup yazmayı düşündü. söyleyecek tek kelime gelmedi aklına. öyle varsaydı. söyleyecek kelimelerinin olduğunu, ama söyleyecek kimsesinin bulunmadığını hatırlatmadı kendine. ağladı biraz. annesini seviverdi oracıkta. babasını affetti. sevdiği adamı unuttu. içindeki bütün öfkeyi, nefreti bileklerine koydu. yok etti. ona bahşedilenleri geri verdi.bir kere bile ona dokunmayan hayattan vazgeçti.
yine elde edemeyeceği bir şeyi istedi, cenneti hayal etti.. - hayata bağlayan son bağın da kopma anıdır.
çoğu kez geçer belki aklınızdan ölüm.
ama hayatın bir yerinde, mutfaktan gelen çay kaşığı sesi ya da annenizin "kalk bi kahve yap" demesi bağlayabilir sizi hayata, size bile garip gelen bir şekilde...
işte o zaman anlarsınız;
beyniniz ve yüreğiniz aslında "siz" den daha bağlıdır "hayat" a....
devam edersiniz.... - hapishaneden kaçmaktır ve cezası vardır.
- anlıktır, plansızdır, düşüncesi değil kendisi ise şudur:
"holmes yukarı çıkıyordu işte, holmes neredeyse kapıya yüklenecekti. "yine korktun ha!" diyecekti holmes.
yalpalayarak kalktı ayağa; o anda aklına mrs. filmer'ın, sapında "ekmek" yazan tertemiz ekmek bıçağı geldi ama onu kirletmek doğru olmazdı. havagazı? onun için de çok geçti... jilet olsa işe yarardı ama karısı düzenliydi, jiletleri kaldırmıştı herhalde. pencere kalıyordu geriye. bloomsbury pansiyonunun koca penceresi; yapılacak tek şey, pencereyi açıp aşağı atlamaktı; sıkıcı, yorucu, dokunaklı bir eylem yani. onların tragedya anlayışı buydu... ölmek istemiyordu, hayat iyiydi, güneş sıcaktı ama ya insanlar? holmes kapıya dayanmıştı. "al işte" diye haykırarak olanca gücüyle aşağıya, mrs filmer'ın bahçe parmaklıklarına fırlattı kendini"
bu kadar yalın. ne bir intihar mektubu, ne bir trajedi. anlık, birdenbire.
(bkz: virginia woolf)
(bkz: mrs dalloway) - bir insanın hayatında kendine yapabilceği en büyük salaklıktır. hadi kendini düşünmedin ölmeye karar verdin, arkanda bırakıcağın, seni seven adamları da mı düşünmüyorsun ey homo sapiens?
- o kadar da kolay bir eylem değildir.pencere kenarında oturup aşağıyı seyredersiniz arkada bilgisayarda david gilmour solo atmaktadır adam da ne güzel solo atıyor dersiniz ben hiç böyle çalamayacağım zaten. düşünür düşünürsünüz sonra yatağa gömülüp ağlarsınız umut arama yolculuğu vardır belki sırada bundan daha da zor bir iştir belki ama denenebilir yine de
- rahat uykuya geçme zamanı.


