interrail ile ilk defa yolculuğa çıkacaklar için bir kaç ipucu kırıntısı:
yola çıkmadan önce amacınızı belirleyin, mümkün olduğunca fazla yer görmek mi, yoksa daha az yeri adam gibi gezmek mi, biletinizi alırken bölgelerinizi bu esasa göre belirleyin.
trenle gidip dönerseniz büyük bir ihtimalle gidiş ve dönüşte aynı yolları iki kere kat etmiş olacaksınız. eğer bunu vakit kaybı olarak görüyorsanız, önceden kelepir bir
çarter seferi ayarlayıp (örneğin hollanda’ya) uçabilir ve oradan geze geze geri dönebilirsiniz (ya da tam tersi).
bu olay özünde bir keşif gezisi de olsa gidilecek yerlerle ilgili bir ön araştırmanın sayısız faydaları vardır.
hostel denen gençlere yönelik konaklama tesislerinin isimlerini, yerlerini ve yaklaşık fiyatlarını öğrenmeniz, hatta mümkünse rezervasyon yaptırmanız, sırtınızda koca çantayla deli danalar gibi dolaşarak kalacak yer arama sürenizi epeyce kısaltacaktır.
buna bağlı olarak hostelling international (falan gibi bir ismi olan) kuruluşun üye kartını cüzi bir ücret karşılığında yola çıkmadan önce edinin. bu kart tüm hostellerde fiyat indirimi, hatta zaman zaman kalacak yer konusunda öncelik sağlayacaktır.
öte yandan en ucuz konaklama çözümü, geceyi trende geçirmektir. mesafe ve zamanlamayı iyi ayarlarsanız, gece trene biner, bedavaya iyi bir uyku çeker, sabahleyin dinlenmiş ve taptaze olarak yeni bir şehirde trenden inersiniz.
“parkta da yatarım, kaldırımda da yatarım”cılar, yanınıza uyku tulumu ve yaygı almayı sakın unutmayın.
istasyonlarda gecelemeyi düşünenler, hemen hemen bütün istasyonların belli bir saatte kapandığını aklınızdan çıkarmayın.
çantanızı mümkün olduğunca hafif tutmaya çalışın, ilerleyen günlerde bu çantanın ağırlığı, hergün temiz tişört giymenin rahatlığını silip atacaktır.
elinizdeki bilet 2. mevki vagonlarda bedava yolculuk etmenizi sağlar. bu vagonlarda genellikle önceden yer ayırtmak gerekmez. ancak eğer gerekiyorsa bunun için de küçük bir ücret ödemek zorunda kalacağınızı bilin. yine belli bir fark ödeyerek 1. mevkiye, hızlı trene ya da (bizi asıl ilgilendirenler bunlar) kuşetli veya yataklı vagona yatay geçiş yapabileceğinizi akılda bulundurun.
bir kente geldiğinizde, eğer gece kalmayacaksanız, çantanızı her istasyonda bulunan emanetçilere veya jetonlu emanet dolaplarına bırakın, kaplumbağa gibi evinizi sürekli sırtınızda taşımayın (evet o çanta sizin eviniz artık). bundan sonra ilk işiniz istasyonun yakınında bulunan turizm danışma ofisinden bir adet beleş şehir planı edinmek olsun. işte artık kentin sırlarını keşfetmeye hazırsınız.
yola çıkmadan önce uluslararası öğrenci kartı (eğer öğrenciyseniz) edinirseniz, bir çok kolaylık ve indirimden faydalanabilirsiniz. güzel sanatlar ve mimarlık gibi bölümlerin öğrencileri üniversite kimliklerini yanlarına alırlarsa çoğu müze ve galeriyi bedavaya gezebildiklerini hayretle farkedeceklerdir.
ne kadar sıcak mevsimde gidiyor olursanız olun, yanınızda bir adet pantolon (ya da uzun etek) bulunsun. şortla çoğu dini binaya giremezsiniz;
roma’ya kadar gidip
vatikan’ı görmeden dönmeyin.
tüm avrupa kentlerinde
mcdonalds vardır ve fakat tadları türkiye’dekilerle aynıdır. hepsini denemeye kalkışmayın; başka şeyler de tadın.
sigara tiryakileri, sözüm size! sınırı geçmeden önce sağlam bir stok yapın (en kötü ihtimalle demirköprü istasyonundaki bakkal -
free shop kırması amcadan); paranızı duman edip havaya savurmayın. (gideceğiniz ülkelerde tütün mamullerinin fiyatları türkiye’den ortalama üç-dört kat daha yüksektir.) (ah benim salak kafam)
bu yolculuğun yalnızca gezip görmenin ötesinde bir etkileşim olayı olduğunu unutmayın; insanlara yaklaşmaktan, sohbet etmekten çekinmeyin; misafirperverliğin bize özgü olmadığını keşfedin. (yalnız, erkek arkadaşlar için bir uyarı, özellikle italya’da, yaşlı tonton amcalara dikkatli yaklaşın; bu kadar söylüyorum.)
yine interrail veya eurail ile dolaşmaya çıkmış yabancı öğrencilerle muhabbet edin; kanki olun; birlikte mangal yapın; şarap için; kimi konularda ne kadar değişik bakış açıları olabileceğini görüp şaşırın. yolda rastlaşacağınız türklere ise fazla takılmayın; onlardan burada çok var zaten. dönüşte bol bol hasret giderirsiniz.
aksiliklerin, kötü havanın, rötar yapan trenlerin, kılçık istasyon bekçilerinin, gecenin bir vakti tepenize dikilip pasaport kontrolü yapmaya uğraşan nazi müsveddesi polislerin veya bitirim
carabinierilerin sizi yıldırmasına izin vermeyin; bu tam teşekküllü yaşam deneyiminin keyfini çıkarın.
hepsinin ötesinde bu veya başka ipuçlarına da fazla kafayı takmayın (niye yazdın o zaman?). kendi yolculuğunuzu yapın.
iyi yolculuklar!
edit: ikinci paragrafta sözü geçen bölge belirleme meselesi artık geçerliliğini yitirmiştir. zira dangoz
tcdd sistemi değiştirmiş; artık ya tek tek ülkeleri, ya da hepsini birden (global pass) almak zorundasınız.
edit'in edit'i: sistemin değişmesi tcdd'nin suçu değilmiş. brüksel'de toplanan yüksek interrail şurası tarafından alınan bir kararmış. demiryollarının cefakar emekçilerinden özür diler, uyarısı için
viola'ya teşekkür ederim.