• videolar

  • +9 görseller

    • internet
    • internet
    • internet
    • internet
    • internet
    • internet
  1. dünya ülkeleri arasında internete en fazla para ödeyen millet olarak bizi tarihe taşıyacak olan buluştur.şimdilerde adi kota saçmalığı ile hızınız hemen düşmekte.herşey sınırsız 150 tl'den aşağı değil.

    yani birşeyi de sınırsız verin be kardeşim illa tirtikleyecekler bir taraftan.adi kota nedir olm ? sizsiniz adi terbiyesizlik etmeyin.tamam brütüs sakinim .
  2. eve geldim. annemin surat beş karış. "ne oldu" diyorum. "sigortalar attı, babanın dediği gibi bi sigorta var onu indirdim, şimdi banyonun hiçbir şeyi çalışmıyor" dedi. o bunu dedi ya, saman alevi ile yanıp tutuşan bünyem verdi veriştirdi kadına "anlamadığın işe burnunu neden sokuyorsun" diye. resmen ağladı ağlayacak bi şeyleri bozdum diye. hayır şimdi sigortadan ben de anlamıyorum. indirmiş sigortayı, yeniden kalkmıyor. akşam vakti saat ona gelmiş. kapıcıyı bulamazsın, elektrikçi de bulamazsın hemencecik. diğer her şey çalışıyor görünüyor. bir yandan sayıp sövüyorsun, bir yandan da sigortanın kapağında "neyin ne olduğu" yazılı kâğıttan anlamaya çalışıyorsun aşağı inip de kalkmayanın ne olduğunu.

    "f i" yazıyor. f i ne amk? her şey güzel güzel yazıyor "mutfak, lamba, banyo" diye. ona "f i" yazmışlar.


    iyi ki internet var lan!

    önce f i ne demek onu buldum. meğerse kısadevre olup da evde yangın çıkmasın diye bi şeyler ters gidince atıyormuş o sigorta sorun hallolmadan da kaldıramıyormuşsun. sonra f i şalteri indi kalkmıyor (allah belamı versin bu ne ya; ama almanca yazınca hiç o manalara gelmiyor valla) yazdım. çaat gugıl yardımıyla karşıma bir sürü sayfa geldi ve neler yapmam gerektiği yazıyordu. önce sigortaları komple indirdim. sonra takılan sigortayı kaldırdım. akabinde tek tek sigortaları kontrol ettim banyo ışıklarını da eski hâline getirdim, olayı çözdüm. kendimi kahraman gibi hissettim valla.

    oysa internet olmasa, ikincil derecede gugıl gibi bir arama motoru olmasa kedi yavrusu gibi kalacaktım. anneme sinirlenmeye devam edecektim üstelik. şimdi f i ne demek onu biliyorum, evdeki sigortalarda sıkıntı çıkarsa ne yapacağımı öğrendim. yeeey!
  3. einstein der ki: “aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere 8’den fazla kategoriye ayrılırlar. halbuki olay bu kadar komplike değildir. insanlar sadece 2’ye ayrılırlar: iyi insanlar ve kötü insanlar.” hakikaten de öyledir. kötülük vardır, kötülüğün antitezi de iyiliktir. bu sentez dünyanın yaratılışından itibaren devam etmiştir, edecektir de. tabi bu biraz da iyi ve kötüden ne anlaşıldığına bağlı. kanaatimce güç sahibi olmak isteyen kötüdür; paylaşmak yardımlaşmak isteyen insan ise iyidir. kötü insanın nihai amacı gücü elinde toplamaktır, iyiliği araç olarak kullanabilir. iyi insanın nihai amacı ise iyiliktir, gücü araç olarak kullanabilir. bu nedenle kimin iyi kimin kötü olduğu ayırt edilemez. iyi ve kötü kavramının saçma olduğu düşüncesinin temelinde de bu yatar. ama geçmişe bir göz atıldığında saçma olmadığı fark edilecektir.

    eski zamanlarda güç arzusundakilerle iyi insanlar arasında bir denge vardı. insanlar kolayca tarafını belli ediyor, basit bir sentez oluyordu. fakat silahlanma ve endüstrileşme ile beraber bu durum değişti. güç arzusunda olan insanlar arzularına daha kolay ulaşmaya başladılar. güç sahibi olmanın anlamı kapital sahibi olmak oldu. savaşlar çıktı, devrimler yapıldı, bankacılık sistemi gelişti, değişmeyen bir şey vardı: her şey güç odaklıydı. fakat bu sefer bir terslik vardı. bu kapital sahiplerinin antitezi komünizmdi. bunlar katliam yapıyor, özgürlükleri engelliyor ama paylaşmayı istediklerini söylüyorlardı. insanlar ne yapacağını şaşırdı. dine, ahlaka sarılanlar artık kötülerle aşık atamıyorlardı. kapitalizmin antitezi olarak sunulan komünizmin de temelde kapitalizmden farkı yoktu. tüm bunların neticesinde kazanan kapitalizm oldu.

    soğuk savaşın da etkisiyle bilim hiç olmadığı kadar gelişti, uzay araştırmaları, savunma teknolojieri ivme kazandı. bu da başka bir şeye gebe oldu: internet. dünyayı değiştirdi. ama bu meret kapital sahiplerinin pek de hoşuna gitmedi. hatta ünlü banker david rockefeller şöyle dedi: “internet asla var olmamalıydı.” hak vermemek mümkün değil. kenya’da yaşanan bir şey internetin aslında ne olduğunu açıklıyor: 35 yetimin bulunduğu bir barınak saldırıya uğradı ve omari adında bir görevli tek başına çocukları korumaya çalıştı. bu sırada yüzü palayla boydan boya kesildi ve dikiş atıldı. bu olay üzerine aynı yerde görevli başka birisi omari'nin fotoğrafını reddit'te paylaşılıp barınak etrafına tel çekmek için 2,000$ bağış rica etti. birkaç saat içinde ise isimsiz, tamamen anonim olan reddit kullanıcıları hiçbir çıkar gözetmeksizin 50,000$'dan fazla bağış topladı. işte internet bu. hatta son zamanlarda internetin bu tip yerel kötülüklerden ziyade küresel bir etkisi olduğunu da görüyoruz. bir grup isveçli, kurdukları siteyle koskoca holywood’a meydan okuyor. öte yandan julian assange bir site kuruyor, devletlerin gizli belgelerini açığa çıkarıyor.

    internetin bir başka boyutu da eylemler, protestolar. örneğin 2011’deki occupy wall street eylemi, bir grup aktivistin, dünyadaki doğal kaynakların %24’ünün dünya nüfusunun %1’i tarafından tahrip edilmesine tepki göstermesi, “biz %99’uz” diyerek sokağa dökülmesi... ülkemizde ise rantçılara ve "biz dediysek olacak." anlayışına gösterilen ve internette güç kazanan gezi parkı eylemleri yine internetin gücünü ortaya koydu. ardından gelen yolsuzluk iddiaları ise yine internettten yayıldı. internet olmasa kesinlikle bu kadar yayılmazdı bu iddialar. artık insanlar güç sahiplerine, doğa katliamcılarına, bankerlere, petrol krallarına internette örgütlenerek karşı çıkıyor, bazı gerçekler internet vasıtasıyla gün yüzüne çıkıyor. ve artık olay öyle bir hal aldı ki, kimse gidip interneti engelleyemiyor. gizli belgeler ifşa ediliyor, bir yandan güçsüzlere yardımlar toplanıyorken, bir yandan da dünyanın en güçlü insanlarına karşı güçsüzler birlik oluyor.

    bütün bunların gösterdiği bir şey var: 21. yüzyılda kötülüğün antitezi internet olacak.
  4. artık cebimizde olan. ve hala "nasıl bu günleri gördük" diyorum. sahildeyim yahu şu an. ay'a bakip yazıyorum.

    eskiden desktop a , yaşam destek ünitesine bağlıymışcasına bağlı yaşardım.
    sonra laptop, gittiğim her yeri benimle gezdi kerata.
    şimdi cebimde telefonum var ve her yer internet. en uzağım, istersem en yakınım.

    yalnız kalmak bir hayal.
  5. yeni çağın başlangıcı. zaman ilerledikçe, yerini fransız devrimi, kavimler göçü gibi olaylarla alacaktır. internetin farkı şu; insan hayatını bu kadar etkileyen başka hiçbir icat olmadı bugüne dek. insanların ikinci hayatına dönüştü. apayrı hayatlarımız var artık. iyi tarafı şu: dokunulamaz denileni, tabuları bir bir yıkıyor! dinlerin, tabuların katili olacak. ürkütücü tarafı ise; internetle büyümüş kuşak dünya'ya hükmedince, insanın bir organına, uzvuna dönüşecek. ikinci hayatları kaldıramayacak bu dünya. tanrı olsaydım; kıyameti yeryüzüne indirme görevini internete verirdim.