veri madenciliği ile beyin kotrolünün anamerkezi olacak olan ve de 21. yy'da büyük devletlerin dünyanın derin devletleri olmalarına sebep olacak olan icad.
sene 1969, abd savunma bakanlığı (dod) ileri araştırma ajansı'nın (arpa) 4 bilgisayarı kapsayan küçük bir projesiydi. kalifornia'da 3 ve utah eyaletindeki 1 bilgisayarı birbirine bağlayan bilim adamlarının amacı değişik yerlerde bulunan askeri üslerin birbirleri ile haberleşmesini ve bilgi alışverişini sağlamaktı. bu gelişmeler ışığında bilim adamları bütün amerikayı birbirine bağlayacak bir projeye giriştiler. bu sıralarda dynamic re-routing adı verilen bir sistem geliştirdiler. bu sisteme göre birbirine bağlı dört bilgisayar herhangi bir yöntemle a-b-c-d sırasına göre bilgi alışverişi yapıyorlar. mesela a bilgisayarı c bilgisayarına ulaşmak için b bilgisayarını kullanıyor. bir sebeple b bilgisayarı çalışmaz hale gelirse bu sefer yön değiştirip d bilgisayarı üzerinden c bilgisayarına bağlanabiliyordu. bu sayede güvenli bir ağ bağlantısı kurmuş oldular. bu sayede sistem bir anda genişledi. hemen arpa-net ' i ikiye böldüler. parçalardan biri mil-net adını aldı. diğeri arpa-net olarak kaldı. bu sırada ortaya ünlü ip terimi çıktı. bu iki ağ birbirine internet protokol'leri (ip) ile bağlandı. bir ağdaki bir bilgisayar diğer ağdaki bir bilgisayara bu protokollerle ulaşmaya başladı. ve serbest kalan arpa-net dev katılımlarla büyümeye başladı.
ama bu uzun sürmedi.bütün ağlar arpa-net 'in üzerine yüklenmeye başlamıştı ve kaldıramıyordu. bu sırada ortaya çıkan nfs şirketi arpa-net 'e benzeyen kendi özel ağını kurmaya başladı. nfsnet büyük başarı gösterdi ve 20 yıl içinde bütün ağlar nfsnet 'e transfer edildi.
bu sırada sadece metin tabanlı olan bir sistem kullanılıyordu. bu sistem 1989 yılına kadar kullanıldı.
1989 yılında cern laboratuvarlarında çalışan berners-lee, tüm dünya çapındaki bilim adamlarının birbirleri ile çalışmalarını sağlamak amacı ile dünya çapında geçerli olacak hipermetin tabanlı bir bilgi sistemi projesi önerdi. proje hızlı bir şekilde sene sonuna doğru kendini göstermeye başladı. ertesi sene ilk salt-metin inceleyiciler (browser) geliştirildi. barners-lee'nin önerisi temel alınarak hazırlanan dökümanların yapısına html (hypertext markup language- hiper metin anlamlandırma dili) adı verildi. bu html dilini diğer merkezlere aktarabilmek için geliştirilen protokole de http (hypertext transfer protokol) adı verildi. http bir dökümandan diğerine karartılmış anahtar kelimeler yardımı ile geçebilme ve indeksleyebilme imkanları ile donatılmıştı. 1991 yılında bir çok bilim adamı bu çalışmadan haberdar olmuştu ama hala kullanımı çok azdı. 1993 yılında dünyada sadece 50 web merkezi vardı. bu sırada önemli bir gelişme ile ncsa web'in grafik yeteneklerinden yararlanılmasına imkan veren ilk browser olan mosaic'i yarattı.
bu internette bir dönüm noktası olmuştu. dünyanın heryerinde bunlara benzeyen ağlar belirdiler. barındırdıkları çok fazla kullanıcı sayısı ile mevcut bağlantılar da yetmez olmuştu. bu ağlar da a ve b bilgisayarları örneğinde olduğu gibi birbirleri ile bağlanmaya başladılar. artık dünyanın hertarafından ağlar birbirlerine bağlanmışlardı. kısacası örümcek ağının bile gerçek anlamını veremeyeceği bir bağlantı yani internet oluşmuştu.
1971: ilk e- mail gönderildi
1983: üniversiteler, öğrencileri için, ilk kez e- mali adresi aldılar
1985: america online'a ilk müşteri bağlandı
1991: world wide web yapıldı
1994: amazon.com'da ilk kitap satıldı
1995: yahoo'da ilk arama yapıldı
1995: e-bay'de ilk sanal müzayede yapıldı
1996: ilk web kamerası jennicam sahneye çıktı
1998: boston üniversitesi öğrencisi sean fanning tarafından napster yapıldı.
1999: siberuzayda ilk online üniversite açıldı
kaynak: 1999 yılında sözlük.sourtimes.com adresinden bulmuştum bu yazıyı, ancak şimdi orada bu bilgiler yok.. şimdi kaynak kim oluyor bu durumda?
yakın gelecekte ikiye ayrılacak olan olgu..
sonuç olarak internetde; %70'lere varan oranlarda pornografik içerikli bir olgu olması sonucu itibari ile akademik ve teknik bilgi araştırmalarının olanaksızlaşması ve internetin giderek daha da geyik bir ortam olması, yeni tür bir internet oluşumuna gidilmesini şart koşuyor..tam olarak yapım aşamasında olan bu yeni oluşum; gelecek yıllarda devreye girecek ve internetteki tüm gerekli, anlamlı, kurallı tüm herşeyi bünyesinde barındıracak..teknik, kültürel, akademik veya bilim adına araştırma yapacak olanlar bu kısma girip istedikleri bilgilere kısa ve daha çabuk bir yoldan ulaşacaklar..geri kalan tüm geyik öğeleri, chat siteleri, porno içerikli tüm oluşumlar internet bünyesinde kalacak..microsoftun çalışmaları devam etmektedir..etmekteymiş daha doğrusu..
ülkemiz gençliğinin büyük kesiminin damını dötünü açıp webcamler ile sohbet! ettikleri iletiştikleri (hadi be!) sanal alem.ülkemizin güzide gençleri çok fazla hamburger ve hotdog yediklerinden pek üretken amaçlar ile kullanmaktadırlar bu uzayı , bir nevi uzay ancuğuna çevirmektedirler özellikle irc ortamlarında (oratmına mortamına) #zurna gibi kanallardan anlaşılmaktadır ki iletişmek biraz farklı yorumlanmıştır.
sonuçta internet ülkemiz gençliğini paranoyaklığıa , şizofreniye götürecek kadar gelişmiş bir beyini peynir ekmek ile yeme aygıtı halini almış , insanların kişiliksizleştiği bir ortam haline gelmiştir , bu tanımlara uyan bünyelerin elektronik paravan olarak kullandıkları vekişiliklerininmetamorfoza uğradıkları bir yapı olmuştur internet , ezikliklerin saklanmaya çalıştığı ama daha da azdığı elektronik bir paravan...
şu sıralar sorun olduğunu düşündüğüm hede. msn'den kesiliyorlar. sözlükte kimse yok. ne hikmetse ben her daim burdayım hiç düşmedim, sözlükte de cirit atıyorum.*
geçenlerde back to the future 2 filmini seyrederken aklıma gelen olgu. serinin ikinci fiminde marty ve profesör 1985 yılından 2015 yılına giderler. herşey uçuk kaçık teknolojiktir. uçan kaykaylar, sipariş alan robotlar, uçan arabalar, herşey vardır.
fakat internet kavramı yoktur. bir anda o gelecek bana çok boş gelmişti. 1985 yılındaki bir insan için kocaman bir ağ ile birbirine bağlanabilen bilgisayarların olması 2015 yılı için bile ütopik gelmiştir. kim bilir?