lise 2-3ü heder ettiğimiz, arada gidip eskiyi yad ettiğim ama aynı tadı vermeyen lan ortamı. zamanında geveze ve gürültücü veletleri almazlar mıydı içeri, kıl olurdum.
yaygınlaşması ile herkesin yarım yamalak da olsa bilgisayar bilgisine sahip olmasını sağlayan, genelde counter ve age of turnuvalarının çevrildiği, bunun yanında bir çok boş insanın da chat olayına giriştiği mekan...
saatinin bir milyon olması ve evdeki dial-up'tan hızlı olması ile tercih edilen internet erişim noktaları. sıcak tost, çay, sandviç vs. servisi de cabası.
yeni dönemin atari salonları. büyük çoğunluğunda internet bağlantısı bile yoktur. okuldan kaçıp gelen ortaokul öğrencilerine counter strike ve benzeri oyunları oynatarak para kazanırlar.
türkiye'de ilk açıldıklarından beri bebe mekanı olan ve olmaya devam eden mekanlar. allah düşürmesin. bir iki arkadaş toplaşıp nostalji olsun starcraft yapalım dedik bağrış çığrıştan milletin tepesi attı.atari salonlarının varisleri.
allah düşürtmesin denilen yerlerdendir.internette yapabiliceklerinin farkına varıp ön sevişme yapmıscasına tahrik olup gelen zihniyetin akşam üzeri işinizin olduğu anda havai fişek kadar albenili şekilde ekrana sağa sola patlamasının mümkün olduğu yerler.
denizli'de ilk yaygınlaşmaya başladıkları dönemlerde, her gün birisinin basıldığı mekanlardır. chatde küfürleşen küheylanlardan birisi diğerini ip den tespit eder ve mekana gelir, sonrası malum. hatta bir ara bu chat tartışmaları ve takılınan serverda sen opsun ben sopum, bana voice ver geyikleri öyle bir abartılmıştı ki kocaman bir güruh bu entrikaları takip eder hale gelmişti.
-x geldi dün bizim cafeye
-vaay #fjıadsf kanalının founder ı olm o
-biliyorum sop istedim bakıcaz dedi hoca
sabahlamak üzere takıldığımız dönemlerde, gecenin 02:00'sinde mekanın açık olduğunu sızan ışıktan tespit eden polislere
-abi makinaları formatlıyoruz, sabah yetişecek
diyerek chat ve explorer sayfalarını kapatıp, denetim masasını açmamız ve kimisinin bunu yiyerek uzaklaşması kimisinin inat edip mekanı boşaltıncaya kadar nöbet tutması akılda kalanlardan.
çalıştığım internet cafe ile arkadaşımın çalıştığı internet cafe arasında, hatun peşinde koşan abazaları fake nicklerle aldatıp, x cafede bekle gelicem şeklinde birbirimize yollamamız ve abazaları cafenin orasında burasında saatlerce ağaç edip en çok skoru kim yapacak yarışına girmemiz.
birde durumu bile bile yaklaşıp soru sorarsın;
-siz internete girecekmiydiniz
yada
-içecek bir şeyler alırmısınız
cevap standart
-yok ben arkadaşı bekliyorum, birazdan gelecek
yada
-sarışın kısa boylu bir bayan geldimi hiç gördünüzmü ?
-*
ikide bir kopan dial-up bağlantı yüzünden yaşanılan sıkıntı dolu dakikalarda koyulaşan sohbetler ve insanların birbirini tanımaya başlamasıyla takılınan mekanda oluşan arkadaş grupları, beraber yapılan aktiviteler de hoş anılardandır.
ilk açılmaya başladıkları yıllarda 30 pc ye 6 personelin anca yettiğini bir düşünün. harıl harıl insanları mirce bağlayıp istedikleri nickleri vermeye çalışıyorsunuz, bağladıktan sonra nasıl sohbet edeceklerini gösteriyorsunuz ardından asl,nbr,slm gibi kısaltmaları çözemeyen kullanıcılara koşup anlatıyorsunuz, bu arada da cafeye gelen bayan müşterilerin rumuzlarını abaza ordusundan saklamaya çalışıyorsunuz, monitörü görünmeyen en köşe neresi varsa bayanları o tarafa doğru istifliyorsunuz ki güvende olsunlar. bütün bunlar arasında "abi bana karı bul", "kızlar nerde hani", "ben kızlarla sohbet edicem", "şu yan masadaki kızın nicki ne", bilgisayarım kitlendi, "serverdan düştüm", "mesajlarım gitmiyor", "ben bunu beceremiyorum", "bu küfreden hangi cafede" v.b yüzlerce geliştirilebilir soruyla sürekli muhattap oluyorsunuz,o masadan o masaya atlıyorsunuz . klavyeniz o kadar hızlanıyorki bir pc yi mircden yada half-life dan çıkarıp kapatma tuş kombinasyonunu saliseler içinde girip, pc'nin ramleri zart zurt ötmeye başlamış daha ekranda mirc durur gibi görünürken siz diğer masada müşteriye koşuyorsunuz. pornografik sitelere girenleri takip ediyorsunuz sürekli, kullanıcıların arkalarında dolaşıp nereye giriyor ne yapıyor gözetliyorsunuz, kimisi ikazdan anlamıyor meşe çıkıyor, kimisi utanıp çıkıp gidiyor.
oyun turnuvaları düzenliyor, gözcülük, hakemlik yapıyor çocukların hepsininde tatmin olmasını, mutlu olmasını yada mağlubiyetlerini kabullenmelerini sağlamaya çalışıyorsunuz. psikolojik bir savaş gibi. sizden oyun hilelerini, chat komutlarını yalvar yakar isteyen arkadaşlarınıza sayfalarca listeler hazırlıyorsunuz üşenmeden.
cafenin ip si yoğun olarak girilen chat serverından ban yediğinde hemen tanıdıkları devreye sokup açtırıyorsunuz, açtırmaya çalışıyorsunuz. ağzına kadar dolup taşan mekanda, elinizde kağıtlar 15-20 kişilik bekleyen sırası yaptığınız geliyor aklınıza. oturacak yeri geçtim, ayakta duracak yer kalmayacak kadar dolup taşan cafeler, sessiz olalım, sırada x var gelsin replikleri, akşama kadar büyüklü küçüklü onlarca insanı idare etme çabası.
cafe sakinlerine sanki server adminmiş gibi ban yememek için yüksek sesle uyarılarda bulunuyorsunuz
ve o yıllarda bu yıllara neler değiştiğini görüyorsunuz.
o ilk zamanlarda daha başlangıç döneminde işin içinde o kadar yoğun emek verdikten sonra yine işin kaymağını internet yada bilişim sektörüyle hiç alakası olmayan emekli, asker, polis, şoför, aşçı, mermerci artık kim akıl edip 3-5 pc yi bir araya getirdiyse onların yediğini görüyor ve sermayesizliğinize üzülüyorsunuz.
yaşadığım şehirde ilk yıllarda mirc'den ibaret olan internet cafeleri ve internetin 7-8 senede ne noktaya geldiğini, o ilk zamanlarda bilgi sahibi olmayan insanların bu noktaya gelmesinde küçükte olsa pay sahibi olduğunuzu düşünüp mutlu oluyorsunuz.
şehirden şehire sıçrayan mirc kavgaları, flörtler, gurbette parasız kalıp kapınıza gelen mirczedeler geliyor aklınıza.
(bkz: hey gidi günler hey)
istenildiğinde çok güzel dostlukların kurulabildiği, istenildiğinde ise kan davasına dönüşebilecek düşmanlıkların edinildiği, işletilebilecek en zevkli mekanlardan biridir. hepsiyle de 10 numara muhabbetiniz olabilecek olan milyon çeşit adam tanıyabileceğiniz yegane mekan.
eskiden; sağınızdaki solunuzdaki acemi kullanıcıların ekranlarında patır patır açılan pop-up'lara karşı ne yapacağını bilemeyince cafe sahibine yönelip "tahsin abi, ne oldu bu cihaza?" sorusunu duyduğunuz, yanıp sönen "enlarge your penis" şeklindeki dev bannerların gözünüzü aldığı, kravatını rambo misali kafasına bağlayan ergenlerin "amına koduğumun oğlu, köprünün oraya git köprünün" veya "piç kurdu bombayı, git konteynırın oraya acil, ben öldüm ulan" haykırışları eşliğinde counter strike kastıkları, yoğun sigara dumanı eşliğinde külleri üfleyip klavyenizi temizleyerek e-posta kutunuzu kontrol etmeye çalıştığınız, duvarlarında need for speed veya fifa 99 afişleri olan loş ışıklı mekanların genel adı...
efendim genelde evden nete giriyorsanız ve ufak bir işiniz yüzünden bu mekanlara yolunuz düştüyse beyniniz o süre zarfı içinde şekil değiştirebilir.neden mi diğer masalardaki çocuklar oynadıkları oyunlarda durmadan diğer çocuklara direktif verir.yok şunu kas,şunu vur falan filan diye.uyarırsınız çocuklar susar ancak bunlar en nihayetinde çocuktur tekrardan konuşmaya başlarlar.
ilköğretim 3'e giden kardeşimin ödevi için bilgisayardan çıktı almak gerekiyordu. evde de yazıcı olmadığı için çıktım dışarı mahallede bir internet cafe aradım. doğal olarak eve en yakın internet cafeye gittim. ve mahallede uzun zamandır dolaşmadığmı o an anladım. çünkü o internet cafenin yerine market açmışlardı. neyse o ufak çapta yaşadığım şoka hiç girmiyorum.
sonra gittim başka bir internet cafeye. girdim içeri ve bi anda değişik bir duygu kapladı içimi. içerisi tıklım tıklım dolu. tamamen orta okul çocuklarından oluşan bir kalabalık vardı içerde. kimisi counter strike oynuyo kimisi ona benzer ama grafikleri daha iyi başka bir silahlı oyun oynuyo. yani bana çok tanıdık gelen bir ortam vardı içerde. o gürültü, kargaşa, silah sesleri beni bir anlığına orta okul dönemime götürdü. daha counter'ın ilk çıktığı zamanlardı. manyak gibi okuldan çıkar çıkmaz internet cafelere hücum eder ve saatlerce counter oynardık. o oyunun verdiği zevki başka hiçbişey veremezdi bize o zamanlar.
neyse bikaç saniye içinde kendime geldim ve ana bilgisayardaki dayıya derdimi anlatıp aldım çıktıları. ve mekandan ayrılmadan arkamı dönüp son bir kez daha baktım o ortama. ve büyüdüğümü anladım. ama çok güzeldi lan o zamanlar. bi anlık duygulandım işte ne bileyim. hüzünlendim.