farklı bölümlerde farklı uzunlukta staj tarzı doktorluk yapan öğrenciler. kısaca "intern" olarak anılır. doktor ünvanını alanlardan daha çok nöbetleri vardır. sabahın bir körü uykulu ve doktor odası önünde görünürseniz hemşireler tarafından "sen yeni internsün bak adını öğren" replikleriyle yeşillere bürünmek zorunda bırakılabilirsiniz.
doktor olduklarında hemşirelerden intikamlarını almayı planlayan yarı-doktor kişilere verilen ad. doktorların hemşirelerle husumeti, intern döneminde hemşirelerin bu insanlara 'çocuk' muamelesi yapmasından kaynaklanır. bir nevi "hani o küçümsediğin insan vardı ya" diyerek karşılarına çıkarlar ileride.
polise "ben pratisyen hekimim" demekten daha çok işe yarayan ünvanımsı. trafik polisi durdurduğunda ben intern hekimim derseniz yüksek olasılıkla ceza falan yemeden salıverlirsiniz, polis birşey zanneder intern hekimliği. ancak ben pratisyen hekimim derseniz sizi adam yerine koymaz, tusu bile kazanamamış, kıçımın hekimi muamelesi görüp cezayı yiyiverirsiniz.
hemşire-asistan kavramları arasında sıkışıp kalmış, son senesinde kendini kan almaya, sonda takmaya ve her türlü ayak işine adamış "personel muadili" kayıp ruh.
tus ve ayak işleri arasında sıkışmış insanlar, bazılarının 6 sene boyunca en iyi öğrendiği şeyin "verilen işi başkasına satmak" olduğunu görmek acıdır.
iki asistan 20 yıllık karınla sevişmek zevk midir angarya mıdır ? diye tartışmaktaırlar..kendi aralarında bir karara varamazlar internü çağırırlar ona sorarlar..intern zevktir hocam der..angarya olduğunu savunan asistan köpürür ne zevki be diye tam çıkışacakken..intern cevaplar angarya olsa bana yaptırırdınız hocam...
6. sınıf tıp öğrencilerine verilen ünvan,sokakta dilense acıyıp sadaka verilebilecek insan,tus'a mı hazırlansın,orda burda ayak işlerine mi baksın,onun bunun tarafından itilip kakılsın mı,her türlü işkence gören zavallı doktor adayı,yine de o mertebeye ulaşmak hoş bir duygu olsa gerek...
bir benzetme yapılacaksa eğer; "it ite, it kuyruğuna" cümlesindeki "kuyruk" durumundadır.
iki sene önce stajerliğinde sana ders anlatan hocaların internlük döneminde yüzüne bakmaz.asistanlar "ne kadar iş yüklesem kardır " mantığı ile hareket eder.
"oh işlerim bitti akitabımı açıp biraz ders çalışayım" desen, "lan hüseyin intern arkadaşın canı sıkılmış, işi yok mu verelim" derler.
cerrahi servislerde internlük yapmak ayrı bir derttir.
hasta filme mi gidecek, "intern arkadaş götürür."
ameliyathaneye tost gidecek." hadi koçum, kap 3 tost çift kaşarlı olsun"
hasta ameliyata inecek, "git bak bakalım hasta traş etmiş mi?"
"pansuman arabasını getir."
tansiyon , nabız, ateş klasik işleri zaten...
tahlil sonuçlarını çıkar. kan gazı al.
bir de internlerin şöyle bir derdi vardır.daha doktor olmadıkları için hasta yakınları da anlamaz tam ne olduğumuzu.
- hemşire hanım , serum akmıyor.
- (hmmffff)hemşire hanıma söyledin.
- tansiyon ölçtüğünüz için hemşire sandım.
......
(bir garip amca) - kızım beni sana gönderdiler...
(dosya dolduran intern arkadaş)- kime amca?
(amca) - sen sekreter değil misin?
(sinirlenen intern) - yok amca şimdi ben doktorum aslında, ama tam değil. yani bitmedi.bitse tam süper olacak, ama daha var , daha 6 ay var , bunun sınavı var, bunun uzmanlığı var, nöbeti var, zorunlu hizmeti var......
kısacası çekilecek dert değildir internlük....bunun daha kötüsü "cerrahi bir bölümde çöm asistan olmak" tır.