|
|
- kendi eden ve her zaman kendi bulan us sahibi insan kavmi.
(fmteon, 18.03.2006 00:21 ~ 20.03.2006 11:16)
- psişik düşünce yapısını en iyi şekillendiren canlı türü. biz de bu gruba giriyoruz*. konuşurlar, düşünürler ve hatta yazısına güvenen itü sözlükte yazar...
- (bkz: insan evladı)
- bir doğan canku şarkısı.
bir köprü gibidir sırtında hayat taşır
saltanat sürerken içinde acı taşır
hayat o köprüden binbir kılıkta geçer
yollara hem sevgi hem de acıyı döker
insanoğlu yaşamaktan elbet zevk almak ister
düşüncelerden sıyrılıp biraz mest olmak ister
şarkılarla, türkülerle içindekini döker
kuralları değişse de bu oyun böyle
böyle sürer gider oyuncular değişir
bir köprü gibidir insanoğlu dünyada
sırtında kaderi gözlerinde umutla
- insanoğlu olarak zulüm müdür var olmak? yoksa zulüm müdür var olmaya çabalarken göz göre göre es geçmek yaşanılası her şeyi? "insan olmak zor zanaat" miş. biraz fazla mı abartıyoruz insanın oğlu olma durumumuzu... illa ki bahşedilmiş bütün bu yetilerden, veyahut diğer canlılara nazaran bir çeşit ayrımıcılık nihayetinde vücut bulmuş bu bedenlerden yararlanacağız... bazen aşık da olacağız, nefret etmeyi becerebildiğimizden az da olsa; sevilmeyi de becerebileceğiz, sevmeyi beceremediğimiz kadar, kısacası hazmedebildiğimiz kadar yaşayacağız her saniyesini hayatın. duygularımız var ya. feragat etmek imkansız herhangi birinden; ya seveceğiz, ya nefret edeceğiz, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali...
demem o ki, insanoğlu sevmeyi bile beceremezken nasıl isim koyar bu nefrettir diye. nefretin ne demek olduğunu bilmek için sevmenin anlamını bulmak gerekmez mi? ya da tam anlamıyla nefret edebilmek için farz-ı misal bir zaman, bir yerde sevmeyi de becerebilmiş olmak gerektiğini düşünmek cahillikten ileri gelen bir tavır mı? radikal olmaya çabalarken saçmalıyor muyuz ne? sorsan herkesin nefret ettiği biri var, sorsan herkes birine aşık. biraz kolay mı harcamaya başladı insan oğlu, bir diğer insanın oğlunu. gitgide acımasızlaşıyor muyuz ne?
fazla mı abartıyoruz insanın oğlu olma durumumuzu? insanız işte... alelade bir varlık.
ütopik masallarımızda bile şiddetli mi yaşar olduk en saf duygularımızı. şirin için dağları delerken bu kadar kolay mı vazgeçtik diğer bütün her şeyden, dağdaki çoban veya küçücük bir karıncanın hayatı bu kadar mı kayda değer bulunmadı duygularını bilinçli bir biçimde yaşayan tek canlı olarak insanın oğlu için.
duyguların kralı shakespeare, sırf romeo juliet'e aşık diye nasıl bir yılana kıyabildi zehirini çıkarabilmek için. biz seviyoruz diye bir çiçeğin hayatını nasıl sona erdirebildik gözlerinde iki saniyelik mutluluğunu görebilmek için "aşık!" olduğumuz kadının. biraz abarttık mı ne?
severek bu kadar oluyor, bir de nefret etsek neler olur hepimiz biliyoruz... biliyoruz ama söylemiyoruz. düşünüyormuş gibi yapıyoruz ama zerre düşünmüyoruz; düşünmek istemiyoruz. insanız ya. ödün vermek zulüm gibi geliyor kendimizden. kısaca, biz sevmeyi bile beceremiyoruz.
insanoğlu işte... alelade bir varlık.
- evrimin budalalığıdır.
- insanoğlu dediğin
9 ay güne kadar ağlamaz.
10 yaşına kadar sevimli yaramaz.
20 yaşında gençliğin kıymetini anlamaz.
30 yaşında hayatını yaşar parası olmaz.
40 yaşında parasız yaşanmaz.
50 yaşında yolun yarısı kaygılanmaz.
60 yaşında sağı solu belli olmaz.
70 yaşında bir işe yaramaz.
80 yaşında duymaz ve anlamaz,
90 yaşında muhtemelen yaşamaz.
100 yaşında tarih olur unutulmaz.
yalnız istisnalar kaideyi bozmaz...
(yazarını bilmiyorum...)
|