birisi susmuş, küsmuş, niye
diğeri der ki, her şey zevkte
biri de durmuş sadece bakar
öteki kafayı bozmuş yemekle
güneşi sevmez, hep geceyi bekler
koşuyor sanır, sadece emekler
insanlar görmezler
insanlar bilmezler
insanlar duymazlar
ne yapsın insanlar
geceye doymuş şu dünyada
yürü de düşme, şansın varsa
en iyisi oyalan sen kendinle
kimseyi yorma boş derdinle
binlerce çeşittir. binlerce farklı hayat, binlerce farklı düşüncedir. her gün sokakta gördüğünüz binlerce insanın binlerce farklı sorunu vardır. hiç bir şey yapmadan, sakin bir yerde oturup insanları izleseniz,, biraz da tahmin etmeye çalışsanız neler yaşadıklarını, nelerle karşılaştıklarını, huzurlarını, mutluluklarını, kafayı sıyırıcak gibi olursunuz. her insan birbirine az çok benzesede hiç bir zaman iki insan birbirinin aynısı olamaz. herkesin mutlu olacağı şeyler farklıdır. bazen siz de istersiniz sokakta gördüğünüz bir hayatın içine girmeyi, neler yaşadıklarını öğrenmeyi.
gariptir tüm insanlar biraz, insanları düşünmek de gariptir.
bir kurban albümü. şarkı sözlerini yazmak heralde çok angarya gelmiş olacak ki sözlerin harflerini öylesine bir sırada ve çoğu zaman da okunamayacak şekilde yazmışlardır harita şeklindeki kartonete. halbuki yazsalar efendi gibi yeseler canımı. güzel albümdür,sağlam şarkı sayısı ganidir,o ayrı...
kurbanın 3. albümüne ismini veren parçadır."insanlar ve insanlık daha nasıl anlatılabilir ki?" diye kendimi sorugulamama neden olan şarkıdır.örneğin bir kızın kaşarlığı "verince alır fazlasını ister,seninle uyur başkasını düşler" sözüyle çok güzel tanımlanmıştır.insanın kendini havalarda görmesi "koşuyo sanır sadece emekler" sözüyle anlatılmıştır.ayrıca sonunda solo çok duygu yüklüdür.
insanlar..aslında cok garip canlılarız bizler.bir boşluğun içinde hayat bulup bir boşlukla elveda deriz geride bıraktıklarımıza.son vedamızda son bir nefes bağışlarız sevdiklerimize, yeterince şanslıysak ya da şanslıysa çevremizi saran insanlar.nedense hayatı bir kumar olarak görmek çok moda oldu son zamanlarda, "ya kazanırsın ya kaybedersin; hayat budur" diyenler çoğunlukta.sığınılacak ilk ve son boşluk için oynanmış bir kumardır hayat öyleyse.oysa ne kadar budalaca.insan sadece kazanir hayatta, kaybetmez kendini kaybetmediyse son nefesini verirken.kaybettiğimizi düşündüğümüz şeyler yarattiklarimizdir, kazanmaksa yaratıcılığımız.kaybettiysek eğer, kaybettiğimiz yaratıcılığımızdır boşluklardan kaçtığimız dünyamızda.kaybetmek boşluğa gitmek isteyenlerin seçimidir nasılsa.bir bardak su bence hayat, kendi kuyumuzdan çektiğimiz.içtiğimiz suyun içinde çözünmemiş hava ne kadar hacim kaplıyorsa o kadar boşaltmışızdır hayatımızı, o hava kabarcıklarını, yani boşlukları yok edebilirsek eğer, asıl kazanmak diye buna derim ben.nasılsa bardak boşalacak, kana kana içmeli hayattan..
ne kadar severim o insanları!
o insanları ki, renkli, silik
dünyasında çıkartmaların
tavuklar, tavşanlar ve köpeklerle beraber
yaşayan insanlara benzer
tek bir tanesine bile katlanamıyorken, çifter üçer dördüz olmuş, el ele tutuşan, savaşlar çıkaran, aksıran tıksıran uzun vadeli planlarınıza nankörce ihanet ederek durduk yere ölen, lotodan altılı tutturan kişiler.
karanlıkta kalmak istediğinizde gelip bütün ışıkları açarak gözlerinizi kör edenler. konuşmak istediğinizde yanınızda olmayanlar, "adam mısınız ki siz be?!" diye bağırdığınızda gelip sizi dövenler.
bir de arada sırada dudaklarınızda yara bırakanlar.
satılmış fahişeler'dir hepsi.. ibne satıcıların kremli ellerinde okşanmayı bekleyen vitrin bebekleri.. her biri birer fahişe.. her biri bir diğerinin hayatında tek kullanımlık bir prezervatif görevi ve görüntüsünde.. herkes birbirini sikip atıyor bir defalığına.. her birimiz bir diğerinin ırzına geçip hanemize bir sıfır daha ekleyip duvara bir çizgi daha çiziktiriyoruz..
insanlar..
orospu ruhlu kancıklar..
insancıklar..
ibne ruhu taşıyan kansızlar..
düzen fahişeleri..
göğüslerlini bir diğerinin yüzünde süründüren gösteriş köpekleri..
budala piçler..
şehvetlerini bir başkasının bacak arasında tatlandıran ve ballandıran orospu çocukları..
seks misyonerleri..
hayatları karartan uyuşturucu sokucuları..
kokuşmuş götler..
ateşlerini bir diğerinin vücudunda söndüren bitmiş sigara artıkları..
mal havasına sokulmuş bedenler..
izmarit sonluluğunda tükenen vajina dışkıları..
insanlar..
orospu ruhlar'dan doğan orospu çocukları..
düzen notu: bilinçsiz bir kusma halinde insanlığın gelişim süreci gözetilmeden, insan evlatlarından ve kişilerden ve onlara beslenilenlerden bağımsız, düzenden kopuk bir biçimde karalanmıştır.. kimse alınmasın.. alınırsa da ekim geçti başka bi' yere kadar yolu var..
teomanın 2004 çıkışlı en güzel hikayem adlı albümünde yer alan bir parça. sözleri şu şekildedir:
gel
olduğun gibi
tuzla buz et beni
camdanmışım gibi.
bana hatırlat
nasıl bir şeydi
bir şeye inanmak
tutkuya tutunmak
insanlar,
dünya düşmüş üstlerine
kıpırdayamıyorlar
insanlar,
denemiyorlar bile
gel
dudaklarımı sar
nefesini ver
tat bırak ağzımda
ilk sayfaya
döndür beni
haydi alt üst et
iyileştir
gel
haydi acıt beni
o bile yeter
çoraklığımda
istemezsen
eğer gelmezsen
öldür ama
affet beni
müzikal açıdan kurban'ı bulunduğu konumdan 10 kat yukarıya taşımış şarkıdır. albümün geneline bakıldığında aslında pek fazla değişiklik görülmemekte. lakin o eski, sert, yer yer kazıyan kurban, biraz daha melodik olmayı seçmiş ve gayet isabetli bir karar almıştır. sakın söyleme olsun insanlar olsun, genele bakıldığında türkiye şartlarında aşmış şarkılar olarak gösterilebilir. ve tabi ki unut beni kesinlikle bir şaheserdir.