çevreye şöyle kısa bir bakış atmanın bile yeterli olduğu sözdür;beyinde yankılanması veya ağızdan acı bir ses tonuyla çıkması için...
sorsanız herkesin binlerce nedeni vardır;kin için, nefret için,kızgınlıklar,kırgınlıklar için...hayat bu yönleriyle kucaklanır,biriktirilir olmuş...nefret daha büyük nefretlere,kinler daha büyük kinlere...yataklık eder olmuş insanın yüreğinin atışını sağlayan beyin noktalarında.
adrenalinmiş yüksekmiş,ama ne sevgiden ne de iyilikten...hepsi öfkeden...
birde buna bir isim vermişiz-pek popüler-stres...hakkında binlerce cümle kurmuşuz,sebep yapmışız...başım ağrıyor stresten,şu olmuş stres,bu olmuş, o da olmuş stresten...sanki bizim dışımızda bizim hiç katkımızın olmadığı,günah keçisi kıvamı kazandırdığımız kelime.bizim hiç mi suçumuz yok?!yüreğimize,beynimize bütün bu stresle bağdaştırdıklarımızı biz yerleştirmedik mi?
peki bu birikmişlikler? kendini bir şekilde ifade etmek zorundaydı...ettide;savaşlarla,dayaklarla,işkencelerle,ezmekle,tecavüzlerle...
bütün bu yaşamımızın kalitesine,enine -boyuna bu kadar etki eden olumsuzlukları alan bir yürek nasıl oluyorda taşımacılığının ,acısının bile tatlı bir yanı olan sevgiyi,hoşgörüyü taşıyamıyor,yük atfediyor...
hep bir nedenimiz var,kötülükler adına,peki hiç mi nedenimiz yok iyi duygular adına,dış etkiler bu işe dahil olsada en büyük etkeni sadece ve sadece biz ve beynimiz iken...
insanlığımın yüreği sıkışıyor,arada bir de kalp krizi geçiriyor.ama onun ilacı da,zehri de benim...