• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  1. tasavvufta çekilen çilelerden sonra her türlü nimetten ve beşeri aşktan vazgeçip,allah aşkına ulaşmış olma durumu.
  2. anadolu sufi geleneğeinde, allah'ı içinde bulmuş, bu dünyayı ve allah'ı farklı şeyler gibi algılamama (bkz: vahdet- i vücud) olgunluğuna erişmiş insan.
  3. islam tasavvuf ve felsefe düşüncesinde ilk kez muhyiddin ibn arabi'nin kullandığı terim. sadece ve sadece hz. muhammed'i ifade eden özel bir terim.

    öncelikle şunu belirtelim ki insan-ı kamil "olması gereken" bir insan tipini ifade etmez. bu terim "zaten varolan" bir gerçekliğin ifadesidir. bu yüzden terim ahlaki olmaktan daha çok ontolojiktir, var olmakla ilgilidir.

    ibn arabi, islam düşüncesinde en fazla kavram üreten düşünürdür. insan-ı kamil için de otuzdan fazla kavram üretmiştir. bunların geneli diğer din ve düşünce sistemlerinde insan-ı kamil'i ifade edebilecek terimleri kendi sistemine dahil etmesiyle oluşmuştur. böylece ibn arabi'nin fikirleri daha evrensel bir değer taşımıştır.

    insan-ı kamil terimi tasavvuf açısından iki önemli kavramı bünyesinde taşır. daha önce "insan"ı biraz olsun incelemiştik.* "kamil" terimine gelince. bu kelimenin ahlaki bir anlamı yoktur, o iyilik ve kötülük gibi ahlaki tasnifleri dikkate almaksızın bütün özellikleri içermek demektir. bu yüzden kavram ontoloji ile ilgili diyebiliyoruz. yani ibn arabi'ye göre insan varoluşunda kamildir.

    bu kavramla ilgili bilmemiz gereken önemli bir ayrıntı vardır. ibn arabi insanın olgunluk ve yetkinliğinden bahsederken insanı ölçü almamış, "allah'a göre" mevzuya girmiştir. sözgelimi insan-ı kamil'i ifade eden bazı kavramlar allah'ın gölgesi, allah'ın halifesi, allah'ın arşı gibidir. bu nedenle insan-ı kamil biraz da hakk'ın varlığı ve sureti ile ilgili bir kavramdır. yani daha çok oraya bakmamız gerekir.

    bu durum bizi doğrudan efendimizin "kim nefsini bilirse rabbini de bilir" hadisine götürür.* öyleyse kemalin görünüşü bu hadisle ilgili olmalı. sonuçta tüm derdimiz rabb'i bilmektir. dolayısıyla insan-ı kamil, her an hakk'ın birliğini idrak eden ve bu idrakten de kendisine ve allah'a dair bilginin kemaline ulaşan kimsedir. o halde bu terim ontolojik olduğu kadar epistemolojiktir, bilgi ile ilgilidir. insan-ı kamil, bilgisinin de kamil olduğu kimsedir.

    şu önemli ayrıntı dikkatimizden kaçmamalı: biz tanrı için "mükemmel" kavramını kullanırız. allah hem kamil ama aynı zamanda mükemmeldir. mükemmel, varlığındaki olgunluğun, yetkinliğin, güzelliğin vs. ne derseniz deyin taştığı varlıktır. kamil ise "tam" olandır. bu nedenle tanrı mükemmel iken insan ancak kamil olabilir.

    en başta dedik ki bu terim ile sadece hz. peygamber kastedilir. bu, diğer tüm insanların aynı kamillik potansiyeline sahip olmadığı anlamına gelmiyor. her insanda vardır bu ancak bizler unutmuşuzdur. dünyaya geldiğimiz ve kaldığımız her an bu unutuluş artmaktadır. kim bu durumu mümkün olduğunca tasfiye etme yoluna giderse hakk'ın bilgisine o kadar yakın olur. bu tasavvufta özel bir çabayı da ifade eder.*

    insan-ı kamil, küçük alemdir. küçük alem ya da daha yakışıklı bir ifadeyle mikrokosmos ibn arabi'nin düşüncesinde önemli bir yere sahiptir. büyük alem, bildiğimiz yediğimiz her gördüğümüz de ağzımızın açık kaldığı mucizelerle dolu şu kainattır. ibn arabi'ye göre insan-ı kamil işte bu alemin bir özetidir. çünkü bu kainatta hakk'ın bir özetidir. dolayısıyla insan-ı kamil aynı zamanda allah'ın en mükemmel bir şekilde tecelli ettiği insandır. bu yüzden en yetkin bilgiye insan-ı kamil sahiptir. insan-ı kamil ( hz. peygamber ) bu yönüyle diğer peygamberlere de hikmeti öğretir. yani insan-ı kamil bir bilgi kaynağıdır aynı zamanda.

    şimdi hayal gücümüzü genişletelim ve bir tablo çizelim:

    hakk, insan-ı kamil'i kendisi ve alem arasında yaratmıştır. yani sıralama şöyle;

    hakk- insan-ı kamil - âlem.

    böylece allah, ilahi isimleriyle zuhur ettiğinde biz ona "hakk" deriz. imkan vasıtasıyla zuhur ettiğinde yani bir şeyi yaratmak istediğinde ise "halk" deriz. işte bu ayrımı sağlayan yegane varlık "insan"dır, insan-ı kamil'dir. bu nedenle insan-ı kamil allah'ın halifesidir, yani ondan sonra gelir. bu şerefe erişmiş tek insan da hz. muhammed'dir. islam ise işte tüm insanlık bu insan-ı kamil'e benzeyebilsin diye gönderilmiştir. bu açıdan bakınca durum böyle.

    muhyiddin ibn arabi'de insan-ı kamil mevzuunu doyurucu bir şekilde ortaya koyduğum söylenemez. çünkü bu terimin içerdiği yüzlerce başka terim, meseleyi bir yerinden tutup anlatmaya imkan vermiyor. hepsinden bahsetmek de şüphesiz sıkıcı olurdu. bu nedenle konu ile alakalı daha başka kavramlara bakmak ya da bu meseleyi ele alan tümel konulara gitmek daha yararlı olabilir.