çok eskilerden geliyor. unutmadık, unutmayız.
nedir ki insan hayatı? doğmak, çevreye külfet olmak ve ölmek. evet evet. bize öğretilmeye çalışılan şey bu aslında. bize dayatılmaya çalışılan şey bu. bazı kendini bilmez büyük(!) adamların piyonudur insan ve o değersiz hayatı. bozdor bozdur harca hesabı. ama bilmezler ki bozduracak kadar bile değieri olmadığını. olsun ama. yenisi var ne de olsa.
hatırlıyor musunuz
22 temmuz 2004 sakarya hızlandırılmış tren faciası'nı? hatırlıyor musunuz yok yere ölen insanları? hatırlıyor musunuz bütün suçun makiniste yıkılıp bazılarının aklanmasına seyirci kalındığını? n'olacak ki? azıcık insan ölmüş işte. daha çok var. bitmez. mühim olan itibar. mühim olan rant. mühim olan paradır para. paraya bir şey olmasın. insan bulunur/alınır; sorun değil. o masum insanların ihmalkarlık yüzünden ölmesinin üzerinin örtülmesi de bu yüzdendir işte.
(bkz:
denek hayatım)
30 kasim 2007 ısparta ucak kazasi'nın üzerinden yıllar geçti. kazadan aylar sonra bazı gerçekler su yüzüne çıktı. çıkmaz olaydı. insanlığmdan, aynı türü paylaştığımdan utandım o ihmalkarlarla. ihmalkar diyerek basitçe geçiştiriyorum çünkü basit insanlar basit sıfatları taşıyabilir. yalan dolan işlerle onlarca insanın hayatını tehlikeye atmak nedir? onlarca insanı deneyimsiz bir pilotun eline bırakmak nedir? bisiklet mi bu kullandığı da düşe kalka öğrencek? demek ki öyleymiş. bunu da öğrendik işte. bu da oldu; unutuldu. daha doğrusu örtbas edildi, geçti, gitti.
çok zaman geçmiyor üzerinden. tersane kazalarından bahsediyorum evet. bir hiç uğruna ölen insanlardan. söylemesi ne kolay değil mi? "yüz küsur" insan... peki ya ölenlerin yakınları bunu söyleyebiliyor mu? peki ya onlar unutabiliyor mu? hayır! bazı godoman insanların hemen örtbas ettiği olayların kurbanı onlar. unutulmaya mahkum. unutturulmaya mahkum.
11 agustos 2008 tuzla tersaneler bolgesi kazasi’nda kum torbası yerine konulan hayatlarının değersizce kullanılmaya çalışılmasına inat değer sahibi insanlar onlar. ama yok! "ya o 3 işçi yerine daha sonra daha fazla insan ölseydi?" diyen bir yönetim anlayışına kurban gitmek zorundalardı onlar. öyle de oldu. yıl 2009, işçi ölümleri devam etmekte. edecektir de.
geçtiğimiz günlerde
17 ağustos 1999 marmara depremi nedeniyle ölen vatandaşlarımız için anma törenleri yapıldı. bazı kendini bilmez insanlar sırf reyting olsun diye o ölüm dakikalarını anlattırdı canlı yayında. çocuklar babalarının, kardeşlerinin ölümlerini dinledi saniye saniye. nolacak ki? anlatsın tabi. izleyenler de ah yazık desin. kanal izlensin kanal. o çocuğun duygusal yıkımı önemli mi ki? reyting değerleri yıkılmasın. ölen ölmüş zaten.
örnekleri sıralamaktan utandım artık. biliyorum daha çok var ama burada kesmek ve o değerli(!) hayatımı gözden geçirmek istiyorum. belli mi olur? belki de son taramam olur. belki de çöpe atılıp kaybolur. unutulur, unutturulur.
belki bu da alakalıdır;
(bkz:
35 idamı imzalarken elim bile titremedi)