|
|
- ergenlikte olur sanırım.
bir ''masumiyet'' aramaya başlayınca bünye, zihin doğrudan çocukluğa gider.
- dertler, sıkıntılar, karmaşalar ile cebelleştiği andır. zira artık çocukluğun masumiyeti kalmamıştır.
indirimli bilet alırken bile kimlik sorarlar. sokarım böyle işe.
- sözlüğün yaş ortalamasını dikkate alırsak ; kim dönmek istemez ki 7up'a zup dediğimiz günlere..
- tıraş olmanın, hergün sabit bir saatte kalkmanın, emredene dayı ayağı çekmenin zorunlu olduğu koşullara 'ben sıkıya gelemem abi' diyerek işi bıraktığı, eve dönüp yemek hazırladığında ekmeğin olmadığını ama aynı zamanda cepte de tek bir kuruşunun olmadığını farkettiği an.
- ortaokul başlayınca, dershane hocalarının, üzerinde her ders için günlük çözülecek soru sayısının bulunduğu ve o gün soru sayısına ulaşılıp ulaşılmadığını kontrol etmek için, ebeveyn imzası için de özenle yer hazırlanmış, kutucuklu kağıtları dağıttıkları an...
(bkz: kabus)
- kiloduna karpuz damladığını sandığı andır.maalesef anlar ki ; karpuzu doğru düzgün yemiş aslında, sadece çocukluğuna veda etmiş.çocukluğunu terk ettiği ilk andır.
- artık çocuk olmadığını hissettiği ilk an.
- artık çocuk olmadığını anladığı ilk andır
- ilk kez paso olmadığı gerekçesiyle tam bilet kesildiği andır. ne büyük acı o öyle, düşman başına.
- göğsünün iki yanında, öyle herkesle de kolay kolay paylaşılamayacak, korkunç bir ağrı hissetmeye başladığı an...
- okula başlayıp, erken kalkmak zorunda kaldığı, çizgi film izlemek yerine, ödev yapmak zorunda olduğu herhangi bir gün bu isteğin yaşandığı andır. "ya bu kadar işi kim yapacak, keşke yine çocuk olsam" diye cümleler kurarsınız ve bilmezsiniz ki aslında siz hala çocuksunuzdur.
|