merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  • videolar

  1. 5

insanı derinden etkileyen şiirler

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #kültür sanat
  1. olvido-ahmet muhip dıranas



    hoyrattır bu akşamüstüler daima.
    gün saltanatıyle gitti mi bir defa
    yalnızlığımızla doldurup her yeri
    bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
    bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
    lavanta çiçeği kokan kederleri;
    hoyrattır bu akşamüstüler daima.

    dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
    unutuşun o tunç kapısını zorlar
    ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
    işte, doğduğun eski evdesin birden,
    yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
    susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
    ve cümle yitikler,mağluplar,mahzunlar...

    söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir.
    kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
    insan yağmur kokan bir sabaha karşı
    hatırlar bir gün bir camı açtığını
    duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu,
    çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...
    bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

    aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
    halay çeken kızlar misali kolkola
    ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,
    ihtiyar ağaçlı,kuytu bahçelerden
    ayışığı gibi sürüklenip giden;
    geceye bırakıp yorgun erkekleri
    salınan etekler fısıltıyla, nazla.

    ebedi aşığın dönüşünü bekler
    yalan yeminlerin tanığı çiçekler
    artık olmayacak baharlar içinde.
    ey ömrün en güzel türküsü aldanış!
    aldan, gelmiş olsa bile ümitsiz kış;
    her garipsi ayak izi kar içinde
    dönmeyen aşığın serptiği çiçekler.

    ya sen! ey sen! esen dallar arasından
    bir parıltı gibi görünüp kaybolan
    ne istersin benden akşam saatinde?
    bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
    nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
    hatıraların bu yanma vaktinde
    sensin hep,sen, esen dallar arasından

    ey unutuş! kapat artık pencereni,
    çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;
    çıkmaz artık sular altından o dünya.
    bir duman yükselir gibidir kederden
    macerası çoktan bitmiş o şeylerden.
    amansız gecenle yayıl dört yanıma
    ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.
  2. desem ki-cahit sıtkı tarancı



    desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
    rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    sende tattım yemişlerin cümlesini.
    desem ki sen benim için,
    hava kadar lazım,
    ekmek kadar mübarek,
    su gibi aziz bir şeysin;
    nimettensin, nimettensin!
    desem ki...
    inan bana sevgilim inan,
    evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    ve soframda en eski şarap.
    ben sende yaşıyorum,
    sen bende hüküm sürmektesin.
    bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    günlerden sonra bir gün,
    şayet sesimi farkedemezsen,
    rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    bil ki ölmüşüm.
    fakat yine üzülme, müsterih ol;
    kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    ve neden sonra
    tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    hatırla ki mahşer günüdür
    ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
  3. cahit sıtkı tarancı-gün eksilmesin penceremden


    ne doğan güne hükmüm geçer,
    ne halden anlayan bulunur;
    ah aklımdan ölümüm geçer;
    sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
    ve gönül tanrısına der ki:
    - pervam yok verdiğin elemden;
    her mihnet kabulüm, yeter ki
    gün eksilmesin penceremden!
  4. söylemediklerimi işitin lütfen

    bana aldanmayın!
    yüzüm bir maskedir,
    sizi aldatmasın.

    binlerce maskem var,
    çıkarmaya korktuğum,
    ve,
    hiçbiri ben değilim...
    olmadığımı göstermek
    ikinci doğam oldu.

    "kendinden emin biri" dersiniz,
    sanki güllük gülistanlık
    benim için herşey...
    adım güven belirtir,
    ve,
    oyunumun adı
    "ağırbaşlılıktır".
    içimde ve dışımda denizler sakin,
    her şeyin kumandanı ben...
    kimseye gereksinme duymayan
    ben...
    fakat, inanmayın bana,
    lütfen!...

    herşey dışta düzgün ve cilalı,
    hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
    o maske!..
    altta ne güven ne de rahatlık...
    altta,
    karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
    gerçek ben!...
    ama saklarım bu gerçeği savunuculukla...
    kimsenin bilmesini istemem...
    zayıf taraflarımı düşündükçe
    titrer ve sararırım...
    ya başkaları görürse iç dünyamı...
    gerçek ben ve yalnızlığımı!
    işte,
    maskelerimi onun için takarım...

    onun için, arkalarına saklanacak
    maskeler yaratırım...
    onlar,
    gösterişte kullanabileceğim
    parlatılmış yüzlerim.
    beni korur, bakan gözlerden...

    beni olduğum gibi kabul edecek,
    sevecek
    bakışları bulamazsam,
    solacak kuruyacak gerçek ben...
    ve,
    ben bunu biliyorum.
    beni kendi maskelerimden kurtaracak,
    kurduğum hapishaneden kaçıracak
    diktiğim engellerden aşıracak,
    beni seven,
    beni anlayan
    bakışlar olacak.
    bana,
    "sen değerlisin" diyecek,
    "maskesizken daha bir insansın"
    "daha yakın, daha bir dostsun"
    diyecek bir bakışa
    beni gören bir bakışa
    muhtacım...

    benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!...
    uyarırım seni dost!..
    uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
    sana kendini kolayca açamayacaktır...
    bütün gücümle tutunacağım maskelerime
    ne kadar sokulursan yakınıma,
    o denli şiddetli geri iteceğim seni...
    kim olduğumu merak ediyor musun?
    hiç merak etme...
    ben çevrendeki
    her erkek ve kadınım...
    maske takan her insanım.

    charles c.finn
  5. aysel git başımdan ben sana göre değilim
    olümüm birden olacak seziyorum
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    aysel git başımdan istemiyorum
    benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
    dağıtır gecelerim sarışınlığını
    uykularımı uyusan nasıl korkarsın
    hiçbir dakikamı yaşayamazsın
    aysel git başımdan ben sana göre değilim
    benim için kirletme aydınlığını
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    ıslığımı denesen hemen düşürürsün
    gözlerim hızlandırır tenhalığını
    yanlış şehirlere götürür trenlerim
    ya ölmek ustalığını kazanırsın
    ya korku biriktirmek yetisini
    acılarım iyice bol gelir sana
    sevincim bir türlü tutmaz sevincini
    aysel git başımdan ben sana göre değilim
    ümitsizliğimi olsun anlasana
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

    sevindiğim anda sen üzülürsün
    sonbahar uğultusu duymamışsın ki
    içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
    uzak yalnızlık limanlarına
    aykırı bir yolcuyum dünya geniş
    büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
    çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
    sakın başka bir şey getirme aklına
    aysel git başımdan ben sana göre değilim
    ölümüm birden olacak seziyorum
    hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
    aysel git başımdan seni seviyorum

    atilla ilhan
  6. kimse bilemez bunu benim bildiğim kadar
    bir yaşamdan fazla bir yaşam yaşayanlar
    ölürler birden fazla

    ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
    bu böylece biline,
    kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
    kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
    korkak, bir öpücükle,
    yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

    kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
    kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
    bazıları öldürür şehvetin elleriyle,
    altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
    bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
    böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

    kimi pek az sever kimi derinden
    biri müşteridir diğeri satıcı
    kimi vardır gözyaşıyla bitirir işi
    kiminden ne bir ah ne bir figan
    çünkü her insan öldürür sevdiğini
    yine de ölmez insan…
  7. akşam erken iner mahpushaneye
    ejderha olsan kar etmez.
    ne kavgada ustalığın,
    ne de çatal yürek civan oluşun.
    kar etmez, inceden içine dolan,
    alıp götüren hasrete.

    akşam erken iner mahpushaneye.
    iner, yedi kol demiri,
    yedi kapıya.
    birden, ağlamaklı olur bahçe.
    karşıda, duvar dibinde,
    üç dal gece sefası,
    üç kök hercai menekşe...

    aynı korkunç sevdadadır
    gökte bulut, dalda kaysı...
    başlar koymağa hapislik,
    karanlık can sıkıntısı...
    "kürdün gelini"ni söyler maltada biri,
    bense voltadayım ranza dibinde
    ve hep olmayacak şeyler kurarım,
    gülünç, acemi,çocuksu...

    vurulsam kaybolsam derim,
    çırılçıplak, bir kavgada,
    erkekçe olsun isterim,
    dostluk da, düşmanlık da.
    hiçbiri olmaz halbuki,
    geçer süngüler namluya.
    başlar gece devriyesi jandarmaların...

    hırsla çakarım kibriti,
    ilk nefeste yarılanır cıgaram,
    bir duman alırım, dolu
    bir duman, kendimi öldüresiye,
    biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
    ama akşam erken iniyor mahpushaneye.
    ve dışarda delikanlı bir bahar,
    seviyorum seni,
    çıldırasıya...
    `
    ahmed arif`
  8. açık kalp ameliyatı/ altay öktem
    .........................................................
    .........................................................
    herkes birbirine fazla narkoz versin lütfen
    rica ederim zorluk çıkarmayın baltaya
    korkuluklara saygılı olun mesela, tırmanmayın
    direklere neye yarar bu; neye yarar ısıtmak
    dün ölen bir kadavrayı mor bir aşk uğruna

    açık bırakıp bu kalbi ameliyat masasında
    resim yapmalı, deli gibi resim yapmalı
    kayıp bir turuncu kokusu var havada
  1. 5