when the silence beckons,
and the day draws to a close,
when the light of your life sighs,
and love dies in your eyes,
only then will i realise,
what you mean to me.
şarkının sonundaki yaklaşık yarım dakikalık kalp ritmi ile insanı huzura erdiren harika anathema parçası.sözleri ise vurucu.alternative 4 un vazgeçilmeme sebeplerinden biri.
alfabedeki harflerin yerini sıra olarak rakamlara dönüştürüp sözlüğe yazmasıyla büyük sevaba geçmiş olan yazar. artık saymamıza gerek yok sözlükten açıp bakarız lazım oldukça.
ilk akla gelen anlamında iç sessizlik manasına gelen ingilizce söz öbeği.diğer anlamları olarak gizli sessizlik,ruhani sessizlik söylenebilir.açıkçası benim en çok hoşuma gideni ruhani sessizlik olanıdır.gizli sessizlik de anlam olarak ilgimi çekmektedir,zira sessizliğin gizli olması onun dışa vurulması ihtimalini de çağrıştırır ki bence bu oldukça ilginçtir.
shroud of false ile birbirini tamamladığını düşündüğüm bu nedenle hep ardarda dinlediğim anathema eserlerinden biri.hiç bıkmadan dinleyeceğiniz ender parçalardan biridir.
kesinlikle bu gece bu saatler de dinlenmemesi tavsiye edilir. üzüldüm ya! bildiğin depresif manyak oldum. playlistin gazabına uğradım üstümde bir back magic var, bu saatten sonra daha da kendime gelemem..
*
"when the silence beckons,"
sessizlik, beni hep çağıran. hep çağıracak olan.
önceleri tek arkadaşım ve belki konuşmama sebebim..
sonradan, sana dönüştü sessizlik. biraz sana, biraz bana çalarak.
ve daha da çok sevdiğim bişey oldu sessizlik.
siyah değildi eskisi gibi.
siyah benim en sevdiğim renkti ama olsun, yine de değiştirdi(n) bişeyleri.
sessizlik, yine çağırıyor işte.
ama sessiz değil sessizlik, sensin işte.
"and the day draws to a close,"
bir gün daha..
bir gün daha bitiyor ve yine ışığın içine uzanıyorum,
bişeyler yazıp çiziyorum.. bu kez tek başıma.
sanki yine sen varsın gibi,
kelimeler ikimizin, ama kalem benim elimde..
her gün yaptığım gibi karalıyorum işte. saçmalıyorum,
"içsel sessizlik"imin bana fısıldadıklarını kağıtlara fısıldıyorum, ya da sana..
gitarımın tellerine hem, belki de duvarlarımla konuşuyorum.
"when the light of your life sighs,
and love dies in your eyes,"
yaşam işte. yaşam. yaşamıyordum ki ben.
sessizliğim sana dönüşmeden önce, şarkılarım ikimizin olmadan önce.
ya da belki, "sen gittikten sonra" yaşamayacağım ben.
bu yüzden aşk ölmemeli gözlerinde. hep orada kalmalı.
sana baktığımda görmeliyim, uyurken bile hissetmeli..
yaşam işte, yaşam. sen ve yaşam. birbirine bu kadar yakın başka iki şey daha görmedim sanki..
yaşam ve sen..
"only then will ı realise,
what you mean to me."
belki sen..
belki de ben, bilemiyorum.
"aşk ölmemeli gözlerinde." demiştim ya, benim de öyle aslında..
hani olur da sönerse, -ihtimallere akıyorum sadece, gözlerine bakmadan ihtimallere akmak istiyorum şimdi-
sen, ya da ben..
çok sonraları anlayacaksın, neden ağladığımı,
belki neden kayıtsız kaldığımı..
ama anlayacaksın mutlaka işte, göreceksin..
çok sonraları hissedeceksin..
ya da bensem eğer o,
sen çoktan gitmiş olacaksın o zaman..
arkana bakmış, ama beni hiç görememiş olarak..
görmelisin ama, bakmana bile gerek kalmamalı hatta..
yaşam benimle olmalı hep, hep..
sen benimle olmalısın.
-"still love you" dersem bir de sessizce.. o sönmekte olan ışığın son çığlığı olur işte.. o yüzden öyle sessiz, cılız.. "hala seviyorum"dur çünkü.. incecik de olsa beni bağlayan bir şey vardır sana, yaşama..-
hayatınızın en güzel günü gerçirdikten sonra oturduğunuz pc başında açmaya kalktığınız bir playlistte rastgele denk gelerek adamın ağzına sıçan şarkılar yapan mükemmel grup anathema'nın harika şarkısı.. hele sonları yıkar geçer..