inka parei 

adana çık aradan

  1. kentin karmaşasına sıkışmış insanların öykülerini,iyilik ve zorunluluk kavramlarına dair toplumsal dayatmaları anlattığı gölge boksörü adlı kitabıyla dikkat çeken yazar.
    "hep aynı.sabah koyu kahve içine düşen bir küp şeker.öğlen avare sokaklarda yalnız adımlar.akşam kömüre bulanmış ellerimle çevrilen kitap sayfaları,gece günlerin devamı gibi yaşanan rüyalar.hayatımın rutinini tek değiştiren dışardaki buldozerin sesleri.artık birşeyleri değiştirmek için vakit bile harcamıyorum.iyi biri değilim.beynimden geçen onca korkunç düşünce varken herkesi sevdiğimi söyleyemeyeceğim.elime bir silah alıp yoldan geçeni ateşe tutmadım ama bunu istemiş olmak bile kötü olmaya yeterli
    ...yaptığım pek çok zararsız kötülüğün tek nedeni biraz heyecan arayışı
    ...zayıflıklarla uğraşmak benim işim değil,bu eksikliklerimden hiçbiri beni şeytanın avukatı yapmaz ama iyi bir insan mertebesine ulaşmak için daha çok çalışmam gerek.umrumda değil.
    kreuzberg'in gürlitzek istasyonu çevresindeki bloklarda dolaşırken ikinci sınıf insan muamelesi gören halklara yakın hissediyorum kendimi.derimin rengine uyum sağlayamayan bir düşünce sistemim var.özgürlükleri için durmadan savaşmak zorunda olan bu tembel halk ilgimi çekiyor.kendimi yakalamak için sorumluluklarından vazgeçen beni anımsatıyorlar.
    ...çok sıkıcı.sokaklardaki protestolar,politika,madonna için kendini paramparça eden hayran kitlesi,otobanda yarışan arabalar.bir anlık zevklerle tatmin olan insanlar macerayı teğet geçiyor.taşradan gelen insanlar memleketlerine düşmanca bakıyorlar.şehirlilerse bütün bir çocukluğun tiksintisinin üzerine yükleyemeyeceği kadar çok izlenim,değişiklik ve trafikle mücadele ediyor.ben onları hızlı adımlarından tanıyorum.
    geceleri seviyorum.rüyalar kahraman olduğum film sahneleri.birbirlerine karışıyorlar,zamandan kopup korkularımda yaşıyorlar.bu iyi bir durum.beni yaşlanmaktan ya da alzheimer vakalarından biri olmaktan koruyor.benim günler süren maceralar zannettiğim kurgular birkaç saat içerisinde tükenip yerini terleme nöbetlerine bıraktığında uyanıyorum.bazen geleceğin yansımalarını ya da geçmiş hayatımın farkına varamadığım anılarını düşlediğimi sanıyorum.sessizlikle baş etmeye çalışıyorum.etrafta oturan sıradanlığa bulaşmış insanlar.sessiz anlaşmalar imzalardan daha etkili.
    yok etmekten garip bir zevk aldığımı inkar edemem.ardından uyanıyorum.rüya olduğunu ışığın odama doluşuyla fark ettiğim hikayeler beynimi oyalayıp duruyor.yine hiç dinlenmemişim.
    hareket ettiğim her an ideal kendimin peşinden koşuyorum.hoşgörü,irade,memnuniyet,tatmin..durakta beni bekliyor.otobüsüm yeterince dolu,bir dahaki sefere diyerek kendilerine el sallıyorum.ardımdan gelen otobüse takılırlarsa gidecekleri durağa daha çabuk varabilirler.ben şehrin gürültüsünü takip eden sokaklar boyunca ilerliyorum.düşman içimde,olmak istediğim kendimde.bana olası bir süper kahramanın güçlerini hatırlatıyor.çevremde gördüğüm başkalarının korkularıma katkısı yok.ben kendim için yeterince yoğun çalışıyorum.
    düşünmek gözlerimi yoruyor.
    yeniden uyuklamaya başlıyorum.banka soygunları,kovalamaca,çaresizlik içinde ölen bedenler.macera filmlerinde buluyorum kendimi.stanley kubrick yorumlarından biri.yüzler ve mekanlar zamandan dışlanıyor.keşke her günü böyle yaşasak."

    modern çağa kafa tutan bir kadının hikayesini anlatıyor inka parei bu satırlarıyla.yumuşak,ağdalı anlatımlara ihtiyacı yok,çünkü hayat bu kadar sert ve kötüyken bunun göz boyama olduğunu,gerçeği bir masal aleminden fırlamış gibi anlatmanın insanı içinde yaşadığı gerçekliğe yabancılaştırdığını düşünüyor.günlük hayatın mekanik döngüsü içinde kendine sıradışı ve sürekli yenilenen kurgular yazıp içlerine sığınıyor.insanların sebepsiz yapılan iyiliklere gösterdiği kuşkucu tepkileri,ve aynı zamanda insanlara sebepsiz iyilik yapmayı toplum hayatının vazgeçilmez erdemi olarak görmeyi irdeliyor.ve farkediyor ki bu içten gelen bir şey değil,sözsüz anlaşmaların en altına yazılmış okunamayacak kadar küçük harflerle yazılmış bir külfeti.çünkü iyilik,zorunluluk duygusundan sıyrılınca yapılan,ve ancak o koşulda anlam kazanan bir şey onun gözünde.oysa o,bunun yerine tanımadığı sokak insanlarının hikayelerine,yalnızca dinleyerek dahil olmayı bile bu planlı ve takdir hedefleyen iyilik gösterilerinden çok daha içten buluyor.
    ve son olarak,gölge boksörü yabancı olmadığımız şeyleri acı çekmenin asalet dolu zevkinden arıtarak anlatan,bildiğimiz şeyleri hatlarını keskinleştirerek yüzümüze çarpan,okunası bir roman.
    (liselle, 14.09.2007 00:39)