dikkatli bir şekilde altyazılı film/dizi izlemek. özellikle tanıdık gelen, daha önce duymuş olduğunuz fakat anlamını bilmediğiniz/hatırlayamadığınız/karıştırdığınız kelimelerin anlamları bu şekilde çok daha hızlı öğreniliyor.
itü'de halihazırda ingilizce öğretmenliği yapan hocamız brooks emerson bir teknik öğretmişti. ben mantıklı buldum siz de bulun.
bir filmi ele alın, önce türkçe seyredin. artık konuya hakim olduğunuz için bir de altyazılı seyredin. şimdi hem konuya hem de az çok gerçek repliklere hakim oldunuz. şimdi de ingilizce altyazıyla seyredin. daha sonra şuursuzca altyazısız ingilizce seyredin bi on kere. gözlerinizi hastanede açtığınızda büyük ölçüde ilerleme kaydetmiş olacaksınız.
anime izlemek kesinlikle bu yollardan biridir. türkçe altyazılı anime bulmanın zorluğu sizi bir ingilizce ustası yapabilir. hatta animelere meraklanıp bir de manga okumaya başlarsanız ingilizceniz über olur.
kendi kendine ingilizce konuşmak,ingilizce şarkı sözlerini algılamayı denemek,ingiliz arkadaş yapmak,bol bol cnbc-e izlemek gibi yöntemlerin içinde bulunduğu, günlük hayatta evet denmesi gerek yerde yes demek abartıp yeah demek bokunu çıkarıp yeapp demek,hoşçakal yerine bye bye, byes demek,türkçe kelimeleri bir ingilizin okuyabileceği hale getirmek gibi sacmalıkların bulunmadığı metotlardır.
kişinin amacına göre daha çok bireyin kendi çabası sonucu ortaya çıkan yollardır.
en önemlisi içsel ya da dışsal bir motivasyon ihtiyacıdır. kişi o dili öğrenmek için gerçekten bir ihtiyaç duyuyorsa dili mutlaka öğrenir ve geliştirir. en önemli yol istemektir. çoğumuzun yaptığı bir hata vardır: ingilizce kelimeleri sadece türkçe karşılığı ile çalışmak. oysa bu sadece dil yetimizi sınırlar çünkü bir kelimenin birden fazla anlamı vardır ve kelimeler bir bağlam içinde anlam bulur. hani bazı insanlar vardır. sürekli dilin nankör olduğundan falan bahsederler, çok çalıştıkları kelimeleri çok çabuk unuttuklarını oysa dil kendine karşı nankör davranan kişiye nankörlük eder sadece. bu türkçemiz için de geçerlidir. ingilizce bir kelimeyi öğrenebilmek için en az altı kez onu bir olay örgüsü içinde görmemiz gerekir. kelime herhangi bir kalıp içindeyse o kalıpla birlikte kullanımı öğrenilmelidir.
ingilizceyi geliştirmenin pasif yolları kitap okumak, film izlemek ya da müzik dinlemek şeklinde olabilir. bunlar da kişi farkında olmadan hem grameri hem de kelimeleri tekrar eder. tabii ki kitap okurken de dikkat edilmesi gereken birçok nokta vardır. her kitap her seviyeye hitap etmez. bir kitabı aldığınızda ilk olarak birinci sayfa ve rastgele bir sayfa okunur. içinde 5-6 kelimenin üstünde bilinmeyen kelime varsa o kitabın seviyemizin üstünde olduğu söylenmektedir. her kelime sözlüğe bakılmamalı ve sözcüğü bağlamdan tahmin etme yöntemi kullanılmalıdır.
kelime hazinesini geliştirmenin en güzel yolu da küçük bir kelime defterine sahip olmaktan geçer. kelimeler mümkünse eş anlamlılarıyla ya da zıt anlamlarıyla yazılmalı ve cümle içinde kullanılmalıdır. aslında dil öğreniminde renkli kalemlerin ve markerların da önemi büyüktür. özellikle kalıplaşmış ifadeler markerlar ile işaretlendiğinde zihinde daha kalıcı oluyor. şu anda pekçok sözlük cd'ye sahip olduğu için daha kısa zamanda sözlük çalışması yapılabiliyor.
birçok kişi yazma olayından sıkılmaktadır ama en üretken ve aktif olduğumuz bölümlerden biri de yazma becerisidir. okuma, dinleme ve konuşma becerilerinin bileşimidir.
dili geliştirme yollarını bulmaya çalışırken mümkün olduğunca gramer bölümünde ayrıntılarda boğulmayalım. çünkü aslolan iletişimdir. bu ifadeden gramer gereksizdir yargısı çıkmıyor tabii ki. önemli olan anlamak ve anlatabilmektir yani iletişimdir.
müzik dinleyip anladığın kadarıyla şarkıların sözlerini çıkartmaya çalışmak..kesinlikle işe yarıyor..anlamlı birşeyler elde etmeye çalışırken gramer de gelişiyor..
work and travel da iyi olabilir ama yabancı bir ülkeye gidip amelelik yapmaya değer mi bilmiyorum. kuşadası alanya dolu turistlerle. bu şehirlerimizde garson olarak da geliştirir
yabancılarla internet ortamında sohbet etmenin yararlı olacağına inanılmasına karşın, öyle olmadığı hatta bunun dil bilgisini gerilettiği tespit edilmiş ve kaçınılması gerektiği söyleniyor.
ezber yapmak, ingilizceyi en hızlı geliştiren metotlarından biridir.pasajlardan mürekkep bir kitap alınır, kelimeler çıkarılır,anlamlarına vakıf olunur ve pasajlar ezberlenir.bu şekilde kelimelerin cümle içinde kullanılış şekilleri ile birlikte anlamları hafızada yer eder.
küçük küçük kağıtların bir yüzüne kelimenin türkçesini, öbür yüzüne ingilizcesini yazıp cebe doldurup tüm boş zamanlarda tombala gibi çekip kelime öğrenen insanlardan olmamak ingilizceyi geliştirmenin en vermli yoludur.zira bu şekilde bi bok öğrenilmez.
bu konuda türk dil kurumu nun faydası olamayacağı kesindir (hele ki önce türkçe 'yi düzeltmeden), varsa idk bu yolları belirleyecektir, kanımca am, is, are a bi kaç bişi daha eklenmesi gerekmektedir, the 'yı da her araya sokmaktan vazgeçirmek yönünde kararlar alınmalıdır.