elinize bir türkçe sözlük, bir de redhouse alın. bakın, muhtemelen birinde elli bin, diğerinde beş yüz bin sözcük olacaktır. bir bu şekilde anlaşılabilir.
bir de dünyanın kuş uçmaz kervan geçmez bir yerinde, misal çin'in soğuk çöllerinin ortasında kısılıp kalmış bir budist manastırına girdiğinizde ingilizce konuşulduğunu görürseniz anlayabilirsiniz.
bir de, bir de ki en acısı budur, insanların ingilizce cümle kurabildikleri halde, ana dillerinde cümle bile kuramadıklarını gördüğünüzde anlayabilirsiniz. misal bir türk "ingilizcemizin geliştiğini anlama yolları" yazmak istiyor ve fakat bunu beceremiyorsa içiniz acır, ama gerçeği kabullenirsiniz.
ingilizce bilgisinin hangi düzeyde olduğunu ölçme yollarıdır.
en güzel yol denek insanını bir adet iskoç konuşmacıyla başbaşa bırakmaktır. eğer denek insanı iskoçun ne dediğini tam olarak anlayabiliyor ve anında mantıklı bir cevap verebiliyorsa ilk uçakla ingiltereye gönderilebilir.
üds, kpds, toeic, toefl gibi sınavlarda göz yaşartan bir performans göstermek, ortalama uzunlukta ve asgari intermediate düzeyinde yazılmış bir ingilizce kitabı makul zamanda okuyup bitirebilmek, bbc, cnn vb. kanallardan haber, program takibi yapabilmek ve en önemlisi de alıp karşına birini ingilizce olarak meramını anlatabilmek, yani teoride süper olup pratikte sıçmamak gibi durumlar bu güzel anket sorumuza cevap niteliğinde olabilir diye düşünmekteyim.
ingilizce hazırlık okuyanların, hazırlık sınıfından sonra bu yolları bulmasına bile gerek yoktur. (lise) hazırlığın yaz tatilinin tamamını emotion kelimesinin türkçesini hatırlamaya çalışan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
gilmore girlsü ve muadili dizileri altyazısız izleyip anlamak, bunlardan biri ve kanımca en önemlisi. hızlı ve uzun konuşan, dırdırcı anneanne-anne-kız üçlüsünü anlıyorsanız bilin ki sırtınız yere gelmez. misal lost dizisi bu konuda bir kriter değildir. lost'u altyazısız izleyip anlıyorsanız boşuna sevinmeyin. sawyer'ın korkunç güneyli aksanı dışında bir handikap yok orada.
ana dili ingilizce olan birisiyle * sözlü olarak karşılıklı konuşurken "şu kelime neydi? bunu nasıl ifade ederim?" gibilerinden düşüncelerin hiç birini aklına getirmemek; türkçe düşünmeden konuşabildiğinin farkına varmak.
yanlışlıkla altyazısı bulunmayan bir film aldığında şimdi ben "nasıl anlayacağım?" diye kara kara düşünürken
birden "ee ben bunları anlıyorum..." demeye başladıysan gelişmekte olduğunu anlarsın.