yüzyıllardır edebiyat ve bilimle içiçe olup britanya gibi sömürgeci bir imparatorluk sayesinde yayılıp daha da gelişmesi sonucunda özellikle edebiyat alanında her çağda başı çekmiş,kendini çok kolay geliştirip yenileyebilen,içinde oluşan çarpıklıkları ve yanlış kullanımları dahi zaman içinde rötuşlayıp sözlüğüne katarak ilerleyişine devam eden dil.
öğrenmesi ve öğretmesi en kolay olan dillerden biri. saçma sapan bir grameri olduğundan, nasıl isterseniz öyle geliştirebilirsiniz. kelime türetmek ise zordur, kökler abidik gubidik olduğundan genellikle kısaltmalar, eş anlamlar kullanılarak türetme yapılır. konuşması zevklidir, benim kulağıma en güzel gelen ise rusların konuştuğu ingilizcedir. seda sayan'ın türkçe konuşması gibi konuşur moskoflar, "r"lere basarak..
ingilizler zamanında büyük bir imparatorluk kurmuş olduklarından, dilleri de tüm dünyaya yayılmış, birçok ülkede konuşulur olmuştur. ayrıca amerika'nın dünyayı yönetme hevesi, emperyalist ve yayılmacı kültür politikası sayesinde, günümüzde ingilizce altın çağını yaşar olmuştur.
fakat ingilizce çok iyi bir durumda diye kendi dilimizden önce onu konuşmaya çalışmak veya türkçesi varken ingilizce kelimeler kullanmak anlamsızdır. zaten bir yabancı dili konuşmak isteyenin öncelikle kendi dilini en iyi şekilde bilmesi ve konuşması gerekir.
ingilizce, gerekli olduğu zamanlar kullanıldığında ve kişinin kendi dilinden önce gelmediğinde, diğer diller gibi sıradan olacak ve bir tehdit unsuru olmaktan çıkacaktır. ama her fırsatta gereksiz yere kullanılmaya çalışıldığında ise hem toplumlar, hem de diller için tehlike olmaya devam edecektir.
hazırlık sınıfı öğrencilerinin adama illallah dedirten dersten sonraki tenefüste 'oğlum keşke ingiltere'de doğsaydık o zaman ingilizce öğrenmek zorunda kalmazdık ' yada 'bu ingilizce'yi bulanın mezarına kibrit suyu dökeyim' diyaloglarına yol açan dil
arapların (bkz: kingdom of heaven), uzaylıların (bir sürü filmde) hatta orcların (bkz: lord of the rings) bile -işte çoğu canlının- seller sular gibi konuştuğu, global dil olarak dünya çapında tarz yapmış dil..internet dili olarak da anılır..
zamanında danimarka işgali altında olduğundan birçok danca kelimenin geçtiği lisan. örnekle:
det=that
der=there
her=here
fisk=fish (çoğulu için de aynı kural geçerli)
kys=kiss
to=two
hånd=hand
nesnelerin cinsiyet kavramı yok
çoğullar farklı değil
zamanlar basit
fiil çekimleri çok basit
ha bu demek değildir herkes süper ingilizce konuşacak vs vs, ben orta seviyede biliyorum diyebilirim bu dili ki 10 küsur sene eğitimini aldım. ama eğitimini aldığım, ucundan kıyısından bulaştığım diğer dillere göre bir karşılaştırma yapabilecek bilgiye sahibim ve bu nedenle bu yargıya varıyorum.
kek bir grameri olmasına rağmen fonetik olmayışı ve çok fazla kuralsız kelimesi,grameri olduğu için öğrenmesi zaman alan dil. bir de binbir tane aksan vardır dünya üzerinde. britanya'da bile çok çeşitlidirler. iskoçlar ayrı,gallerliler ayrı hatta ingiltere'nin bölgelerinde bile ayrı konuşulur. böyle siktirboktan bir dildir ingilizce, ama dünya anglosakson kökenli sömürü altında oldugundan kabul görmüştür.
başka bir yabancı dil öğrenmeye kalktığımda kıymetini anladığım insanoğlunun konuştuğu en basit dil. bize öğretilen gramer kuralları bile lüzumsuzdur aslında; nitekim bir zencinin konuşmalarını dinlediğinizde gramerin hatta telaffuz kurallarının bile yalan olduğunu anlarsınız...
1- alanım olmasına rağmen ülkemdeki ingilizce reklam yapan, kesinlikle türkçesini kullanmayan dükkanlara girip "pardon, bu ne demek, biz-ben ve annem- anlamıyoruz?" diye sorduğum, o ilan değişene kadar tanıdığım birçok kişiyi aynı mazeretle o yerlere gönderdiğim,
2- kimi zaman "deli mi ne?" muamelesi gördüğüm,kimi zaman mağazalarda bu dilde yazılmış yazıları ısrarla değiştirttiğim,
3- gittiğim seminerlerde yanımda oturan dinleyicinin "ne kadar agresif değil mi?" sorusunu "evet, saldırgan görünüyor" ya da "sanki bir handikaptan bahsediyor" tepkisine "hayır, bir engelden bahsetmiyor" diye çevirdiğim,
4- müzik dinlerken sözlerini anladığımda beni mutlu eden, anlamadığımda "çok çalışman lazım ,çok" sözünü söylediğim,
5- öğrencilerime sonsuz bir saygı ve sevgiyle öğrettiğim,
6- kimi zaman farkında olmayarak gereksiz yerlerde kullandığım, (-),(-),(-)(-)
7- ders dışında her gün sözlüğünü okuduğum,
8- her ay bu alanı bitirdiğim için maaşımı aldığım,
9- bana birçok dünyaya hitap etmeyi sağlayan,
10- "paylaşma"nın ve "insanları tanımanın" zevkini tattığım ama türkçemden daha güzel olmayan bir dildir.
edit: bu dilin komik bir tarafı da girdiğim mağazadaki görevlilerin bana kelimeyi türkçe açıklarken düştükleri durumlardır. yaşanmadan anlaşılamaz bir olaydır.
kanadalı " english for technical purpose " dersi hocamızın, tek heceli kelimelerin yuzde 80inin almancadan geldigini iddia ettigi dil.nedeni ise eskiden ingilizcenin olmadigi, kıta avrupasından ve özellikle şimdiki almanyadan göç edenlerin ingiltere adasında bu dili oluşturdugu imiş..(bkz: ben onun yalancisiyim)
kolejde okuduğum için herkesin benim gibi bildiğini sandığım, hatta aşırı kolay diye uzunca bir süre aşağıladığım ama sonra ülkemizdeki bilme oranının sadece %1'lerde olduğunu öğrenip kendimden utandığım yabancı dil..fransızca okuyan arkadaşlarım inanılmaz zor geldiğini söylemişlerdi ingilizce'nin. zira fransizca'da herşey kurallıyken, ingilizce'de bazı şeyleri sadece "öyle kabul edeceksin," deyip geçmek zorunda kalabiliyorsunuz.
almanca öğrenmeye başlayınca tapılmaya başlanan dil.aynı zamanda avrupa'daki dillerle alış verişte bulunmuş olduğundan dolayı ispanyolca ya da fransızca öğrenirken kolaylık sağlayan dil.hele bir de ingiliz aksanı vardır ki o apayrı bi olaydır, insanın me'leyesi gelir.