bu kişi muhtemelen cumhuriyet mitingleri'nde bir grup araba şovu yapmaya çıkan (adını da cumhuriyet konvoyu koyan) bilkent öğrencisine "ulan eskişehir yollarında korna öttüreceğinize köşkün önünde sessiz oturum yapın! ordan kornalara basınca mesaj ulaşmıyor kimseye! madem o kadar sahip çıkmaya meraklısınız, gidin köşkün önünde sessiz protesto yapın, atatürk gençliğine yakışın, tepkinizi at koşturur gibi otobanlarda camlardan köpek gibi sarkarak değil; mesajı alması gereken yerde gösterin ulan!!" diye hönkürüp, arkasından da millet toplamaya çalışan; fakat gelin görün ki beklenen tarih gelip çattığında o konvoy yapan, avaz avaz götlerini yırtan gençlerin hiçbiri ortalıkta görünmediği halde; tek başına boyu kadar bayrakla köşkün önünde sap olan, üstüne bir de polisin "napıyosun lan burda elinde bayrakla?!?" sorusuna -maruz kalan-, polise de "bayrak benim bayrağım, ister elimde taşırım ister bedenime sararım! hesabını sormak sana mı düştü!" diye hönkürüp süklüm püklüm "bu memlekette insanlar böyle olmaya devam ettikçe bi' sikim değişmeyecek!!!" düşünceleri arasında eve dönen şahısla aynı kişidir.
bu tanım kısmıydı. bir de bunun şahsi görüş kısmı var.
ben işin siyasi kısmına bakmam arkadaşlar. sağcıymış solcuymuş bana uzak gelir, hayır taraf tutana lafım da yok, ama sadece benim dışımda olan birşey. ama şu var. bu memlekette biz böyle "yok konvers giymiş duyuru dağıtıyor, yok efendim falanca türbanla okula giriyor.. "(ki türban meselesi burada sadece bir örnek, o konudaki fikrim
@3295150 nolu entrym de verilmiştir. ve evet entry dedim az önce.) efendime söyliyeyim "bak bilmem kim ingilizce nick kullanmış aaa bir de milliyetçilik taslıyor hıh!" yaparken memleket elden gidiyor, başa geçen çoban hem kendi cebini hem de pohpohcularının cebini dolduruyor, biz de bu arada sadece birbirimizi yediğimizle kalıyoruz! uyanın lan! uyanın!
ben amerika'da doğdum büyüdüm, vatandaşlığım var, etinden de yararlanırım sütünden de! hatta social security beni o kadar sever ki, mezun olduğum sikindirik kolejin parasını bile onlar verdi! (ve hayır, reşit olduğumdan beri de hiçbir suretle amerika'dan gelen bir parayla geçinmiyorum. aksine bu memlekette okul okumak bile ateş pahasına olduğu için canımı dişime takıp, kendi kendimi odamda dört duvar arasında yetiştirip, bir şeyler üreterek bir yerlere gelmek için makat çeperlerimi zorluyorum.) nickim de ingilizce! ama ben bugün hala millet bana "ulan sen salak mısın lan ne işin var burda??? kaç lan kaç!! ...tirip gitsene amerika'ya!!! millet gitmek için götünü yırtıyo sen haaala..." derken, ben burdan kılımı kıpırdatmıyorum! niye?
ben bu kadar adaletin bile kıt olduğu, hükümetin içine sıçtığı bu topraklarda... niye hala burdayım? benim rahmetli babam
kıbrıs gazisi, o adam bana
vatan kavramını,
millet kavramını,
bütünlük kavramını,
birlik kavramını,
kan kokan toprak kavramını öğretti! kaç taneniz kıbrıs savaşı'nda öldürülen düşmanların köpekler tarafından parçalanmış cesetlerinin fotoğraflarıyla büyüdü ha? ben onlarla büyüdüm. psikopat olup çıkmadım, ama nasıl bir mücadele verildiğini gördüm. kaç taneniz bir şehit/gaziler derneğine gidip eski defterleri karıştırdınız? kaç taneniz sakat kalanların isimlerine şahitlik ettiniz? kaç taneniz bu topraklar için savaşan biriyle oturup iki dem muhabbet ettiniz? ve kaç taneniz o savaşlarda yetim kalan çocukların, dul kalan eşlerin, çocuklarını yitiren anaların babaların hikayelerini üçüncü ağızlardan dinlediniz?
yaparsanız o zaman anlarsınız. milletini sevmek, toprağını sevmek, insanını sevmek... bunlar ne giydiğin kıyafetle, ne kendine taktığın kıçı kırık bir rumuzla, ne de yediğin iki pörsük ekmek arasına konmuş et parçasıyla gelecek şeyler.
ayrıca... millet sevgisi, vatan sevgisi öğretilmez. öğrenilmez. taslanılmaz! içinde varsa vardır, yoksa zaten istediğin kılıfa sokar çıkarırsın.
edit: imla hatası vardı, eksik harf vardı... gözümü gözümü çıkardılar, onları düzelttim.