ingilizce konuşurken yapılmış en büyük salaklık  

 sayfa  / 17
adana çık aradan

  1. başıma gelmiş bir hadisedir. hiç türkçe konuşamayan doğma büyüme londralı bir ingilizce öğretmenime derdimi anlatırken not here yerine almanca nicht hier deme gafletinde bulunmuş ardından da anlaşıldığımı düşünerek hocamın şaşkın bakışlarına rağmen kendisinden cevap beklemiştim.
    (dedi ki normal, 07.03.2005 00:34)
  2. (bkz: look at the başlık on my head)
    (kornish, 07.03.2005 00:48 ~ 00:48)
  3. taksimde yönünü bulmaya çalışan bi grup turiste hali hazırda hazırlıkta okuyan fakat henüz hazır olmayan itünün gururu öğrencilerimizin yaptığı gibidir..
    hilton oteli tarif etmek için tarzan-jane diyaloğuna döner hadise...
    parmak yardımıyla da işe konulur..
    -go go go...downstairs..a little go..right..right..up to town..
    -!@#$$%#@???
    -you're welcome..(ne zaman istersen canım..ne zaman.anlamında)
    (tutkuyakar, 07.03.2005 13:05)
  4. ben de bir anımı paylaşmak istiyorum. inglizce dersinde tahtadayken, zor anlamına gelen difficult
    kelimesini "difikült" şeklinde telaffuz etme gafletinde bulunmuştum. tabi sonrasında bütünsınıf iptal..
    -phuahahaha!!
    -çocuklar gülmeyin. olabilir..
    (nightscream86, 07.03.2005 14:57)
  5. reklam kelimesinin ingilizcesini bulamayıp bunu reklım diye okuyan bir arkadaşımın ulaştığı son nokta.
    (new mohican is walk on water, 07.03.2005 16:15)
  6. reading dersinde okuyan arkadaşın "how how how" diye geçen diyaloğu hızlı okuması.
    (solti, 07.03.2005 16:41)
  7. marmaris'te bir gece kulübünde dans eden arkadaşım bikaç biradan sonra turist gibi gördüğü iki güzel kıza yaklaşır ve gayet normal biçimde kelimeler ağzının suyuyla birlikte kaymadan "where are u from" diye sorar. kızlardan gelen cevap şöyledir "biz almanya, sen where are u from ?"
    (pablo, 07.03.2005 16:53)
  8. bir arkadaşım titanic'in buzdağına çarptıktan sonraki durumunu anlatmak için ''the ship was injured'' cümlesini kurmuştu, o gün bugündür hala alay ederiz o derece...
    (sechoe, 07.03.2005 17:54)
  9. vidanjör'ün vaydencır diye okunmuşluğu varmış, söyleyenin yalancısıyım.
    (right lane must exist, 14.03.2005 21:38)
  10. hoca kişiden kompozisyon ödevi olarak odasını betimlemesini ister. ertesi gün getirdiği ödevinde şu akılalmaz cümleye rastlar:
    "... and there is a desk in my bedroom and there's a lot of shaking hands on my desk..."

    hoca düşünür düşünür, shaking hands olayına bi mana veremez. ne kadar mana vermek istese de gözünü kapattığında oluşan elleri titreyen birkaç parkinson hastası görüntüsünü silemez... saatlerce düşünür, düşünür... cevap çok basittir. öğrenci sözlükten toka sözcüğüne bakmıştır. fakat türkçesi bu kelime ile aynı yazılan ama anlamı farklı olan tokalaşmak manasına gelen shaking hands kelimelerinin saç tokası manasına geldiğini her nasılsa zannetmiş ve futursuzca kompozisyonunda yer vermiştir. hoca rahat bi nefes almıştır.

    bir de ı'm busy cümlesini "ayem bazi" şeklinde okuyan bir arkadaşı "nice to meet you i'm max çilekli" şeklinde ezmişliğimiz vardır.. çocukluk işte...

    ya successful kelimesini saskesful olarak okuyan arkadaşa ne yapsaydık...
    (hepten aykırı, 14.03.2005 21:56)
  11. hocacağızın uğrayacağı dumur ve idrak yollarında oluşacak geçici iltihap hiçe sayılarak tarafımdan zavallının yüzüne karşı söylenmiş onevery*kelimesidir.
    (guest8644, 14.03.2005 22:01 ~ 22:04)
  12. dudak hareketleri yaparak ingilizceyi daha iyi telafüz ettiğini sanmak.
    (rafael, 14.03.2005 22:09)
  13. hiç bulunmadığın ülkelerin aksanıyla konuşmak gibi vezir oldum sanarken rezil olmana sebep olan durum
    (bınar, 14.03.2005 22:20)
  14. türkçe konuşmanın yasak olduğu matematik dersinde; a lineal got broken diye hocaya seslenmek ve anlaşıldığını zannetmek.
    not: lineal, laynıl şeklinde telaffuz edilmiştir
    (bkz: fen-matematik derslerini ingilizce işlemek)
    (nepenthe, 24.09.2005 03:32 ~ 03:32)
  15. zapping esnasında rastladığım bir görüntü:
    acun denen tv yaratığı, karşısındaki güzel hatun kişiye yazma aşamalarında iken:
    kız ingilizce konuşur...
    acun: you are speaking english as river, dedi.
    bıraktım kaçtım.
    (kerrigan, 24.09.2005 12:29 ~ 12:30)
  16. mekan: english 101 sınıfı.
    ben: are we going to write a disgusting essay?
    hoca:!@#$%#@
    (kay scarpetta, 24.09.2005 13:01 ~ 07.08.2006 22:55)
  17. tatilde rus kızlarla çat pat anlaşmaya çalışan yurdum
    çapkını advanced ingilizcesi ile kızı bitirmiştir.
    kız:thank you
    çocuk:very much
    kız:!?!?!??!
    (carmelo, 24.09.2005 13:34)
  18. yıl 1994, ben hazırlıktayken annemin durumun ehemmiyetini göstermek için anlattığı bir semra özal şehir efsanesi vardı, bu bayanın büyük bir kalabalığa yaptığı konuşma sırasında "law makers" yerine, "love makers" diyerek mantar olduğuna dair.

    edited by exfloresse: kanuni sultan süleyman'ı anlatmaya çalışıyodu.
    (bınar, 24.09.2005 14:18 ~ 19.04.2006 17:43)
  19. hollandalı bi hatun where are you from diye sorduğunda benim verdiğim yanıt:
    -ı am from londra.
    -whatt?
    -oh sorry im so drunk now and i dont know what im sayin.

    birde belçikadayken bir ladyi aradım telefonla
    -madam yani sen are u on holiday?
    o sinirle araya türkçe kelimeler de karışıyor elbet.
    (sercekafasi, 24.09.2005 15:19)
  20. turist: excuse me, do you speak english?

    ben: no i don't. *
    (akaydo, 24.09.2005 16:16 ~ 16:16)
  21. hoca, içinde always, often, rarely vb. bulunan bi cümle kurulmasını ister.

    eleman: i always lefkoşa.. (sınıf kopar. ama çok şaşırmamak lazım, imam cemaat ilişkisi)
    hoca: yu vil lörün istep bay istep.
    (moya the song, 24.09.2005 19:31 ~ 27.05.2006 17:13)
  22. "what is the thick of you skin?" sorusunu anlamayan kişiye
    "skin'in kalınlığını soruyor." diye tercüme eden kişinin yaptiği hata.
    (warbringer, 24.09.2005 21:01)
  23. nescafe - niskeyf (arkadaş hava atmaya çalışır iken)
    (possible dreams, 24.09.2005 21:05)
  24. hazırlık sınıfındayken bizim ingilizce öğrenmemize katkıda bulunmak isteyen salak müzik hocamızz hayatının hatasını yapmıştı. bizler ingilizceyi henüz yeni öğrendiğimiz için kendimizi bir bok sanıyorduk ve yapılan her hata bizim için taşak konusuydu. zavallı müzik hocamız da bize ingilizce şarkı öğretmeye kalkıştı başına geleceklerden habersiz. şarkının sözleri "if you are happy and you know it clap your hands"ti ve hoca "know" kelimesini kınov diye talaffuz ederek rezil rüsva olmasını engelleyemedi. hocanın hatasını düzeltip ona doğru telaffuzu öğretmemize rağmen biz bütün sınıf, ders boyunca şarkıyı kınov şeklinde telaffuz ederek,yarılarak geçirmiştik. hocaya çok iyi olmuştu valla zira kendisinden hiç haz etmezdim.
    (betty blue, 24.09.2005 22:07)
  25. ingilizce dersinde,gümbür gümbür thunder ı yörelerinde miss gibi ekmek yapılan tandır olarak algılayan ve ballandıra ballandıra ekmeğin bu tandır da pişirildiğinde çok daha lezzetli olduğunu anlatan bi arkadaşımın içine düştüğü durum..
    anlatılanların thunderla alakasını kurmaya çalışan bizlerde bu durumda ingilizce dinlerken yapılmış en büyük salaklık kurbanları oluyoruz!
    (jelly bom, 24.11.2005 02:14)
 sayfa  / 17