hüseyin çelik daha önce öğretmenin aldığı maaşı hak etmediğini ifade etmişti, yata yata para kazanmakla suçlamıştı öğretmenleri. hatta yanlış hatırlamıyorsam bir öğretmenler gününde söylemişti tüm bunları. konu hüseyin çelik değil. uzun yıllardır iktidara gelen tüm partilerin ortak politikasıdır kamu çalışanlarının kusurlarını gözler önüne sermek. kamu çalışanlarını "kusurlu" gösterme politikasının altında kamu çalışanlarının sözleşmeli personelden oluşturulması, özelleştirme gibi niyetler yatmaktadır. memurunu gözden çıkarmış amir davranışıdır tüm bunlar.
eğitimde, sağlıkta ve diğer kamu hizmetlerindeki bozukluğun sebebi şu an bu hizmetleri yürütüyor olan çalışanlardan çok iktidara gelenlerin yürütme/denetleme görevlerini işlerine geldiği gibi kullanmaları yüzündendir. işe alırken ahbap çavuş ilişkilerine göre, ceza verirken siyasi zıtlığa göre, ödüllendirirken aynı tastan çorba içmişliğe göre hareket ederseniz "acaba nerede hata yaptık?" deme lüksüne sahip değilsinizdir. zira hata bilmeden yapılır.
“eğitimde geldiğimiz noktaya bakın, ingilizce öğretmenleri tercüman istemiş” demeden önce kimlerden öğretmen atandığını da öğrenin. iş imkanı bulamayan bir çok üniversite mezunu değişik kurslar sonucunda öğretmen olarak atandılar bu memlekette. şüphesiz onların suçu değil gelinen nokta. atayanların suçu. açıköğretim fakültesine bağlı öğretmenlik bölümü olması sizi hiç şaşırtmıyor mu bu habere sıra gelinceye kadar?
yds, üds, kpds, toefl manyağı olmuş bünyeler gittikleri sınıfta “- how are you? - fine thanks and you” faslından sonra “present perfect tense” öğretmeye başlıyorlar. zaten öğrenciliklerinde “subject + verb + object” dizilişi ile donatıldıkları için, öğretmen olurken kimse onlara “göster bakalım amcalara nasıl konuştuğunu” demedikleri için akıcı konuşma ve akıcı konuşmayı anlama ile ilgili kusurlara sahip olabiliyorlar.
dil öğretimi ile ilgili modern yaklaşımları benimsemek ve bu doğrultuda dil öğretmenleri yetiştirmeye gayret etmek gibi iyi niyetli gayretlerin önündeki en büyük engel “test” etme yönteminin tamamen modern dil öğretimi yaklaşımlara ters düşmesidir. bir tarafta “iletişim” temeline dayalı modern dil öğretimi yaklaşımları diğer tarafta öğrencinin dilbilgisi seviyesini ölçen sınavlar.
opera ve baleden hazzetmeyen müzik öğretmeni, tercüman isteyen ingilizce öğretmeni, çarpım tablosunu bilmeyen matematik öğretmeni, “vay amına koyim, gavur yapmış aga” diyen elektronik öğretmeni…
(bkz:
memnun oldum ben de allah diyen aslan)