belki ilginizi çeker
  1. · ingilizce konuşamayan ingilizce öğretmeni
gündem
  1. · günün tek şarkılık özeti
  2. · zongul ducks
  3. · dünyanın en seksi şarkısı
  4. · her yerinden öpüyorum rüştü
  5. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  6. · öğretmenler günü
  7. · colin kazım richards
  8. · intihar etmeme nedenleri
  9. · satıcı orgazmı

ingilizce hocaları tercüman kullandı  

  1. ingilizce öğretmenlerinin pragmatic competencenın olmadığını gösterir. hatta, haksızlık yapmayım belki de competenceları vardır; ama bunu perform edemedikleri ortadadır. tabi, sen bu ülkede öğretmen liselerine ek puan alır, yeterli dil edimine sahip olmadan eğitim fakültesine gönderirsen , üstüne üstlük ingilizce öğretmenlik eğitimi veren üniversitelerde bu çocuklara ingilizce konuşturmazsan olacağı budur.
    hayır, ingilizce öğretmenliği okumuyorum ve bunun için mutluyum; ne var ki son 3 4 aydır aldığım formasyon beni canımdan bezdirdi. adamlar dilbilim dersi koymuşlar mesela, hiç dil veya bilim bilmesek inanacağız yani o düzeyde.
    o nedenle bu duruma şaşırılmamalıdır. geçen yıl yaptığım comenius projesi'nin okulda ingilizce öğretmenin affect ve effect'i ayırt edememesi nedeniyle kabul edilmemesi de ayrı bir durumdur. ingilizce öğretmeni olan birçok kişi bu nedenle gereken yetkinlikten ve dil ediminden yoksundur. üzgünüm.
    (maia, 05.01.2008 18:59 ~ 18:59)
  2. ahahhahaahahahaa pardon. şimdi efendim bu haberi öğretmenler odasında 120 kiloluk beden eğitimi öğretmenimizin haber vermesiyle öğrendim. bir ingilizce öğretmeni olarak gülse mi ağlasam mı, yoksa inglizce öğretiminin esaslarını belirleyen ve değiştirip modernleştirmek için kılını kıpırdatmayıp "her tür okulda neredeyse aynı şekilde ingilizce eğitim verildiğini" söyleyen bir bakandan utansam mı bilemedim.

    öncelikle gelen heyet ingiliz heyeti ve hayatında bir kez bir ingilizle konuşmuş olanlar bilir ki ingiliz ingilizcesini anlamak ne kadar coherent, competent olsanız da zordur, belli bir tecrübe, geçmiş ister.. bbc'den haber dinlemeye veya bush'un 100 kelimelik ulusa sesleniş konuşmasını veya oprah winfrey show'u benzemez. geçen yaz tom ile jess adında iki ingiliz arkadaşımı misafir etme şansım oldu. biri norwich'li diğeri liverpool'lu. bir ay filan kaldılar bunlar ama bunları tam anlamıyla anlamaya başlamam 2. hafta sonuna denk geldi. o ana kadar oldukça zorlandım. adamlar yapmış arkadaş. yani bizdeki gibi değil, farklı konuşuyorlar elemanlar bariz bir şekilde. aksan zor, o vurgular, o yerinde durabilite. buraya kadar hak veririm meslektaşlarıma.

    ancak elelem köy, ilçe okullarında, düz liselerde 30 yıllık ders kitaplarıyla bir şeyler öğretmeye ve kendini dizidir, filmdir, yabancı mecmuadır geliştirmeye çalışırken sen kalkıp kendini o kadar imkanın içinde, o güzelim turizm ve otelcilik liselerinde mezun olduğun gibi kalıp üstüne bir şey koyamazsan o senin ayıbındır. yahu hiç bir şey bilmiyorsan chat yap, icq'a takıl, monica yaz, arat, nostalji yap. tursitlerin arasına dal. " are you disco" diye sor. "what?!" cevabı alırsan " what not" de. bak tutar bu taktik.
    (mosquito hunter, 05.01.2008 19:29 ~ 23:05)
  3. hüseyin çelik daha önce öğretmenin aldığı maaşı hak etmediğini ifade etmişti, yata yata para kazanmakla suçlamıştı öğretmenleri. hatta yanlış hatırlamıyorsam bir öğretmenler gününde söylemişti tüm bunları. konu hüseyin çelik değil. uzun yıllardır iktidara gelen tüm partilerin ortak politikasıdır kamu çalışanlarının kusurlarını gözler önüne sermek. kamu çalışanlarını "kusurlu" gösterme politikasının altında kamu çalışanlarının sözleşmeli personelden oluşturulması, özelleştirme gibi niyetler yatmaktadır. memurunu gözden çıkarmış amir davranışıdır tüm bunlar.

    eğitimde, sağlıkta ve diğer kamu hizmetlerindeki bozukluğun sebebi şu an bu hizmetleri yürütüyor olan çalışanlardan çok iktidara gelenlerin yürütme/denetleme görevlerini işlerine geldiği gibi kullanmaları yüzündendir. işe alırken ahbap çavuş ilişkilerine göre, ceza verirken siyasi zıtlığa göre, ödüllendirirken aynı tastan çorba içmişliğe göre hareket ederseniz "acaba nerede hata yaptık?" deme lüksüne sahip değilsinizdir. zira hata bilmeden yapılır.

    “eğitimde geldiğimiz noktaya bakın, ingilizce öğretmenleri tercüman istemiş” demeden önce kimlerden öğretmen atandığını da öğrenin. iş imkanı bulamayan bir çok üniversite mezunu değişik kurslar sonucunda öğretmen olarak atandılar bu memlekette. şüphesiz onların suçu değil gelinen nokta. atayanların suçu. açıköğretim fakültesine bağlı öğretmenlik bölümü olması sizi hiç şaşırtmıyor mu bu habere sıra gelinceye kadar?

    yds, üds, kpds, toefl manyağı olmuş bünyeler gittikleri sınıfta “- how are you? - fine thanks and you” faslından sonra “present perfect tense” öğretmeye başlıyorlar. zaten öğrenciliklerinde “subject + verb + object” dizilişi ile donatıldıkları için, öğretmen olurken kimse onlara “göster bakalım amcalara nasıl konuştuğunu” demedikleri için akıcı konuşma ve akıcı konuşmayı anlama ile ilgili kusurlara sahip olabiliyorlar.

    dil öğretimi ile ilgili modern yaklaşımları benimsemek ve bu doğrultuda dil öğretmenleri yetiştirmeye gayret etmek gibi iyi niyetli gayretlerin önündeki en büyük engel “test” etme yönteminin tamamen modern dil öğretimi yaklaşımlara ters düşmesidir. bir tarafta “iletişim” temeline dayalı modern dil öğretimi yaklaşımları diğer tarafta öğrencinin dilbilgisi seviyesini ölçen sınavlar.

    opera ve baleden hazzetmeyen müzik öğretmeni, tercüman isteyen ingilizce öğretmeni, çarpım tablosunu bilmeyen matematik öğretmeni, “vay amına koyim, gavur yapmış aga” diyen elektronik öğretmeni…

    (bkz: memnun oldum ben de allah diyen aslan)
    (fantastik karakter, 05.01.2008 20:05)
  4. ayrıca;
    (bkz: hoca camide)
    (fantastik karakter, 05.01.2008 20:13)
  5. eğer anadolu liselerinde öğrencilere 1 sene ingilzice hazırlık okutulup(çoğu ingilizce, başka dilolanlar da var), ardından üniversiteye geçtiklerinde bu öğrenciler üniversite hazırlığını atlayamıyorsa, sorunun ne kadar vahim olduğunu görmek için böyle olaylara gerek bile yok bana göre. gerçi şimdi sistem değişti, bütün liseleri 4 seneye çkardılar, yabancı dil eğitimini de 4 seneye yayacaklarmış. ne güzel yaysınlar, ama ne için? öğencilere 1 sene kaybettiriyorlar. yapacaksanız bu işi düzgün yapın, olmuyorsa bırakın zaten üniversitede öğreniyorlar, bari 1 senelerini yememiş olursunuz.
    (ananas, 05.01.2008 21:23)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil