senelerdir bizim maruz kalmaktan bıktığımız,
english timecıların söylemekten bıkmadığı cümle. duyulduğu anda acayip bir gerilim yaratır, "nasıl tepki versem?" diye düşünülür. kimisi bunu söyleyenin yanından önüne bakarak hızlıca geçer, kimisi cevap verir, kimisi de soruyu soranın yüzüne bakıp ironik bir gülümseme fırlatır (zorlama bir tavır olsa da bu sonuncusu favorim).
neyse, bir gün arkadaşlarla yürüyoruz, yine o adamlardan biri geldi -işini yapıyor, saygı duyuyoruz. malum sorusunu sordu. bizim gruptan "yok, hayır." diye geçiştirenler oldu, bense eline bir broşür tutuşturulmuş buldum kendimi. bu cürretkar davranış karşısında ben de cürretkar bir tepki vermeliydim. "hayır, biz özellikle isveççe eğitim düşünüyoruz. bu konuda yardımcı olabilir misiniz?" dedim. adam yarı dumur vaziyette (semidumurial) "eee, hayır" deyince nazikçe teşekkür edip broşürü geri verdim (kağıt israfı sonuçta).
sanmayın ki bu macera böyle muzaffer bir şekilde bitti, daha sonra karşıma çıkan
english timecılara "ama ben bu sorunu zamanında sizden biriyle çözmüştüm." demedim, en başta sözünü ettiğim "anti-english timecı" triplerinden rastgele biriyle geçiştirdim hepsini.