ingilizce bilmeyi bir bok sanmak 

adana çık aradan

  1. her yerde asgari bir adet bulunur bu aşağılık kompleksine gark olmuş tip. bir nevi sömürge olmasından zalim bir haz devşiren mazoşisttir. bunu da medeniyet ve entellektüellik adına yapıyorsa artık iyice ikiyüzlüdür.

    bir fransız için kendi dilinden başka bir dili artistik olsun diye konuşmak, kanlı adet çamaşırını pazar yerinde göstere göstere dolaşmak kadar çirkindir. milliyetçilik konusundaki hassasiyetleri ile tanınan almanlar ve japonlar bu konuda daha bir hassasdır. aslına bakılacak olursa haysiyet sahibi ve bağımsızlığı karakteri olarak gören her millet kendi diline sahip çıkar..

    adam bilebilir. hatta arapça'yı ana dilinden daha güzel de konuşabilir, yazabilir. gel gör ki arapça bildiğine her yerde vurgu yapması, her sözde her sohbette lafı döndürüp dolaştırıp buraya getirmesi ve hatta bazen rezil bir şekilde konunun giriş cümlesini bu noktadan seçmesi en hafif tabirle öküzlük, görmemişlik, cahillik, angutluk, kölelik..değil midir?

    sömürgeleşmemiş milletler mecbur kalmadıkça kendi dilleri dışında başka bir dili konuşmaya, taklit etmeye çalışmazlar. yabancı dil en yüzeysel bir bakış açısı ile neye yarar ki?
    aklıma ilk gelen iletişim. başka bir insanla düşüncelerini, duygularını...falan filan paylaşmak ve anlaşmak. yahut akademik bir araştırmada kaynağa en sağlam bir şekilde ulaşmak. eserin aslını okuyup eserden daha fazla yararlanmak, yazarın meramını anlamak.

    bizde öyle mi? ta ilkokuldan üniversiteye kadar dandik bir eğitim sistemi ile öğretilmeye çalışılan bir dil var.
    işin kötüsü adam sonuçta adam akıllı bir dil de öğrenmiyor. sadece tarzanca diye tabir edilen garip bir dil öğrenmiş oluyor.
    yok hani gerçekten yabancı dile hakim olsa yine gam yemeyeceğim. sadece öğrendiğini sandığı bir dili sağda solda hava vasıtası olarak kullanan sömürgeleşmiş alık bir tip doğuyor.
    (üs tat bahadiray, 04.05.2008 09:54 ~ 05.05.2008 20:42)
  2. pakistanlılar, hindistanlılar ve bunlar gibi bir dönem ingiliz sömürgesi olmuş bir çok ülkelerin insanları ingilizce’yi ana dili gibi konuşur. hani şu senin şakır şakır diye tabir ettiğin cinsten. bir cezayirli ana dilinden daha iyi fransızca bilir. evet cidden müthiş derecede edebi zerafet ve akademik kariyer sahidirler bu sabık sömürgeler. (ünlem koymuyorum)tamam bunlar alenen, tüm dünyaya göstere göstere kültür emperyalizmine duçar olmuşlar. peki sen kurtuluş savaşında denize dökmekle övündüğün işgalcilerin alakasız terimlerini, artistik olsun hesabı kendi paragraflarının arasına arsız arsız sokuştururken hangi ipnelikle, aşağılık kompleksiyle yapıyorsun bunu mazoşist ruhlu ezik.

    bir insan bu derece alçalmamalı. bu özenti. bu samimiyetsizlik. bu sıradanlık. evet beni dellendiriyor, psikopata bağlıyorum bunları görünce. tüm nezaketimi, tüm beyefendiliğimi, tüm kibarlığımı kaybediyorum. bakın yine söylüyorum: yabancı dile hakim olursun. ana dilin gibi bilirsin. o ayrı bir şey. amma sen şimdi bunu her yerde göstermeye çalıştın mı işte o zaman dünyanın en rezil en utanmaz en seviyesiz adamı olursun. elin oğlu güler sana. maymuna bak der dalga geçer. hoş maymun sadece davranışları taklit eder sen ondan bile alçak olmuş olursun. dur yine bir fabldan bir hayvan karakteri ile seni somutlaştırayım: karga. kendi yürüyüşünü unutan salak karga. bundan böyle senin adın kısaca aptal karga. ve her yerde, seni gördüğüm her yerde böyle çağıracağım.
    kanatlarını yolacağım, canlı canlı tavada kızartacağım.
    (üs tat bahadiray, 05.05.2008 15:01 ~ 15:09)
  3. ingilizce bilmemeyi kompleks haline getiren insanların kendini avutmasıdır. anadil kendiliğinden öğrenilen bir şey zaten, zamanla zenginleştirmek de mümkün. ikinci hatta üçüncü bir dil bilmek ise dünyaya bakışını zenginleştirir kişinin. iş hayatında da özel hayatta da avantaj sağlar, yeni kültürler, yeni insanlar tanıyıp iletişime geçebilmek hafife alınmayacak bir şeydir.
    (arapbebek, 05.05.2008 15:11)
  4. ingilizceyi bildiğini sananların sergileyeceği türden bir davranıştır. zira ingilizceyi ya da herhangi bir yabancı dili tam anlamıyla bilen, özümseyerek öğrenen kişi onu gösteriş amaçlı kullanmaması gerektiğini bilir. bir yabancı dili öğrenmek, o dil üzerine akademik eğitim almak özentilik değildir. türkiye'deki çoğu üniversitede ingiliz, fransız, alman dili ve edebiyatı bölümleri olması o bölümlerde okuyanların ya da akedemik kariyer yapanların vatan haini olduğunu göstermez. şunu da unutmamak gerekir ki; kurtuluş savaşı'ndan sonra ingilizce bilmek, öğrenmek ya da öğretmek özentilik, yalakalık olsaydı, kurtuluş savaşımızda emeği geçmiş aydınlarımızdan bazıları* savaştan sonra üniversitelerin bu bölümlerinde akedemisyenlik yapabilirler miydi?

    eğer ki bu başlık "ingilizce bildiğini sananların kendini bir bok sanması" şeklinde olsaydı, o görüşe katılabilirdim. fakat bilmek ve bildiğini sanmak tamamen farklı şeylerdir.
    (hayri potur, 05.05.2008 15:34 ~ 19:34)
  5. pakistanlılar, hindistanlılar ve bunlar gibi bir dönem ingiliz sömürgesi olmuş bir çok ülkelerin insanlarının ingilizce’yi ana dili gibi konuştuğunu sanan insanların nefret kusan giriler yazmasına neden olan durummuş meğerse.
    en iyi ingilizce konuşanının bile aksanı nedeniyle komik bir ingilizce konuştuğu, yahu bunların hintçesini türetmeye ne gerek var ingilizcesini kullanalım işte diyenlerle, öptüm canım byes diyenlerin karşılaştırılmasına sebebiyet veren eylem olması da ayrı bir nokta.
    (kun3uli, 05.05.2008 15:56 ~ 17:22)
  6. (bkz: kayser sozer)
    (bkz: iyi ingilizce bilmeyen yazarlar sözlükten atılmalı)
    bunlar bide derecenlendiriler, ingilizce bilenler değil! iyi ingilizce bilecekmişiniz bu sözlükte standart olmalıymış ingilizce, baksanız kendileri türkçeyi bilmezler ama ingilizceye gelince konu çok özenirler eğilirler filan ulan dersiniz bu adam bu mu? bu ne aksan bu ne kibarlık ee o zaman ne duruyoruz hep beraber (bkz: bi siktir git)
    (büyük iskenderin kaynı, 05.05.2008 17:53)
  7. şöyle bir cümle ne kadar adi olurdu: “yavrucuğum ben en az bu ingilizce biliyorum havası atanlar kadar bu dile hakimim; ama bunu yeni yeni bir şeyler beceren bir çocuğun heyecanıyla orta yere sarkıtmayacak kadar da vakur. tıpkı nirvanaya ulaşmış gibi. fena fillah makamında bir derviş gibi. herşeyi bilmiş olmanın vereceği sükut gibi” evet. cidden bu cümle söylense ve bundan sonra eleştiri okları ardarda atılsa emin olun organlarımı bile kusardım. yani o kusma organlarımı bile kusturacak derecede bayağı bir cümle olurdu. gel gör ki senin yapmadığın hatta yapmamakla beraber kanalizasyon derecesinde kokuşmuş gördüğün bu tavra “ kedinin uzanamadığı ciğere pis demesi” gibi bir yaklaşımla karşılık verildiğini görünce ne yapacağını şaşırırsın. ulan ebmesillik yapma. burda bir şeyden bahsediyorum, kuzu kuzu vakıa analizi yapıyorum ve sen pis pis sırıtarak karşındaki adamı kendin gibi aşağılık, kokuşmuş ve egoist görüyorsun. lafa bak. kimin söylediğini geç. ha buda, ha zerdüşt veya üs tat bahadiray rumuzu almış bir vatandaş. ismine mi takıldın? takılma. sadece dediği şeye odaklan. şimdi sana anaokul bir dersi mi vercem lan adi.

    hoş kimin söylediğini de şahsiyet olarak bilmediğin halde müneccim gibi onun profilini çıkarıp “ekşide yazamayınca burda mecbur kalırsın yazmaya” havalarında “kişi bilmediği şeye düşman olurmuş” imaları ile olmayan bir şeyi var gibi sayıp art niyetli düşünmeye tavan yaptırmanın alemi ne? hatta utanmadan bayağılaşmayı strosfer tabakasına taşıyarak “ulaşamadığı ciğere pis diyen kedi” diyerek kendini çok mu entellektüel sayıyorsun. pis köle. adi şerefsiz yaratık. boğazı tasmalı, burnunda bir halka dolaşan dilsiz aciz. kocakarı kafalı seni. bakıyorum senin bünyen ancak böyle laflardan anlıyor. zira damarlarında aşağılık kompleksi akan sen evet sen, bu hitaplardan zevk alıyorsun. çünkü sen şerefsiz bir mazoşitsin. sen kendini bulutlar üstünde dolaşan zümrüdü anka sayan megolaman; yine söylüyorum bak: ingilizce cümleleri artistik vasıtası olarak kullanma. onların da bir şerefi var. ellerinizde kirleniyor 14 yaşındaki bir kızın namusu gibi.

    sizse bana "kullanabilirsen sen de kullan" diyorsunuz. dikkat ederseniz gayet kibar yaklaşıyorum size. zira sizi, morfin yemiş ve organları kesilen aciz, sömürgeleşerek leş gibi olmuş bir bünye olarak görüyorum. evet olaya göt pencerinizden bakın siz! hala kariyer, statü zırvalarını söyleyin, belki patronunuz zevklenir. patronunuzun patronu şampanya patlatır. böyle yaptıkça sömürgesiniz oğlum. bu hitabım senin basit kalıbına değil; acı çeken ve özgürlük diye inleyen vicdanına.

    yukarıdaki paragraflara göre yazarın “siz, sen” diye hitap ettiği kişi veya muhatabı kimdir?

    a- yazar kendi kendine konuşmaktadır. bir nevi klasik ruh-nefs diyalogları
    b- yazarı özellikle bir şahsa hitap etmektedir. zira fikirdeki öfke açık bir gocunmanın ifadesi. hatta kendisine söylenen bazı sözlere cevap niteliği taşımaktadır.
    c- yazar çevresinde gördüğü özentiliklerden bıkmış ve vicdanının volkanını kamuoyuna taşımıştır. burdaki amacı ise reklamdır. çünkü kullanılan kelimelerden materyalist, pragmatist bir hava tütmektedir.
    d- yazar şahsi bir polemiği agoraya çıkarıp halkın desteğini almak istemektedir.
    e- hiçbiri.
    (üs tat bahadiray, 05.05.2008 18:41)
  8. (bkz: burhan altıntop)
    (blondie, 05.05.2008 19:24)
  9. uluslararası kanalizasyonlarda en sık görülen bok ingilizce olduğundan şaşırılmaması gereken durum.
    zira eğer bir insan bir işte türkiye'nin en iyisi olmak istiyorsa türkçe'yi bilmesi yeterli olabilir -belki, sektörüne bağlı-
    ancak hedef dünyanın en iyilerinden biri olmaksa ingilizce ve -yine sektörüne göre- bir kaç tane daha yabancı dil şarttır.
    kaldı ki buna rağmen insanlarımızın çoğu ingilizce dahil hiçbir yabancı dili pek fazla önemsemeyip lise, üniversite, yüksek lisans neresi varsa hazırlık okumaya mecbur kalıyor ve bu hazırlığı da laylaylom zamanı olarak görüyor yani kimsenin aslında ingilizceyi bir bok sandığı yok.
    arada bir kaç insan kendini geliştirmek için ingilizce makaleler okuyup duruyor olabilir ve bu durumda bazı kelimelerin türkçe karşılığı bulmak zor olacaktır onlar için, haklarını vermek lazım.
    ama tabi sırf hava atiim arkadaşlarıma diyerek türkçe kelimelerin arasına yabancı dil sokan varsa, yaptıkları yanlıştır ki sanırım bu ingilizce bilmenin pek de iyi bir göstergesi sayılmaz zira ne ingilizce konuşmaktır ne de türkçe...
    (ketenkele, 05.05.2008 20:30)
  10. dil bilmeyenlerin dil bilenlere bakış açısını yansıtan deyim. bunun çeşitlemeleri de vardır: kitap okumayı bir şey sanmak, resimden anlamayı bir şey sanmak, beste yapmayı bir şey sanmak, günlük tutmayı bir şey sanmak, düşünmeyi bir şey sanmak...bu liste uzar gider. bunların hiç birini yapmayıp okey oynamak, kahvede oturmak, dizi izlemek, futbol maçları üzerine bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalara girmek, cep telefonuyla oynamak, bilgisayarda gereksiz zaman harcamak; bunlar varken ötekilere ne gerek. insanlığın lüzumu yok elbette şimdi.
    (la vie en rose, 05.05.2008 21:02)
  11. insanın aklına mantıksız gelen bir düşüncedir.bir sürü dil bilen mütevazi insanlarla tanışınca bu önermenin tuvalete at sifonu çek tarzında bir önerme olduğu görülebilir.
    (blondestorm, 05.05.2008 21:18 ~ 21:18)
  12. bir bokun içerisine enjekte edildiğinde* kimlik tespiti açısından kolaylık sağlar. diğer taraftan ingilizce bilmek kimlik tespiti açısından pek bir boka yaramaz. daha ziyade arayış içerisinde olup kafası karışan bünyeler için ikinci bir ışık kapısı gibidir.

    "what is this?"
    "this is a pencil!" gibi..
    (leak, 05.05.2008 21:28 ~ 06.05.2008 14:08)
  13. (bkz: shit happens)
    (kadın giyinmiş zaman, 05.05.2008 21:30)
  14. öncelikle ulan ben zaten biliyorum gibi bir savunmayı dünyanın en yüzelsel adamına bırakıyorum. bu birrr.

    bakın hala sınıfımızda bilmekle “bilmeyi bir bok sanmak” arasındaki farkı anlayamacak kadar dingil olan ruhlar var. şimdi size bu iki basit tabiri anayasa mahkemesi kararı gibi uzun uzun şerh edeyim mi? sizin bakış açınız neden bu kadar yüksek? size yetişmek için arkanızdan soluk soluğa kalıyorum. bakın size dallama, öküz, aptal, salak, avanak vb. itici kelimelerle yaklaşmıyorum. sizin mazoşit ruruhunuzu acıtan bir durum. biliyorum. ben böyleyim işte. ben hastalarına acı bir gülümseme ile bakan lokman gibi otlarımı getiriyorum burnunuzun dibine.
    şimdi bir adam düşünün. bu adam bir erkek. ve doğal olarak her erkekte bulunan bir aleti var. yoooo. öyle hemen soğumayın. bazı arkadaşlar sadece bu dilden anlıyor. kaçmayın hemen. yavaş yavaş sindire sindire her şey hallolur. neyse bu erkek adam aletini her yerde sergiler mi? cevabınızı duyar gibiyim. yahu beni akşam akşam yüzelselliğin sınırlarında dolaştırıyorsun. bu zaman diliminde kaç kelime kaç yeni tabir karalayabilirdim bir düşünsen. insanlık namına utan. şimdi örnek adamımızın erkek olması ile erkeklik organını her yerde teşhir etmek istemesi arasındaki o göremediğin fark ne? evet sen bunu göremiyorsun. öyle yüzünü buruşturma. sen evet sen. kendini çok iyi biliyorsun. saklanma ve soruma cevap ver. tamam aşağılık kompleksi müptelası tamam. ben söyleyeceğim yine. biri normal bir adamken diğeri gösterici, teşhircidir. dur öküzoski senin anladığın dilden söyleyim; egzibisyonis. şimdi bu adi misalden sonra biraz daha delikanlı bir misal çünkü en basit anlatım dili ile anlatmaya beni sen sevk ettin.
    silah: adamın silahı vardır. belinde soğukluğunu hisseder her daim. ama her ortamda bunu çıkarıp şak şak yaptığı zaman o silahı direkt maymunumuzun uygun bir boşluğuna sokmamız gerekir.

    yukarıdaki örnekde görüldüğü üzere silah taşımakla, silahını her ortamda artistik vasıtası olarak kullanılması arasındaki farkı görmek gayet basit. şimdi oldu değil mi?

    bakın hala, bakın hala beni dellendiriyorsunuz. neymi, bilmek ayıp mı? lütfen böyle sorularla bu acizi köşeye sıkıştırmayın. hassas olduğu konular bunlar, idare edin. biraz amiyane bir şekilde mesela onun yaptığı gibi örneklerle sorun. şöyle biri varmış: boğazaçi üniversitesi'nde başörtüsü ile okuyup 4 yabancı dil bilen kız. evet terimi aynen alıyorum. daha doğrusu zincirleme tamlamayı. şimdi burda başörtüsü kelimesini duyunca paniklemeyin, bu kız burdaki tahlilde sadece bir kobay. amaliyat masasına yatıralım şimdi. bu kız sırf yalın bu haliyle gözümde değerlidir. bak öküzoski yabancı dil bilmesini takdir ediyorum. altını özellikle çiziyorum buranın. niye çünkü 4 yabancı dil bilmektedir. hadi ulan ipne biri de ingilizce olsun. için rahat etti mi? neyse. bu kız, uluslar arası yabancı kaynaklara aslından erişim, bilimsel bir eser yazılması veya türkçe'de olmayan bir tabir ve bir de iletişim dışında kalmak üzere, arkadaşlarına; “ben ingilizce biliyorum”, “ben ingilizce konuşabiliyorum”, “türkçenin kelime hazinesi fakir, ingilizce zengin, hem kelimenin kökeni ingilizce, ne yapayım” “ ben işte sizi angut gibi bırakırım ve afallayıp kalırsınız ve bana kelimenin anlamını sormak zorunda kalırsınız ve narsist bir şekilde size ağzımı eze büke uzun uzunnn anlamlarını sıralarım” “ ingilizce tabirler kullanayım da entel görüneyim”, “o kadar yıl öğrendik gösterelim de takdir toplayalım”...... diyorsa benim en ağır hitaplarıma maruz kalır.
    biliyorum uzatıyorum. bile bile uzatıyorum. bilmiyorum ama bu özenti bu çürük ruh beni iğrendiriyor.
    (üs tat bahadiray, 05.05.2008 21:33)
  15. (bkz: yes i am)
    (deckard cain, 05.05.2008 21:38)
  16. the other day ı was thinking.. the only global language you know is actually nothing. yet you come up and say that -as a piece of shit- "i ain't gonna learn a language". then you make me wanna think that you don't want a fucking peaceful world.

    well fuck you my racist, stupid, and -passing his classes by cheating- friend.

    you should not only learn english, mais aussi tu dois apprendre autre langages.

    les empereurs de l'empire ottoman savaient onze langages quel que temps.

    pero usted no quiere saber....

    porque usted es un idiota.

    spaß haben!
    (nerval, 05.05.2008 21:45)