girerken şüphelerimin olduğu, girdikten sonra "iyi ki" dediğim bölüm
kişinin
shakespearele içli dışlı olmasını sağlayan, sadece günümüz ingilizcesinin değil, kraliyet ingilizcesininde alimi olmasını sağlayan bölüm
girene kadar kıçımızın yırtıldığı, mezun olmaya yakın da bir şey olacağız diye ayrıca yırtındığımız bölüm. sadece shakespeare ile değil chaucer ve annesiyle de yakın ilişkiler kurabileceğiniz bir bölümdür. edebiyatı sevmeyen seçmesin zor oluyor. hele şiiri sevmeyen hiç düşünmesin bile!
hacettepe versiyonundan mezun olanlarının meslek bulana kadar etrafta
dm olarak takıldıkları görülmüştür.
okunası, baba bölümlerden biridir.kültürel birikim muhteşemdir, ki özümsemek bir avuç çekirdeği ağzınızda bitirip toptan yutmak gibidir. algılayabilirseniz, sadece ezberlemezseniz beyniniz 50gb olur, ram'iniz hızlanır. mezun olurken korkunç mutlu olursunuz çünkü yarısını sinirden ağlayarak geçirdiğiniz uykusuz gecelerin acısını çıkarmak için dover cliffs'te hibernasyona gideceksinizdir.
okumaktan hiçbir zaman pişmanlık duymadığım ama 4 senede bitiricem diye de göbeğimi çatlattığım ilim ve irfan yuvası. chaucer dan başlayıp otomatik portakal dan çıkarsınız. inanılmaz bir yolculuktur. şahane insanlar yetiştirir.
ufku geniş, genel kültürü seviyesi yüksek, fikri hür, vicdanı hür bireyler yetiştiren nadide bir bölümdür.
(wykka, 06.03.2007 00:05)
sırf shakespeare sevgimden dolayı öğrencilerine gıptayla baktığım,kıskandığım,yolda gördüğümde çelme takıp arkalarından nanik yaptığım bölüm...okuyamadım içime kaldı evet...
öğrencilerinin, sadece genel kültür değil, iyi bir ingilizce'ye sahip olarak mezun olduğu bölümdür. mezun olunduğu zaman eğitim bilimleri, halkla ilişkiler gibi birçok alanda yüksek lisans ve doktora yapılabilir.
yıllar öncesinden bugüne efsanevi hocalarından ikisi halide edip adıvar ve mina urgan'dır.
sadece
himmet umunç'tan klasik edebiyat dersi almanız, bir ömre bedel olacak bölüm.
- sınav üç saat ama o kadar sürmez siz iki buçuk saatte bitirirsiniz.
- iliad ve incelediğiniz ikincil kaynaklardan referans göstereceksiniz.
- geçen senelerde; çocuğun biri gayet de güzel yazmıştı. kaynak falan da göstermiş. 30 puanlık soruysa 20.
- fazla tutmaz; 4-5 sayfa yazarsınız.
öğrencilerinin genelde ingilizce öğretmenliği tutmadığı için tercih ettiği, formasyon alır olurum gene öğretmen deyip girdiği bir bölümdür. okumaya başladıktan sonra iki bölümün birbiriyle çok alakasız olduğu anlaşılır ve öğrenilen bu edebiyat bilgisinin yerine gidip gramer öğretme fikri düşündürmeye başlar. ingiliz dili ve edebiyatında okuyup da keşke öğretmenlikte okusaydım diyenle karşılaşmadım. zordur çünkü içine girince çıkmak, nasıl daha fazla öğrenirim ne okusam daha iyi olur diye kendinizi yer bitirirsiniz.
*final zamanı "gullivers travels" okumak yerine sözlükte takılır kendi mi de yer bitiririm hıh!
utopia'yı,
shakespeare'i,
alexander pope'u daha iyi anlayıp özümsemeyi sağlayan bölümdür.
osym sınav sistemini değiştirmeden önce lisede matematik yapamayanların ya da yapmak istemeyenlerin seçtiği bölüm, kazara sayısalcılarda girebiliyordu malesef. hemen hemen yurdumun bütün üniversitelerinde bulunmakta ama bu bölüm sayısı artışının nedeni bulunmamakta olan bölüm. ayrıca yaşlı teyzelerin okuyanlara ahiret soruları sorduğu bölüm:
"- nerde okuyosun evladım
- hacettepede
- doktormu cıkıcaksın, amanda aman
- yok ben, ingiliz edebiyatı okuyorum
- olsun yavrum üzülme"
"- ne okuyosun evladım
- ingiliz edebiyatı
- yavrum o dediğini bitirince ne olcan sen bi onu de bakiim" ...
öğrencilerinin
sparknotes.
gradesaver,
mina urgan,
norton anthology vb tarzlarda yeşerdiği bölüm.genelde 3. sınıfa gelince doruklara tırmanmaya başlatır insanı.gerçi isteyerek gelen çok azdır. nihayetinde çoğu öğretmen adayıdır.ancak değişen dünya görüşleriyle öğrenciler lisede gramer anlatmaktan haz duymamaya başlarlar ve çoğu pişman değildir bu bölümde olmaktan.kıymeti yıllar sonra değil okurken de anlaşılabilen nadir alanlardandır.vesselam.
roman (novel) derslerinde, incelenen dönemin en sıkıcı romanlarının hocalar tarafından öğrencilere diretildiği bölüm.
+hocam,
robinson crusoe vardı, niye
moll flanders?
-for it deals better with the issues of(...)
+geber!
+hocam, niye
nineteen eighty four'u
* okumuyoruz?
-for it is(...)
+ölmediğin hata senin!
+hocam,
lord of the flies'ı okuyacağız demiştiniz? niye listede yok?
-actually, i have changed my mind on this subject, because(...)
+sürüm sürüm sürün!
+hocam,
i, robot'ı okusak daha iyi değil mi?
-i am rather tired these days; excuse me but whose novel was that?
+kuruyup kalmanı diliyorum!
+hocam,
frankenstein'ı kaldırıp yerine
joseph andrews'ı eklemişsiniz programa?
-that is because i thought(...)
+öl, öl, öl!
+hocam, bu yıl
the lord of the rings'i okutacakmışsınız? doğru mu? ehi!
-in second thoughts, i decided to cast that one out and included(...)
+yanımda yanarak ölsen, ateşi söndürmek için üzerine işemeyeceğim bile!!!
ilk zamanlar çok kasan fakat sonlara doğru "dunyaya bir daha gelsem yine bu bölümü okurum" dediğiniz herkese tavsiye edeceğim, hayatımın en guzel 4 senesini verdiğim ve zerre kadar pişmanlığımın bulunmadığı akademik birim. ilk zamanlar ingilizce öğretmeni olmak için geldiğinizi düşünmeniz muhtemeldir fakat sonlara yaklaşinca bir öğretmenden ziyade tam donanımlı çaylak bir yazar olarak yetiştirildiğinizin farkında olursunuz ve öğretmenlik yapmaktan soğuyup resmen
moratoryuma girersiniz.
(bkz:
selçuk üniversitesi)
(bkz:
anlatılmaz yaşanır)
(bkz:
hüzünlendim şimdi)
seçmeyi düşündüğüm bazılarının söylemleri yüzünden tırstığım ama edebiyat,tarih deyince sevindirik olduğum çok da zor olmayacağını düşündüğüm biçok kişinin dediğinin aksine iş imkanının çok olduğu ( bitirenlerin açıkta olduğunu görmedim de ondan diyorum ) hayatı bi kez daha iyi özümsememe yardımcı olucak bölüm
(kozmik, 15.07.2007 23:26 ~ 23:26)
boğaziçinde olursa en iyisidir,bölümden en az iki dil ve bir dolu bilgiyle çıkılır.mezun olunca üniversitelerin hazırlık bölümlerinde hocalık,yayınevlerinde editörlük ve gazeteciliğe kadar bir sürü alanda çalışılabilir.mezun olana kadar edinilecek bilgi, tecrübe ve diplomanın karşılığı ise güzelim bahar günlerinde gezip coşmak varken oturup kapalı odalarda 18.yüzyıl edebiyatı gibi sıkıcı konulara çalışmaktır.
seneye mezun olduğum takdirde bana filolog unvanı kazandıracak olan, bol bol okumayı, yorum yapmayı gerektiren, hayata bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayan, severek okuyana muhteşem bir genel kültür sağlayan bölümüm.
insana ileride çok faydalı olacak,sosyoloji,kültür,felsefe ve psikoloji altyapısı kazandıran bölüm...ayrıca her konuda rahatlıkla araştırma ve analiz yapma yeteneği kazandırır..ilk sene hariç son 3 yıl boyunca bol bol makale yazılır ki bu kadar makale yazan kim olursa olsun zaten ister istemez entellektüel bi kişiliğe dönüşür.
ileride somut bir sıfat, iş imkanı kazandırmadığı gerçektir ancak her şey sizin elinizdedir ...ucu açıktır yani...üzerine halkla ilişkiler ya da işletme masterı yapabilirsiniz..ya da sertifika programlarıyla da idare edebilirsiniz.bir de yanında 2. dil ya da 3. dil eklerseniz,kim tutar sizi...
sanki işletme,halkla ilişkiler mezunlarının geleceği,iyi iş bulacakları garanti mi? diye insanın kendine sorması lazım tabi.
şahsımın çok severek tadını çıkararak okumakta olduğu bölüm ayrıca..
görünen o ki türkiye'de pek az kişi ingiliz dili ve edebiyatı konusunda uzmanlaşmak için bu bölüme giriyor, geri kalan çoğunluğu ise "dilden giriliyordu matematik puanı çıkaramadım" demişler oluşturuyor. ben kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim ki ingiliz dili edebiyatı alanında ne herkesin hasta olduğu boğaziçi, ne de her dilin eğitimini veren ama ingiliz edebiyatı eğitiminden çok şüphe duyar olduğum istanbul üniversitesi mezunları arasında kayda değer bir edebiyat bilgisini geçtim, toefl'da 600'ü tutturana rastlamadım. istanbul üniversitesinin bu alandaki başarısızlığını yök sonrası eğitime bağlamak istiyorum, zira biliyorum ki, mesela murat belge de o bölümden mezun, ama boğaziçi gibi hademelerin bile ingilizce konuştuğu, fire exit'le döşenmiş bir okulun bu konuda ne bahanesi olabilir?
durum o ki ya "artık kim edebiyat okur ya, mezun edelim şu çocukları freshman level
essaylerle diyen birileri bölümleri ele geçirmiş, ya da sözkonusu bölümlere girenler arz talep sebebiyle haza kazmalardan oluşuyor, standardı düşürüyor, arada hem dile hem edebiyata gönül vermiş 10-15 kişilik bir grup da bade oluyor. edebiyat kadar ölümsüz bir alanın
web design falan gibi ibiş bölümlere yenik düşmesi ne fena imiş.
ingiliz edebiyatını sevenler, merak edenler için güzel bir bölüm aslında. ufku genişleten, insanı genel kültür merkezi haline sokan bir tarzı var. ben de zamanında bu bölümün kucağına oturuverdim. kucağına oturdum diyorum çünkü istemeyerek gelmiştim. "iyi hadi okuyalım madem buraya kadar geldik" düşüncesi ile okul yoluna koyuldum. fakat daha sonra anladım ki ben buraya ait değilmişim arkadaş..
zaten okulun ve bölümün tam adını bir kağıda yazdığımda soğumuştum burdan direk.
" ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesi batı dilleri ve edebiyatları ingilizi dili ve edebiyatı anabilim dalı "
böyle şey olmaz, bırakıyorum ben bu okulu dedim babamla bilardo oynarken. adam şaşkınlıktan soteyi kaçırdı. neyse konumuz o değil.
sonuç olarak bölümümdeki yerimi gençlere, bu bölümü sevenlere, bu bölüm için bir şeyler üretebilecek insanlara bıraktım. onsuz çok daha mutlu ve huzurlu bir hayata sahibim şu an. bölüm ile alakalı bilgisayarımda bulunan dosyaları silerken götüm tavana yapışıyor mutluluktan..
" sir gawain and the green knight dosyasını geri dönüşüm kutusu'na gerçekten göndermek istiyor musunuz?
[seve seve] [evet] "
(hayır kısmı kendini devre dışı bırakıyor beni tanıdığından)