türk eğitim sisteminde genellikle amerika ingilizcesine ait fonetiğin öğretilmesi, izlediğimiz filmlerin çoğunun hollywood filmleri olması sonucu kulak alışkanlığımızın daha az olduğu ingiliz ingilizcesidir. yapılan vurguları, tonlamaları ile amerikan ingilizcesinden çok daha kibardır. fakat alışkın olmamaktan mı kaynaklanır, türk aksanından çok uzak olmasından mı bilinmez ama, türk insanlarının bir kısmı bu aksandan nefret ederler. sırf bu yüzden couplingukı bir kere bile izlememiş olanlar vardır.
bunun yanı sıra son dönemde hollywood filmlerine bakıldığında colin firth, hugh grant gibi ingiliz oyuncular sayesinde kulak aşinalığımız artmaktadır. renee zellwegerda amerikalı olmasına rağmen, bridget jones's diary ve bridget jones the edge of reasonda bu aksanla çok güzel konuşmaktadır.
tony blair'in muhteşem bir şekilde konuştuğu aksan ve belki de birçok insana ingiliz aksanını sevdiren insanlardan birisidir tony blair...tony blair gibi iyi konuşanlar olduğu gibi sırf ingiliz aksanı ile konuşak diye kendini anlaşılmaz kılan yaşam formları da mevcut...amerikan aksanından çok çok iyi...
guy ritchie'nin filmlerindeki karakterlerinin çoğunun kullandığı aksan. acaba adam ingiliz ve de filmlerinin çoğu da ingiltere de geçtiği için mi olsa gerek.
amerikan kızlarının verdiği iddia edilen hatta ingiliz romantik komedilerinin ve gençlik filmlerinin çoğunda amerika'ya gidip taş hatunlarla takılan ezik ingiliz genci temasının işlenmesine yol açan ağız yamukluğu açısı.
hala bu başlığa bir giri girmediğim için kraliçenin beni affetmediği, konuşmaya "çalışması", dinlemesi, anlaması hoş, en güzel melodiden güzel aksan.
(bkz: bloody)
(bkz: cockney)
(bkz: ass)
nihai amacım olan aksandır. fakat gerçekten de çok zordur, bunun sebebi amerikan ingilizcesi kadar esnek ve rahat bir aksandan ziyade daha elitist bir aksan olmasıdır kanımca. fakat yine de konuşması en keyifli aksan olsa gerek.