|
|
- (bkz: reductionism) (bkz: redüksiyonizm) (bkz: dümbüksiyonizm)
sosyal bilimlerde, en basit anlamda, bir sosyal olguyu kendi bağlamından başka zaman veya mekanların bağlamlarıyla açıklamaya çalışmadır (bkz: context). mesela, eğer "kanuni sultan süleyman çok diktatördü, insan haklarına hiç önem vermiyordu" derseniz indirgemecilik yapmış, o zamanın bağlamını ve değerlerini şimdiki zamana indirgemiş olursunuz, çünkü insan hakları ve diktatörlük çağımızın kavramlarıdır. hayırlı olsun.
aynı zamanda, sosyolojik olayları psikolojik kavramlarla açıklamaya çalışma da aynı mantıktadır, buna örnek vermiyorum onu da siz bulun.
- bilişsel bilimlerde ve yapay zeka alanında da karşımıza çıkar. eğer zeka bilgisayarların sahip olabileceği bir şeyse algoritmik demektir (algoritma). o hâlde insan beynindeki süreçler sadece bildiğimiz bilgisayarlar değil hesap kuramına göre bilgisayarlar ile aynı hesap gücüne sahip herhangi bir turing makinesi tarafından da işletilebilir olmalıdır (turing makinesi). bu da demek oluyor ki zeki bir bilincin (bu de ne demekse artık) herhangi bir hâlini (durumunu) eksiksiz olarak kağıda (bildiğimiz kağıda), teybe veya diske yazıp tekrar geri yükleyebilir durumda olmalıyız. zekanın algoritmik süreçler dışında bir şey içermediği görüşü indirgemeci bir görüştür.
şimdi meseleyi ortaya böyle koyunca yapay zeka karşıtlarının seçebileceği bariz bir yol insan zihninde yer alan ancak algoritmik olmayan süreçler bulmak oluyor. benzer şekilde algoritmik olarak temsil edilemeyecek bir deneyim ya da bilgi de işimizi görür tabi ki. emin olmamakla beraber john searle tarafından ortaya atıldığını sandığım bir düşünce deneyi var örneğin. tüm hayatını sadece siyah beyaz odada geçirmiş bir bilim insanını hayal edelim. elinde renkler üstüne sahip olunabilecek tüm bilgi var. kırmızı rengin dalga boyu, dokular üstündeki etkileri, göz tarafından nasıl algılandığı, algılandığı zaman beyindeki nöronların nasıl aktive olduğu gibi tüm konuları çalışmış ancak hiç kırmızı renk görmemiş. dış dünyada yaşayanlar ona kırmızı rengi görmenin nasıl bir his olduğunu nasıl aktarabilirler? madem zeka ve bilinç dediğimiz şey algoritmik olarak temsil edilebilir o hâlde bu adam hiç kırmızı görmeden kırmızıyı görmenin ne demek olduğunu nasıl bilebilir? bilemiyorsa bu adamın kırmızı renk hakkında her şeyi öğrendiğini söyleyemeyiz. o halde kırmızı renk hakkında kağıda aktarılamayacak ya da algoritmik olarak işlenemeyecek/temsil edilemeyecek bazı bilgiler var demektir.
(bkz: hesap kuramı)
(bkz: turing makinesi)
- kırmızıyı görmemiş ancak onun üstünde her türlü çalışmayı yapmış bir insana aktaramadığımız kırmızıyı görme hissi bir qualia'dır. indirgemeciliğe getirilen bu eleştiri oldukça güçlü bir eleştiri. ancak indirgemeciliğin yanlış olduğunu veya yapay zekanın imkansız olduğunu da göstermiyor bence.
içinde bulunduğumuz durumu daha iyi açıklayalım. elimizde iki seviye var. birincisi yüksek seviye. bilim insanının psikolojik süreçleri, kırmızıyı gördüğü zaman hissettiklerini temsil edebildiğimiz seviye. ne yazık ki şu an bu hissi nesnel bir şekilde temsil etmenin yolunu bilmiyoruz. kırmızı rengi gördüğünüzde yaşadığınız o hissi siz bilirsiniz ama bir başkasına sözle aktaramazsınız. düşük seviye ise fiziğini anladığımız seviye. atomlar, moleküller ve hatta nöronların kendi aralarındaki etkileşimini içeriyor. eğer indirgemecilik doğruysa düşük seviyeden yüksek seviyeye geçerken yeni hiç bir olay gerçekleşmiyor. belki işler daha da karışıyor ama niteliksel bir farklılık yok. yani yüksek seviyedeki her olayı düşük seviyede açıklamanın bir yolunu olmalı. işte bu yolu biz henüz bilmiyoruz. işin kötüsü bu indirgemeyi nasıl yapabileceğimiz konusunda hiç bir fikrimiz de yok.
(bkz: qualia)
- indirgemecilik bu basit düşünce deneyinin sonuçlarından nasıl kaçınabilir? aklıma gelen bir yol roger penrose'un seçtiği bence çok tehlikeli olan bir yol. zekanın fiziksel bir süreç olduğunu kabul edelim ama algoritmik olduğunu kabul etmeyelim, diyor. ilk bakışta çok hoş, hem bu evren dışında bir şeye ihtiyaç duymuyor (idealizme saplanmıyor), hem de neden indirgemeciliğin yanlış olabileceğine dair bir açıklama sunuyor. benim kişisel olarak hiç tatmin edici bulmadığım bir yol bu. hem fiziksel gerçekliğin ne olduğuna hem de algoritmik süreçlerin ne olduğuna dair gayet kısır tartışmalara girmek olası bu yolu seçince. eğer bu evrende algoritmik olmayan bir süreç varsa onu da bilgisayarıma monte ederim ve yeni algoritma tanımını öyle yaparım gibi kaçışlar da mevcut.
diğer bir yol ise indirgemeciliği toptan reddedip zekanın bu evrenin dışında bileşenleri olduğunu kabul etmek. bildiğiniz ruh argümanı bu yani. bir nevi garajımdaki ejderha. bu konudaki görüşlerim zaten gereken yerlerde yeteri kadar yer alıyor, uzatmaya gerek yok.
(bkz: roger penrose)
(bkz: garajımdaki ejderha)
- harika, indirgemecilik üstüne bu kadar laga luga yaptıktan sonra başladığımız yere geri döndük. indirgemeciliği reddeden önerilerin bilimsel geçerlilikleri gayet şüphe götürür ancak önümüzde de indirgemeciliğin çuvalladığı bariz örnekler var. yine de ne reddetme cesaretini gösterebildik. ne de doğruluğunu kanıtladık. e tamam, bunda bir sorun yok zaten.
her şeyden önce ciddi bir eleştiri ile yıkıcı bir eleştiri arasındaki farkı görmek gerek. zeka üstüne yaptığımız çalışmalar şu an o kadar ilkel ki bugün çözemediğimiz bazı sorunların yarın bambaşka yöntemlerle çözülemeyeceğini iddia etmek fazla cesur olur. kırmızıyı görme hissini nesnel olarak aktarmanın belki bir yolu olabilir ancak bugün bilmiyor olabiliriz. eğer döngüsel bir mantıktan rahatsız olmuyorsak "kırmızıyı görme hissi algoritmik olarak temsil edilebilir. eğer bilim insanı bu hissi bilmiyorsa demek ki kırmızı renk üstüne öğrenebileceği her şeyi daha öğrenmemiş demektir. bu da düşünce deneyinin sonuçlarını geçersiz kılar." demek de mümkün, her ne kadar çok tavsiye etmesem de.*
- oh be. biraz kastırdı ama öyle araya bilimsel hava katan köşeli parantezler ([]) yerleştirmeden inceleyebildiğim bir konu oldu bu indirgemecilik. bilimsellikten ödün vermiş gibi hissediyorum kendimi ama olsun.
cin ali falan.
- bilincin sadece bir yanılsama olduğunu savunan görüşe göre qualia'lar ve benzer sözde emergence vakaları da indirgemecilik için sorun teşkil etmez. bana göre etmiyor mesela.
- gerçek yapısı hislerimizin bize söylediğinden daha dağıtık veya parçalı olsa bile varlığını reddedemeyeceğim bir bilincim var.
qualia'lar yanılsama bile olsalar, bir başkasına bu tecrübeleri aktarmanın yolunu bilmiyor bile olsam kırmızıyı gördüğüm zaman yaşadığım kırmızı görme hissini ben biliyorum. diğer insanların da benzer öznel deneyimleri olduğunu reddetmek için yeterli sebebim yok.
bu şartlar altında indirgemecilik doğası ne olursa olsun benim deneyimlediğim qualia'ları bir başka insana aktarmam için bana ya bir yol sunmalı ya da neden bunun mümkün olmadığını tatmin edici bir şekilde açıklamalı.
- iki ayrı dalda incelenmesi gerektiğini düşündüğüm kavramdır. zira, "indirgemecilik" dendiği zaman, sorunun çözümüne getirilen bir yaklaşımı anlıyorum. oysa sorunu indirgemeden çözmenin daha verimli olduğu durumlar olabileceğini kabul edip, yine de prensipte her şeyin indirgenebileceğini düşünebilirim. buna da "indirgenircilik" derim, rahatlarım.
|