taksimde yeni açılan müzik mekanı. şahikanın sahibine para bol gelmiş bir de böyle birşey yapalım demiştir. amaçları babylona alternatif olmakmış. haydi bakalım...
class b arabası olmasından ötürü, a sınıfı mclaren f1'lere karşı duramayan kırmızı şimşek; lakin kendi sınıfında o kadar güçlüydü ki, insanların onu saatte 300km hız yapabilen abileri ile kıyaslaması bile bir onurdur. mırıl mırıl motoru, kocaman tekerlekleri ile ne güzel süzülür yollarda. ayrıca güçlü, makaslı, şekil süspansiyonları uzaktan daha bir estetiklik, agresiflik akseder. (bkz: hastasınım)
8 ekim 2004 te taksimde açılan bar.zoot woman adlı grubu getirmişlerdir açılış gecesi için.yalnız acemiliklerinden ilk gece vestiyer olayında dağılmışlardı.şemsiyemi 45 dkda bulabilmişlerdi.inanılmaz bir karmaşa yaşanmıştı,herkesin birşeyi kayıptı,falan filan....açılıştan sonra gitmedim ama düzeltmişlerdir artık herhalde.
galatasarayda, mısır apartmanında bulunan mekandır. canlı performans için gayet başarılı insanları getirirler. ses sistemi iyidir. dekorasyonuna özen gösterilmiş olduğu bellidir. arka tarafta, yorulanlar için oturma elemanı ve plazma tv de bulunduran ayrı bir mekan yaratmışlardır. istanbul'da elektronik müzik adına varolan en iyi şeylerden biridir. bu seneki açılış 30 eylül'de gerçekleşecek sanırım. ve canlı performanslar azalacak. yani artık tam bir kulüp olacak denilebilir.
dün gece itibarıyle tekrar açılan ve açılışa dj hell i getiren mekan.. ancak eğer dün geceki gibi 400 kişilik mekana 700 kişi tıkıştırmaya devam ederlerse epey müşteri kaybedeceklerini düşünüyorum.. en azından beni.. ( çok üzüleceklerini sanmıyorum gerçi )
ındigofera denen bitkilerden üretilen boya ve bu boyanın rengi. ilk önce hindular kullandıkları için bu adla anılır. hatta bokunu çıkarayım, 420-440 nanometre dalgaboyundaki ışığın rengidir.
bir dizi olağandışı psikolojik nitelik sergileyen, daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösterip özel davranış şekilleriyle muamele gerektiren , klasik eğitim düzenini yıkmayı amaçladıklarına ve 21.yyın kurtarıcısı olduklarına inanılan çocuklar.
eskiden merdaneli makinalarda yıkanılan beyaz çamaşırlara katılan, sarımtrak lekeleri mavimtrak renge dönüştürüp , ipe gururla asılan çamaşırlara dost, toz tanecikler.hiçbir temizleyici özelliği yoktur o ayrı.
aslında hiç bir ev hanımı bu tozu indigo olarak bilmez, çivit olarak bilinir (sözlük sizi indigo'ya yönlendirir ama ısrarla.)
inanış beklenti; mutantlaşmaya ve matrix e inanma düzeyine ermiş uzmanlarca ortaya atılan. 1980 sonrası doğan çocuklarda gözlemlenen hiperaktivite rahatsızlığına mitsel ve umutsal anlamlar yükleyerek tanımlayan: bir gurup hayal gücü geniş,çocukluk evrelerinin daha rahat incelenebilir olması ile varılan kanılarda, soğuk sert, ne istediğini bilen,kendisine çocukmuş gibi davranılmasını istemeyen beynin her iki lopunuda kullanabildiği düşünüldüğü için zekasını harekete ve hatta şiddete yönelten ciddiye alınmak istenen çocuklar. 80 çocuklarının dünyaya kaos ve savaşları getirip yerlebir olan düzeni ve sistemi sağladıktan sonra 90 sonrası doğan ve tipik özellik olarak dingin huzurlu sakin çocuklarında dünyayı yeniden yaşanabilir biryere dönüştüreceğine inanılan "kristal" çocuklarla hayali kurulan mutlu ütopik dünya hayalinde , savaşcı, kurtarıcı ve yeniden doğumun temsilcileri olan özel nesil.
sene başında her hafta cuma ve cumartesi akşamları sabahı ettiğim yerdir. baya kaliteli djleri, grupları getirir, sabaha kadar da açık olur. indigo rengi olmasa da mavi floresan lambalarla, minimalist dekorasyonuyla iyidir güzeldir. pek büyük bir yer olmamasına rağmen büyük organizasyonlar düzenlendiği için çoğu zaman tanımadığınız insanlarla kıç kıça dans edersiniz. kızkızaysanız, ufak bir grupsanız, her an yanınızda size dik dik bakan bıçkın delikanlılar bitebilir, böyle şeylerden rahatsız olan biriyseniz indigo değil thehalla gidin, wan naya gidin, kimse dokunmaz size.
son olarak, içime oturandır; 25 nisan 2008 cuma gecesi faithlessın beyni maxi jazz gelecektir, kim bilir nasıl olacaktır indigo...
son iki senedir cılkı çıkmış kulübümsü. kapısı bakkal, içerideki hırlar ayrı bakkal. kapıda çok seçiçi gibi görünüp uyuz bir tavırla insanları içeri alan görevliler vardır, ancak içeri girdiğinizde, yanınızda bir erkek yoksa rahat rahat duramaz, köşe kapmaca oynarsınız. müzikten bir sik anlamayan, ama kendine haftasonu eğlencesi (tabiki cinsellik içeren) arayan eziklerin artık bol bol takıldığı yerdir. arada bir güzel eventler gelir. bunlara gidilir, çünkü caanım ülkemizde zaten elektronik müzik adına pek bir gelişim olmadığı aşikardır ve bu mekan da bundan faydalanmaktadır. misal, geçtiğimiz hafta troy pierce gelmiştir, dinlemek için de normalde indigo'dan haz etmeyen ancak başka şansı da olmayan insanlar oraya buluşmuşlardır.
genel olarak müzik eventleri belirli bir konsept içerisinde gelişir. bu rock müzikte de böyledir. grupların alt grupları, müzik tarzlarına ve kalitelerine göre seçilir. ancak indigo gibi tr de bulunan birçok mekan da bu mantıkla ilerlemez. minimal techno çalan dj ya da producer lardan önce, bakkal elektrosu çalan çoluk çocuklar sahneye çıkar. çünkü gözlerinde dolar işaretleri olan işletmecilerin ellerinde olan bu mekanlar, konsepte ya da atmosfere değil, kasaya geçen paraya bakarlar. bu nedenle de, konsept ne olursa olsun, öncesine popüler müzik neyse onu çalan 1-2 djimsi sıkıştırıp mekanı dolu, daha da dolu tutmaya çalışırlar.
kıssadan hisse, son zamanlarda indigo'nun balkonuna çıkıp aşağı baktığımda gördüğüm sahne üzerine hır sosu eklenmiş bir üniversite oryantasyon partisinden hallice değildir. ortada çember oluşturarak danseden bir avuç kıro, muhtamelen istanbul'daki ilk yıllarını yaşayan küçük, süslü ve sarkoş kızlar, kötü ses sistemi ve ışık, bolca para. budur.
mavi renkli bitkisel bir toz boya. tropik ve subtopik ülkelerde yetişen ve boyu 1-1,5 metre boyunda olan baklagillerden bir ağacın yapraklarından elde edilir. dikensiz bodur bir akasyayı andıran bu ağacın yapraklarındaki “indigotin” adlı boya maddesi bulunmaktadır. bitkinin üç aylık sürgünleri çiçekte iken kesilir. kesilen dal ve yapraklar birlikte ezilerek birkaç saat suda bırakılmak suretiyle doyurulur. suyun rengi berrak sarıya dönünce başka kaba aktarılarak karıştırılır. dinlenmeye terk edilir. çivit, bu dinlenme sırasında pul pul teşekkül ederek kabın dibine çöker. bu teşekkül, keten bezden süzülerek pres altında istenilen şekle sokulduktan sonra kurutulur ve piyasaya sevk edilir.
çivit, boyacılıkta ve özellikle ev işlerinde çamaşırlara hafif mavi renk vermek için kullanıldığı gibi hekimlikte de kullanılmaktadır. piyasada bulunan çivitlerin büyük bir çoğunluğu sentetiktir. sentetik çivit, 1880 yılında, alman kimyageri adolph baeyer taralından kömür katranından elde edilmiştir.
not: ibrahim sadrinin - kuş hatıraları şiirinde de geçer.
tam bir keko mekanı olma yolunda ilerleyen mekan. eventler dışında gidilmemesi gerektiğini ısrarla yüzümüze çarpıyor. hoş, olası bir digitalism neyin konserinde de içeri girmek imkansıza yakın oluyor.