indie rock da derler. herhangi bir türe bağlı kalmayan rock müzik demektir. bu tip grupların albümlerinde punk etkileşimlerinden sonra brit havalar, hemen akabinde country esintiler, emo, grunge mrunge ne ararsanız vardır. kanadalısı iyidir bunun. ingilizi de iyidir.
bunun yanında indie rock dinleyen insana da
indie adı verilir. aynı grunge dinleyene grunge demek gibi bişeydir. misal seth cohen bir indie'dir. ryan değildir ama. ryan kekodur. sonra bir de hepten aykırı vardır. o da
indie'dir heralde. ama aynı zamanda kekodur da. senkronizedir, polarizedir.
indie deyince akıllara
franz ferdinand gelmesi doğaldır.
bloc party de gelebilir.
the subways filan. kanada'dan
the organ,
broken social scene derim. blur ve oasis gibi grupların indie olarak tanımlanması pek yalnış olmasa da genel bir kullanıma sahip değildir.
bunun yanında yavaş yavaş indie jazz, indie hiphop gibi kavramlar yavaş yavaş yeşermektedir.
kendime not: the subways'deki hatun çok manyak. resimlerini bul.
edit: aynı cümle içinde ikişerden olmak üzere iki kere yavaş yavaş dediğimin farkındayım. ibret olsun diye silmedim.