indiana jones 

adana çık aradan

  1. harrison ford'un seri olarak çektiği film.
    (guanoapes, 19.05.2004 12:08)


  2. harrison ford ve sean connery nin baş rollerini oynadığı ve hazine peşindeki bir gurup insanın başından geçen olayları anlatan film serisi.
    (axel fox, 10.06.2004 21:30)
  3. sean connery'le oynadığı film indiana jones and the last crusade'dir zira sean connery harrison ford'un babasını canlandırmıştır.
    (bkz. raiders of the lost ark)
    (bkz. indiana jones and the temple of doom)

    harrison ford yeni bir indiana jones filmi çekmektedir ama amca 60 yaşında olup bir de dublör kullanmayacağım diye tutturunca bilinmez artık girer mi bu film vizyona.
    (nienna, 11.06.2004 00:42)
  4. yurdumdan çıkmayacak tıynette bir çeşit kahraman. ne indiana jones ne büyük define avcısı nicholas cage falan olmayacak buralardan sanıyorum uzun süre daha.

    dikkat edilirse bu tip adamlar genelde mağara vb. ortamlarda girdikleri maceralarda illa ki tozlu, mistik, antik bir tablet, yazıt falan bulurlar.
    sonra gider üzerindeki o açık sarı, ingiliz kültür ateşesi, safari adamı kıyafetine hiç aldırmadan o tabletin üstündeki tozu böyle eliyle ittirir üste başa doğru. üfler hatta zaman zaman. toz, pislik, çamur yapar üstünü başını iki tablet uğrunda.

    kısaca şartlarımızın eşit olmadığı bir rol kesiyor bu adam. hangimizin annesi izin verir ki buna, hangimizin annesi çamurla tozla oynatır bizi tablet mablet peşinde.
    ben böyle bir halt etseydim küçüklüğümde, annem üstümü başımı sokak kapısında çıkarıp banyoya taşımaz mıydı beni sorarım indiana jones'a.
    (palanthaser, 20.03.2006 23:50)
  5. ismini, (indiana) george lucas'ın soyismini (jones) steven spielberg'in köpeğinden almıştır.
    (mynerva, 01.04.2006 16:28)
  6. 2008' de serinin 4.filmi cekilecek ve özel efektlerin bolca kullanılacağı film.filmin adı ve senaryosu henuz belli değilmiş.
    tabe ki başrolde harrison ford dedemiz oynacakmış,ve allah ömür verirse belki sean connery de oynar.
    umarım masi oka bu filme de bi el atar.
    (kumbiart, 06.01.2007 21:27 ~ 21:27)
  7. bu adam o kadar bahtsızdır ki başına gelmeyen kalmaz yalnız kırbaç olayı yer bitirir beni.
    (dream endless, 06.01.2007 21:28)
  8. (bkz: indiana jones 4)
    (sycrone one, 10.06.2007 23:50)
  9. 17 haziran babalar günü nedeniyle hepsiburada ve weblebide 4 dvdlik box set fiyatı 75 liradan 54 liraya düşmüş film.
    valla birkaç gün önce tüm seriyi indirmemiş olsaydım hiç düşünmeden alırdım.
    (henry gale, 13.06.2007 00:46)
  10. özellikle çok yüksek bi yerden buzun üzerine atladığında ölmemek için ateş ederek buzu kırıp içine düştüğü akıl almaz sahneye sahip güzel filmler serisi..
    (jackinsağlobu, 13.09.2007 19:25)
  11. serinin dördüncü filmi indiana jones and the kingdom of the crystal skull adıyla 21-23 mayıs 2008 tarihlerinde vizyona giriyor. ülkemizde de aynı tarihlerde vizyona girmesi bekleniyor.

    yönetmen steven spielberg
    başrollerde harrison ford, karen allen, cate blanchett var.

    (bkz: http://www.apple.com/...)
    (luto, 10.03.2008 01:37 ~ 11.03.2008 00:37)
  12. çocukluğumuzu etkileyen, yetmedi derinden etkileyen diyelim, filmlerin kahramanıdır indiana jones.

    filmin sohbetini yıllardır yapmışlığım yoktu, serinin sonuncusunun vizyona gireceğini öğrendiğim zamana kadar. sonra beni aldı bir indiana jones tutkusu. sürekli çevremdekilere "var mı abi bi bulsak da izlesem, hayal meyal hatırlıyorum ben" şeklinde söylendim durdum. bu serzenişlerime yanıt geldi ve çocukluğumda aldığım armağanlara gösterdigim ilgi, itina ile ambalajını açmak sureti ile elime geçti ve yeniden izledim.

    seriye ilişkin aklımda kalan, bir iki sahneydi. güzel bir kadın ve çocukla birlikte uzun bir masada yenmek zorunda kalınan maymun beyni ve gözü, bir de elini bol böcekli bir deliğe sokup bir mekanizmayi durdurmak zorunda kalma anı bir de canlı canlı kalbi çıkartılıp yarası tekrar kapanan adam -ki bu adama değinmeden duramayacağım. ama indiana jones'u hiç unutamadım. elinde kırbacı, herşeyi bilen entellektüel kişilik. ha izlediğim orijinal cdlerde sadece ve sadece o uzun sofralı sahnenin takılması ve izleyememiş olmam ise kaderin cilvesi, kutsal bir işaret olmalı diye düşünesim de gelmiyo değil hani.
    bu kalbi sökülüp yarası anında kapanan adam yüzünden, geçen sene bir arkadaşıma "var abi böyle olaylar oluyo öyle ameliyatlar" dediğimi bilirim. söylerken bir an şüpheye düşmüştüm. ama sonra kendimi gaza getirip, "var abi alla alla, belgeselde izledim ben simdi hatırlamıyorum tam olarak ama" şeklinde kendimce kanıtta sunmuştum. garibim, ben, (indiana jones temple of doom) -ya da bizdeki çevrilmiş hali ile- kamçılı adam filmini belgesel gibi hafızama kazımışım. sonra sonra geçenlerde tekrar indy sevgim depreşince farkettim ki belgesel filan değil kamçılı adammış. işte o dakikalarda insan beyni denen oyuncu hınzıra bir kez daha şaşırıp kalıyor insan.

    şimdi seriyi tekrar izledikten sonra diyebilirim ki, büyümüşüm.
    nasıl olmus da last crusader'daki iskenderun tabelasının altında uçuşan tavuklar fesli peçeli insanları kaçırmışım. sarkık bıyıklı ismi kazım olan fesli suikastçi ve çetesi gözümden kaçmış. oysa biz ki "aaa istanbul dedi filmde" diye sevinç hisseden bir toplumun parçasıyız ama dedim ya çocukken... filmdeki absürdlükler çekim hataları çocukken bilmediğimiz şeyler olduğu için es geçiyorum, olabilir dikkat etmemek diyorum.
    ama bildiğim bir şey var indiana jones sayesinde yalnız kalsam da hiç sıkılmadım. hiç oyun arkadaşı bulamadığımda bile indy benimleydi. bir koltuktan diğerine atlarken yerlerin yılan dolu olduğunu hayal edip, yanlışlıkla olur a ayağım yere değerse "he yetişemediler ki yılanlar" diye kendimi teselli edişlerim bugün gibi aklımdaysa yaşa varol indiana jones.

    maceralı bir gelecek hayal etmiştim kendi adıma. indy kadar olamasa da en azından dağ bayır gezerken karşıma çıkan bir tarihi(kutsal) eserle lanetlenip; laneti bozmak için araştırmak zorunda kaldığım eski kitapları, tozlu raflardan alırken görmek isterdim kendimi çocukken. işin ilginci hiç indy'nin yanında bayırındaki kadın gibi hayal edemedim kendimi, bizzat indiana jonestum ben en kırbaçlısından, en gözüpekinden, en esprilisinden.
    (trişka, 21.03.2008 01:40)
  13. lucas film' in iki efsanesinden biri. diğeri elbetteki star wars.
    3 film de genel olarak iyi olsa da the temple of doom ''diğer iki filme göre'' bariz bir biçimde kötü, sıkıcı. şu sıralar yolda olan 4. filmi de sabırsızlık beklemekteyiz.
    ayrıca (bkz: i hate snakes)
    (gaddar kerim, 22.05.2008 00:41 ~ 00:41)
  14. ---spoiler---

    nükleer patlamadan sağ kurtulabilen adam...

    ---spoiler---
    (orochimaru, 27.05.2008 17:05 ~ 17:09)
  15. fötr şapkasını,çantasını,kırbacını yanından ayırmayan ve yılanlardan nefret eden karakter.aynı zamanda kız öğrencilerinin kendisine aşık olduğu arkeoloji profesörü.
    (bkz: raiders of the lost ark)
    (bkz: indiana jones and the temple of doom)
    (bkz: indiana jones and the last crusade)
    (bkz: indiana jones and the kingdom of the crystal skull)
    ilk 3 film birbirinden harika iken 4.film vasatı geçememiştir,zaten 3.filmle 4.film arasında 20 yıl vardır.belki de 80lerdeki ilk 3 filmden sonra çekilen bu filmi - ve eğer devam filmleri çekilirse onları da- orijinal seriye dahil olarak kabul etmemek ve hayal kırıklığına mahal vermemek en iyisi.
    (darksideofthemoon, 28.05.2008 02:32)
  16. harrison ford un canlandırdığı karakter.rivayet odur ki adını george lucas ve steven spielberg in köpeklerinden almıştır.lucas ın köpeğinin adı indiana,spielberg inki jones tur. zaten 3.filmde buna atıfta bulunulmuştur,gerçek adı olan henry i kullanmak yerine evin köpeğinin adını kullanmasıyla daşak geçilmiştir henry jones jr. umuzun.
    (darksideofthemoon, 28.05.2008 02:34)
  17. ölümsüz olması muhtemel karakter....

    malum the last crusade vakası var...
    (orochimaru, 28.05.2008 02:39)
  18. (bkz: çocukluk aşkı)
    (pitis, 28.05.2008 03:52)
  19. film kahramanının girdiği harabenin piç olması hadisesinin baş mimarıdır.
    (electro, 02.06.2008 18:40)
  20. şöyle bir de porno versiyonu vardır:

    (bkz: in diana jones)
    (labrie, 02.06.2008 18:54)
  21. (bkz: indiana jones and the fate of atlantis)
    (legatus, 03.06.2008 18:55)
  22. güzel bir macera filmi. ilk indiana jones'larla kıyaslandığında film tabii görsel açıdan oldukça daha başarılı. espritüel düzeyi de yüksek, zira eski indi'leri şimdi seyrederseniz çok bayat gelecektir çoğu. bu anlamda da iyi. marion ravenwood biraz yaşlanmış tabii, bu belli, zaten son öpüşme sahnesi hiç inandırıcı değil. ama film boyunca indi ile çekişmeleri hoş.
    mantık kurgularına bakarsanız elbette çok gerçekçi değil. indi nice arabalı takip sahnelerini üst üste atlatıp dizi bile kırılmadan devam ediyor, filmin sonuna doğru işte iki burnu kanıyor ancak. hatta ötesinde, filmde kimse doğru dürüst ölmüyor veya yaralanmıyor, onca tapınaklar mağaralar çöker zehirli oklar uçuşurken. filmin sonundaki iki kişi hariç, onlar da açgözlülüklerinden, yoksa bir şeyin altında kaldıkları için değil. zaten indiana jones filmlerinden ciddiyet beklemek anlamsız, çünkü bunlar zaten schindlers list veya er ryan'ı kurtarmak değildir, konu hızla akar gider, o adamı nereden buldular, ilk sordukları kişi nasıl doğru yeri gösterir, niye gizli kapı tesadüfen ilk girdikleri odadadır gibi soruların cevabı yoktur, film size bir hikaye anlatmaya çalışır, kapılırsanız eğlenirsiniz. yoksa yoktur.

    spoiler
    ----------------------------------------------------------
    mesela yolda giderken indi bataklığa düşüyor ve arkadaşları ip bulamadıkları için uzun bir yılan bulup ip niyetine atıyor, indi yılanı tutmak istemez, çünkü önceki filmlerden de bilindiği gibi yılanlara alerjisi vardır ve boğulma pahasına yılanı tutmamak için pazarlık eder, sonunda "yılan" değil "ip" demeleri şartıyla tutar. ve 70 kilo adamı çekerler yılanla, yılan bu arada kopmaz vs.
    benzer bir durum arabalı takip sahnelerinin çokuluğunda da kendini gösteriyor, neredeyse normal yaptıkları bir seyahat yok kahramanlarımızın, ama her arabalı takip sahnesine de ayrı çeşitlemeler katılmış, peşinizde kgb varken motosikletle kütüphaneye girmek ve ayaküstü öğrencilere tavsiye vermek mi istersiniz, yoksa yanyana ormanda ve son hız giden iki arabanın üstünde karşılıklı eskrim yapmak mı, ya da cipler son hız giderken kristalden yapılma bir kafatasının istop oynarcasına elden ele dolaşması mı? bunlar ve nice farklı arabalı takip versiyonları art arda biribirini takip ediyor, hiç biri de mantıklı değil. yani film, yalnızca bir film olduğunun farkındadır ve zaten "kendini ciddiye almak" gibi bir hata peşinde değil.
    ---------------------------
    spoiler

    bence en önemli aksayan nokta cate blanchett. bu filme iyi gitmemiş. çünkü blanchett son derece iyi bir oyuncu, oysa filmde canlandırdığı tipleme bir tür zalimella, siyah küt saçlı taş kalpli, acımasız bir rus kadın, cinslik olsun diye de yanında süslü bir kılıç taşıyor ve kullanıyor, başka hiç bir özelliği de yok. bu kadar tek boyutlu bir karaktere iyi bir karakter oyuncusu kesinlikle sırıtıyor. neden? çünkü bir harrison ford mesela bu role alışkın, filmin kendi havasına uygun biçimde abartılı mimikler yapıyor, karen allen de, shia labeouf da ve art arda birbirlerinden rol çalarak filmi bir komedi macera olarak oynuyorlar, en sert ölüm tehlikelerinde bile espri yapılan bir tür bu sonuçta, güzelliği bu. ama soğuk, acımasız femme fatale rus kadını karakteri espri yapmaya zaten müsait değil, bir de bu kişiyi iyi canlandırmaya kalkan bir oscarlı cate blanchett gereksiz ciddi kalıyor ve fonksiyonel olmanın ötesine gidemiyor, rol çalamıyor, akılda kalıcı da olamıyor. bu blanchett'in hatası değil. sadece bir yanlış oyuncu seçimi.
    gene de son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biri, stardust ile birlikte.
    (earendill, 03.06.2008 19:42 ~ 19:44)
  23. (bkz: kamçılı hayvan)*
    (orpheus, 03.06.2008 20:16)