harrison ford'un seri olarak çektiği film.
harrison ford ve
sean connery nin baş rollerini oynadığı ve hazine peşindeki bir gurup insanın başından geçen olayları anlatan film serisi.
sean connery'le oynadığı film
indiana jones and the last crusade'dir zira sean connery harrison ford'un babasını canlandırmıştır.
(bkz.
raiders of the lost ark)
(bkz.
indiana jones and the temple of doom)
harrison ford yeni bir indiana jones filmi çekmektedir ama amca 60 yaşında olup bir de dublör kullanmayacağım diye tutturunca bilinmez artık girer mi bu film vizyona.
ismini, (indiana) george lucas'ın soyismini (jones) steven spielberg'in köpeğinden almıştır.
2008' de serinin 4.filmi cekilecek ve özel efektlerin bolca kullanılacağı film.filmin adı ve senaryosu henuz belli değilmiş.
tabe ki başrolde
harrison forddedemiz oynacakmış,ve allah ömür verirse belki
sean connery de oynar.
umarım
masi oka bu filme de bi el atar.
bu adam o kadar bahtsızdır ki başına gelmeyen kalmaz yalnız kırbaç olayı yer bitirir beni.
17 haziran babalar günü nedeniyle
hepsiburada ve
weblebide 4 dvdlik box set fiyatı 75 liradan 54 liraya düşmüş film.
valla birkaç gün önce tüm seriyi indirmemiş olsaydım hiç düşünmeden alırdım.
serinin dördüncü filmi
indiana jones and the kingdom of the crystal skull adıyla 21-23 mayıs 2008 tarihlerinde vizyona giriyor. ülkemizde de aynı tarihlerde vizyona girmesi bekleniyor.
yönetmen
steven spielberg
başrollerde
harrison ford,
karen allen,
cate blanchett var.
(bkz:
http://www.apple.com/...)
(luto, 10.03.2008 01:37 ~ 11.03.2008 00:37)
çocukluğumuzu etkileyen, yetmedi derinden etkileyen diyelim, filmlerin kahramanıdır indiana jones.
filmin sohbetini yıllardır yapmışlığım yoktu, serinin sonuncusunun vizyona gireceğini öğrendiğim zamana kadar. sonra beni aldı bir indiana jones tutkusu. sürekli çevremdekilere "var mı abi bi bulsak da izlesem, hayal meyal hatırlıyorum ben" şeklinde söylendim durdum. bu serzenişlerime yanıt geldi ve çocukluğumda aldığım armağanlara gösterdigim ilgi, itina ile ambalajını açmak sureti ile elime geçti ve yeniden izledim.
seriye ilişkin aklımda kalan, bir iki sahneydi. güzel bir kadın ve çocukla birlikte uzun bir masada yenmek zorunda kalınan maymun beyni ve gözü, bir de elini bol böcekli bir deliğe sokup bir mekanizmayi durdurmak zorunda kalma anı bir de canlı canlı kalbi çıkartılıp yarası tekrar kapanan adam -ki bu adama değinmeden duramayacağım. ama indiana jones'u hiç unutamadım. elinde kırbacı, herşeyi bilen entellektüel kişilik. ha izlediğim orijinal cdlerde sadece ve sadece o uzun sofralı sahnenin takılması ve izleyememiş olmam ise kaderin cilvesi, kutsal bir işaret olmalı diye düşünesim de gelmiyo değil hani.
bu kalbi sökülüp yarası anında kapanan adam yüzünden, geçen sene bir arkadaşıma "var abi böyle olaylar oluyo öyle ameliyatlar" dediğimi bilirim. söylerken bir an şüpheye düşmüştüm. ama sonra kendimi gaza getirip, "var abi alla alla, belgeselde izledim ben simdi hatırlamıyorum tam olarak ama" şeklinde kendimce kanıtta sunmuştum. garibim, ben, (indiana jones temple of doom) -ya da bizdeki çevrilmiş hali ile- kamçılı adam filmini belgesel gibi hafızama kazımışım. sonra sonra geçenlerde tekrar indy sevgim depreşince farkettim ki belgesel filan değil kamçılı adammış. işte o dakikalarda insan beyni denen oyuncu hınzıra bir kez daha şaşırıp kalıyor insan.
şimdi seriyi tekrar izledikten sonra diyebilirim ki, büyümüşüm.
nasıl olmus da last crusader'daki iskenderun tabelasının altında uçuşan tavuklar fesli peçeli insanları kaçırmışım. sarkık bıyıklı ismi kazım olan fesli suikastçi ve çetesi gözümden kaçmış. oysa biz ki "aaa istanbul dedi filmde" diye sevinç hisseden bir toplumun parçasıyız ama dedim ya çocukken... filmdeki absürdlükler çekim hataları çocukken bilmediğimiz şeyler olduğu için es geçiyorum, olabilir dikkat etmemek diyorum.
ama bildiğim bir şey var indiana jones sayesinde yalnız kalsam da hiç sıkılmadım. hiç oyun arkadaşı bulamadığımda bile indy benimleydi. bir koltuktan diğerine atlarken yerlerin yılan dolu olduğunu hayal edip, yanlışlıkla olur a ayağım yere değerse "he yetişemediler ki yılanlar" diye kendimi teselli edişlerim bugün gibi aklımdaysa yaşa varol indiana jones.
maceralı bir gelecek hayal etmiştim kendi adıma. indy kadar olamasa da en azından dağ bayır gezerken karşıma çıkan bir tarihi(kutsal) eserle lanetlenip; laneti bozmak için araştırmak zorunda kaldığım eski kitapları, tozlu raflardan alırken görmek isterdim kendimi çocukken. işin ilginci hiç indy'nin yanında bayırındaki kadın gibi hayal edemedim kendimi, bizzat indiana jonestum ben en kırbaçlısından, en gözüpekinden, en esprilisinden.
lucas film' in iki efsanesinden biri. diğeri elbetteki
star wars.
3 film de genel olarak iyi olsa da
the temple of doom ''diğer iki filme göre'' bariz bir biçimde kötü, sıkıcı. şu sıralar yolda olan 4. filmi de sabırsızlık beklemekteyiz.
ayrıca (bkz:
i hate snakes)
---
spoiler---
nükleer patlamadan sağ kurtulabilen adam...
---
spoiler---
fötr şapkasını,çantasını,kırbacını yanından ayırmayan ve yılanlardan nefret eden karakter.aynı zamanda kız öğrencilerinin kendisine aşık olduğu arkeoloji profesörü.
(bkz:
raiders of the lost ark)
(bkz:
indiana jones and the temple of doom)
(bkz:
indiana jones and the last crusade)
(bkz:
indiana jones and the kingdom of the crystal skull)
ilk 3 film birbirinden harika iken 4.film vasatı geçememiştir,zaten 3.filmle 4.film arasında 20 yıl vardır.belki de 80lerdeki ilk 3 filmden sonra çekilen bu filmi - ve eğer devam filmleri çekilirse onları da- orijinal seriye dahil olarak kabul etmemek ve hayal kırıklığına mahal vermemek en iyisi.
harrison ford un canlandırdığı karakter.rivayet odur ki adını george lucas ve steven spielberg in köpeklerinden almıştır.lucas ın köpeğinin adı indiana,spielberg inki jones tur. zaten 3.filmde buna atıfta bulunulmuştur,gerçek adı olan henry i kullanmak yerine evin köpeğinin adını kullanmasıyla daşak geçilmiştir henry jones jr. umuzun.
ölümsüz olması muhtemel karakter....
malum
the last crusade vakası var...
(pitis, 28.05.2008 03:52)
şöyle bir de porno versiyonu vardır:
(bkz:
in diana jones)
güzel bir macera filmi. ilk indiana jones'larla kıyaslandığında film tabii görsel açıdan oldukça daha başarılı. espritüel düzeyi de yüksek, zira eski indi'leri şimdi seyrederseniz çok bayat gelecektir çoğu. bu anlamda da iyi. marion ravenwood biraz yaşlanmış tabii, bu belli, zaten son öpüşme sahnesi hiç inandırıcı değil. ama film boyunca indi ile çekişmeleri hoş.
mantık kurgularına bakarsanız elbette çok gerçekçi değil. indi nice arabalı takip sahnelerini üst üste atlatıp dizi bile kırılmadan devam ediyor, filmin sonuna doğru işte iki burnu kanıyor ancak. hatta ötesinde, filmde kimse doğru dürüst ölmüyor veya yaralanmıyor, onca tapınaklar mağaralar çöker zehirli oklar uçuşurken. filmin sonundaki iki kişi hariç, onlar da açgözlülüklerinden, yoksa bir şeyin altında kaldıkları için değil. zaten indiana jones filmlerinden ciddiyet beklemek anlamsız, çünkü bunlar zaten schindlers list veya er ryan'ı kurtarmak değildir, konu hızla akar gider, o adamı nereden buldular, ilk sordukları kişi nasıl doğru yeri gösterir, niye gizli kapı tesadüfen ilk girdikleri odadadır gibi soruların cevabı yoktur, film size bir hikaye anlatmaya çalışır, kapılırsanız eğlenirsiniz. yoksa yoktur.
spoiler
----------------------------------------------------------
mesela yolda giderken indi bataklığa düşüyor ve arkadaşları ip bulamadıkları için uzun bir yılan bulup ip niyetine atıyor, indi yılanı tutmak istemez, çünkü önceki filmlerden de bilindiği gibi yılanlara alerjisi vardır ve boğulma pahasına yılanı tutmamak için pazarlık eder, sonunda "yılan" değil "ip" demeleri şartıyla tutar. ve 70 kilo adamı çekerler yılanla, yılan bu arada kopmaz vs.
benzer bir durum arabalı takip sahnelerinin çokuluğunda da kendini gösteriyor, neredeyse normal yaptıkları bir seyahat yok kahramanlarımızın, ama her arabalı takip sahnesine de ayrı çeşitlemeler katılmış, peşinizde kgb varken motosikletle kütüphaneye girmek ve ayaküstü öğrencilere tavsiye vermek mi istersiniz, yoksa yanyana ormanda ve son hız giden iki arabanın üstünde karşılıklı eskrim yapmak mı, ya da cipler son hız giderken kristalden yapılma bir kafatasının istop oynarcasına elden ele dolaşması mı? bunlar ve nice farklı arabalı takip versiyonları art arda biribirini takip ediyor, hiç biri de mantıklı değil. yani film, yalnızca bir film olduğunun farkındadır ve zaten "kendini ciddiye almak" gibi bir hata peşinde değil.
---------------------------
spoiler
bence en önemli aksayan nokta cate blanchett. bu filme iyi gitmemiş. çünkü blanchett son derece iyi bir oyuncu, oysa filmde canlandırdığı tipleme bir tür zalimella, siyah küt saçlı taş kalpli, acımasız bir rus kadın, cinslik olsun diye de yanında süslü bir kılıç taşıyor ve kullanıyor, başka hiç bir özelliği de yok. bu kadar tek boyutlu bir karaktere iyi bir karakter oyuncusu kesinlikle sırıtıyor. neden? çünkü bir harrison ford mesela bu role alışkın, filmin kendi havasına uygun biçimde abartılı mimikler yapıyor, karen allen de, shia labeouf da ve art arda birbirlerinden rol çalarak filmi bir komedi macera olarak oynuyorlar, en sert ölüm tehlikelerinde bile espri yapılan bir tür bu sonuçta, güzelliği bu. ama soğuk, acımasız femme fatale rus kadını karakteri espri yapmaya zaten müsait değil, bir de bu kişiyi iyi canlandırmaya kalkan bir oscarlı cate blanchett gereksiz ciddi kalıyor ve fonksiyonel olmanın ötesine gidemiyor, rol çalamıyor, akılda kalıcı da olamıyor. bu blanchett'in hatası değil. sadece bir yanlış oyuncu seçimi.
gene de son dönemde izlediğim en iyi filmlerden biri, stardust ile birlikte.
lucas önce star wars ı yazar, yapımcılara götürür. yapımcılar buna götüyle gülüp bu ne lan sie der. abi kızar, star wars u kendi çekmeye karar verir. ama bunun için önce gişe yapacak bir film çekmesi gerekir. indiana jones - kutsal hazine avcıları nı çeker, film patlar , süper gişe yapar. sonra lucas ; ulan şundan bir tane daha çekeyim, sonra star wars a ağırlık veririm madem...der. ikinci indiana jones filmi olan temple of the doom u çeker. parayı bulur, star wars u kendi çeker, daha sonra ona gülen yapımcılara şimdi o götüyle gülmektedir.
bu yazdıklarıma inanmayanlar temple of the doom filminin başındaki bir sahnede lucas ın göndermnelerina bakabilir. karıya beraber barın camından atlarlar, aşağıda ayagına takoz bağlamıi çinli şöför çocuk onları beklemektedir. aman tanrım o da nesi ! arka fondaki bir barın adı : obi van kenobi !!! daha neler var böyle...ama siz bulun
friends spoiler
8 sezon 21. bölümde alışverişte olan
ross kasiyer kızla gelişen sohbette
paleontolojist olduğunu ve spor yaptığını söylemesi üzerine kızın yavşama ifadesiyle ross'u benzettiği film kahramanı.
harrison ford tarafından canlandırılan kadınlar kadar erkeklerin de bayıldığı bir maceraperest.iyi yürekli oldugu su götürmez ama gerektiğinde şeytanlaşabiliyor da.her an harekete geçmeye hazır,ya hep ya hiç diyen bir tavrı var.
+oğluuuuuum, jones yukarıda mı
-yoooook, indi ana jones