belki ilginizi çeker
  1. · bilime güvenmek
  2. · tanrının erkek olması
  3. · büyümek
  4. · aşk ile sevgi arasındaki farklar
  5. · yalnızca türklerin yapabilecekleri
  6. · bir erkeğin en inandırıcı olduğu an
  7. · evrim teorisine inanmamak
  8. · 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçı
  9. · pencere
  10. · erkeklerin kadınlardan istedikleri
gündem
  1. · yeşim salkım
  2. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  3. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  4. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  5. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · dost
  9. · sanal aşk

inanmak  

  1. birini doğru olarak bilmek,o şekilde benimsemek, güvenmek.
    bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.
    (viola, 22.11.2004 21:19)
  2. bir"şey"in olmayacağına inanmak, o "şey"in olma ihtimalini ortadan büyük bir anlamda kaldırmaktır.
    sadece inanmak bile mucize gerektiren "şey"lerin gerçekleşmesi için yeterli bir sebeptir.
    (şey, 11.10.2005 02:48 ~ 02:49)
  3. görmek inanmaktır;ama en anlamlı gerçekler görmeden inandıklarımızdır.
    (tonguç, 09.01.2006 03:29)
  4. diyalektik olmadıktan sonra hiç bir işe yaramayacak eylemdir.
    (squadron, 09.01.2006 03:40 ~ 03:47)
  5. inanmak

    bardaktan seni içmek
    seni teneffüs etmek havada...
    dolaşmak, dolaşmak sana dönmek
    seni bulmak yuvada...

    yolumuzda aylar, yıllar
    basamak basamak...
    basamakların çıkamadığı yere
    kanatlarınla çıkmak...

    boşaltmak takvimden günleri
    günlerin üstünden yollara bakmak
    rüzgarla esmek, sularla akmak...

    baharı yollamak yollara
    alıkoymak bir nisanın tadını...
    dışarda herkes gibi seslenmek sana
    ve koynunda söylemek asıl adını...

    inanmak, inanmak, inanmak
    ninnilerinle uyuyup, türkülerinle uyanmak...


    arif nihat asya
    (gölgeningücü, 28.04.2007 11:03)
  6. insan ruhundaki en büyük ihtiyaçlardan biridir. bir başka deyişle, yalanın da davetliler arasında olduğunu bilmeden, davete icabet etmektir...
    (miss teacher, 28.04.2007 19:15)
  7. büyük ünlü uyumuna uymayan türkçe bir eylemdir.
    (lockman, 26.09.2007 18:24)
  8. türkçe büyük ünlü uyumuna uymayan tek fiildir. asıl hali "ınanmak" olan ancak kelime başındaki "ı" ünlüsünün güçlü bir ses olmamasında dolayı "i" sesine dönüşmesi, işte bu fiili kulvarında tek yapan nedendir.
    (karakoncolos, 20.10.2007 02:49)
  9. her şeyin fazlası zarardır. inanmanın ve güvenmenin de...
    (nes, 20.10.2007 02:55 ~ 02:55)
  10. kredi kartı kullanmak gibidir.
    ilk zamanlar mutlu eder, ardından ''napıyorum ben'' diye kendine gelmeni ve şüphelenmeni sağlar ve sonunda öldürücü darbeyi yapar.
    (applepie, 20.10.2007 02:58)
  11. 1 . bir şeyi doğru olarak benimsemek:

    bu açıklamaya göre, gerçekte doğru olup olmadığından emin olunmayan bir olgunun, yargının veya varlığın gerçekliğini kişinin kendine mal etmesi, sahip çıkması, kabullenmesi oluyor inanmak. bu durumda aslında 'var' olan birşeye inanılmaz diye mı algılamak gerek?

    2 . birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek.

    öyleyse bahsi geçen kişiye korku, çekinme ve kuşku duymadan itimat etmektir inanmak. doğru sözlü olduğunu anlamış veya öğrenmiş bulunmaksa inanmak, demek ki, tecrübeden ve yaşanmışlıktan ayrı tutamayız inanamayı. üstelik, 'bilmek'in diğer anlamlarının da "sanmak, varsaymak, farz etmek" ve " işine gelmek, uygun bulmak" olduğu düşünülürse; belki de sadece içsel bir rahatlama yaşamak için doğru olduğunu kabul etmek isteriz.

    3 . bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek:

    bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak ise kabul etmek, bireyin isteğinin ne yönde olduğundan ve bu isteği ya da isteksizliği oluşturan şartlardan bahsetmek gerekmez mi? psikolojide istek, belirli bir gereksinimi karşılayacağı düsünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu olarak tanımlanır. bu noktadan itibaren artık ihtiyacı (gereksinimi) oluşturanlara gelir konu. 'gerek', "bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım"dır. dolayısıyla inanmak da, bir anlamda, kişinin ihtiyaçlarıyla şekillenir diyebiliriz o zaman. ihtiyaç duymadığımız bir şeye inanmaz mıyız? ya da ihtiyaç duyuyor olma durumuzu yok saymak için inanmamayı kullanıyor olabilir miyiz?

    4 . sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek.

    bu tamamen tanrı'ya, dine inanmak üzerine kurulu olduğu için çok öznel buluyorum. herkes kendi sor(g)ularına sahiptir zaten...

    5 . kanarak aldanmak.

    "söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanarak, görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak " şeklinde düşününce, alışageldiğimiz inanmak kavramından oldukça uzaklaşıyoruz değil mi? sanırım bu anlam, daha çok duygusal çöküntüler sonrası sarfedilen "ona inanmıştım!" kıvamındaki hayal kırıklıkları için kullanılıyor. 'inanmak' kelimesinin inanmak eyleminin ardından yaşanan ruh hali ile anlamını değiştirmesi ne kadar ilginç.


    kaynak: türkçe sözlük,türk dil kurumu
    (closer, 14.01.2008 01:01 ~ 01:01)
  12. olumsuzunun 1. tekil şahsını kullandığınızda toplum içinde hoş karşılanmadığınız sözcüktür..
    (annebenrölativistikoldum, 26.05.2008 19:23)
  13. aslolan inanmak için görmek değil,görmek için inanmaktır.bundan yola çıkarak soyut kavramlara inanmayan kişiler " ben görmediğim şeye inanmam " diyenler yarın öbür gün onları karşılarında bulduklarında tezeği avuçlamak durumunda kalmazlar.bu nedenledir ki; görmek için inanmak işe yarar bir durumdur.
    (bkz: düşünüyorum öyleyse varım)
    (bkz: inanıyorum öyleyse varsın)
    (magnetic resonance, 29.06.2008 21:10)
  14. hissetmekle mümkündür. düşünmek, duymak, görmek dahi yetersiz kalabilir inanmak için. bir şeye, bir şeyin varlığına ya da o şekilde olduğuna inanmak için eşik enerjisi hislerdedir. hissetmeden, inanamaz insan.
    (closer, 18.07.2008 02:07)
  15. fetişin kendisi bir bir inançken nasıl olduysa inanmak, tüm insanlık tarihinin en büyük fetişi hâline gelmiş.
    (recai pengül, 26.11.2008 22:25 ~ 22:25)
  16. (mental retardasyon, 31.03.2009 15:03)
  17. inanmak. insan -doğru olan yanlışlar-a mı inanmak ister, yoksa -yanlış olan doğrular-a mı? ya da... ruhu bir kez daha, bir avuç çamurla sıvandıktan sonra "at gözlüklerini" takıp artık -kendi doğrularını ve yanlışları-nı mı pehdahlamalı?

    yığınla 9 mm kurşunların hedefi olmuş, artık delik-teşik süzgeç; devasal bir güvendi. tamir olmayacağını anladım, bugün çöpe attım onu. devasal bir küp şeker gibiydi bedenimi kaplamış sevgi, o da toz şeker oldu; dağıldı... ne kadar çırpındıysam toparlayamadım etrafa saçılan taneciklerini...

    içinden çıkamadığım bataklıkta mı çırpınsam, yoksa öylece bıraksam mı kendimi, beni yutan yoğun katilin eline öylece... ardı ardına yüzüme inen tokatların izlerini mi gizlesem, yoksa kül rengi gözyaşlarımı mı bilemedim... kocaman hiçler uğruna geride bıraktığım -ben- için bataklıktan bir şekilde kurtulup, geri onu mu aramaya başlasam... yoksa yorgunluğumun, kesik nefeslerimin, kör gözlerimin esiri mi olsam...

    inanmak hep kolaydı. faturayı başkasına kesmemek, hep -sil baştan başlamak-, hataları affetmek, unutmak, yeniden sevmeye cesaret etmek, tekrar tekrar ölüp ölüp dirilmeyi göze almak, paçavra bir bez parçası olmayı sindirebilmek, ezberleri silip bambaşka şeyleri ezberleyebilmek, vücudundaki parmak izlerini adeta kazıyarak onlardan kurtulmak, güç bela bir arada tuttuğun kırık cam bir kutuyu onarıp yeniden başkasına teslim edebilmek... kabuğunu yırtıp atmak, benimsemek, bütünleştirmek, hissetmek, görmek, duymak, koklamak... hafızanı yoklayan dakikalara meydan okumak... çürümüş bir ruhu bedeninde barındırmak... hepsi o kadar kolaydı ki...

    inanmamak. daha kolay sanki. reddetmek, kabullenmemek, bildiğini okumak, kocaman bir "siktir!" çekebilmek... kulaklarını ellerinle sımsıkı kapamak, bildiğin şarkıları bağıra bağıra söylemek... gözlerini sımsıkı yummak, şarkılarını daha da avaz avaz söylemek... kaçmak. doğru veya yanlış... sorgulamaksızın kaçmak. bir mermiye daha dayanamayacağını bildiğin için... daha fazla hiçbir yerden hiçbir şeyi kazıyamayacağını bildiğin için... sadece suskun dört duvara sığınmak... daha kolay.

    inanmak zorlaştı, anlamsızlaştı. inandık da elimize ne geçti ha? güvendik, sevdik, saydık, adam dedik, gözümüzden sakındık, herkesten sakındık... uyurken uyandırmaya korktuk, rüyasının belki en güzel yerindedir diye... onlar ne yapar? yıllardır ilk kez yattığınız huzurlu uykunuzdan sizi tokatlarla uyandırırlar, omuzlarınızdan tutup sarsarlar!

    uyanma. uyu. reddet herşeyi, bildiğin; bugüne kadar doğru kabul ettiğin herşeyi kov gözlerinin erişebildiği yerlerden! kaç! inanma!


    daha kolay oluyor. sadece buna inan; "daha kolay oluyor..." .
    (photographer, 14.05.2009 18:25 ~ 18:29)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil