|
|
- birini doğru olarak bilmek,o şekilde benimsemek, güvenmek.
bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.(viola, 22.11.2004 21:19)
- bir"şey"in olmayacağına inanmak, o "şey"in olma ihtimalini ortadan büyük bir anlamda kaldırmaktır.
sadece inanmak bile mucize gerektiren "şey"lerin gerçekleşmesi için yeterli bir sebeptir.(şey, 11.10.2005 02:48 ~ 02:49)
- görmek inanmaktır;ama en anlamlı gerçekler görmeden inandıklarımızdır.
- diyalektik olmadıktan sonra hiç bir işe yaramayacak eylemdir.
- inanmak
bardaktan seni içmek
seni teneffüs etmek havada...
dolaşmak, dolaşmak sana dönmek
seni bulmak yuvada...
yolumuzda aylar, yıllar
basamak basamak...
basamakların çıkamadığı yere
kanatlarınla çıkmak...
boşaltmak takvimden günleri
günlerin üstünden yollara bakmak
rüzgarla esmek, sularla akmak...
baharı yollamak yollara
alıkoymak bir nisanın tadını...
dışarda herkes gibi seslenmek sana
ve koynunda söylemek asıl adını...
inanmak, inanmak, inanmak
ninnilerinle uyuyup, türkülerinle uyanmak...
arif nihat asya
- insan ruhundaki en büyük ihtiyaçlardan biridir. bir başka deyişle, yalanın da davetliler arasında olduğunu bilmeden, davete icabet etmektir...
- büyük ünlü uyumuna uymayan türkçe bir eylemdir.
- türkçe büyük ünlü uyumuna uymayan tek fiildir. asıl hali "ınanmak" olan ancak kelime başındaki "ı" ünlüsünün güçlü bir ses olmamasında dolayı "i" sesine dönüşmesi, işte bu fiili kulvarında tek yapan nedendir.
- her şeyin fazlası zarardır. inanmanın ve güvenmenin de...
(nes, 20.10.2007 02:55 ~ 02:55)
- kredi kartı kullanmak gibidir.
ilk zamanlar mutlu eder, ardından ''napıyorum ben'' diye kendine gelmeni ve şüphelenmeni sağlar ve sonunda öldürücü darbeyi yapar.
- 1 . bir şeyi doğru olarak benimsemek:
bu açıklamaya göre, gerçekte doğru olup olmadığından emin olunmayan bir olgunun, yargının veya varlığın gerçekliğini kişinin kendine mal etmesi, sahip çıkması, kabullenmesi oluyor inanmak. bu durumda aslında 'var' olan birşeye inanılmaz diye mı algılamak gerek?
2 . birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek.
öyleyse bahsi geçen kişiye korku, çekinme ve kuşku duymadan itimat etmektir inanmak. doğru sözlü olduğunu anlamış veya öğrenmiş bulunmaksa inanmak, demek ki, tecrübeden ve yaşanmışlıktan ayrı tutamayız inanamayı. üstelik, 'bilmek'in diğer anlamlarının da "sanmak, varsaymak, farz etmek" ve " işine gelmek, uygun bulmak" olduğu düşünülürse; belki de sadece içsel bir rahatlama yaşamak için doğru olduğunu kabul etmek isteriz.
3 . bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek:
bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak ise kabul etmek, bireyin isteğinin ne yönde olduğundan ve bu isteği ya da isteksizliği oluşturan şartlardan bahsetmek gerekmez mi? psikolojide istek, belirli bir gereksinimi karşılayacağı düsünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu olarak tanımlanır. bu noktadan itibaren artık ihtiyacı (gereksinimi) oluşturanlara gelir konu. 'gerek', "bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım"dır. dolayısıyla inanmak da, bir anlamda, kişinin ihtiyaçlarıyla şekillenir diyebiliriz o zaman. ihtiyaç duymadığımız bir şeye inanmaz mıyız? ya da ihtiyaç duyuyor olma durumuzu yok saymak için inanmamayı kullanıyor olabilir miyiz?
4 . sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek.
bu tamamen tanrı'ya, dine inanmak üzerine kurulu olduğu için çok öznel buluyorum. herkes kendi sor(g)ularına sahiptir zaten...
5 . kanarak aldanmak.
"söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanarak, görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak " şeklinde düşününce, alışageldiğimiz inanmak kavramından oldukça uzaklaşıyoruz değil mi? sanırım bu anlam, daha çok duygusal çöküntüler sonrası sarfedilen "ona inanmıştım!" kıvamındaki hayal kırıklıkları için kullanılıyor. 'inanmak' kelimesinin inanmak eyleminin ardından yaşanan ruh hali ile anlamını değiştirmesi ne kadar ilginç.
kaynak: türkçe sözlük,türk dil kurumu(closer, 14.01.2008 01:01 ~ 01:01)
- olumsuzunun 1. tekil şahsını kullandığınızda toplum içinde hoş karşılanmadığınız sözcüktür..
- aslolan inanmak için görmek değil,görmek için inanmaktır.bundan yola çıkarak soyut kavramlara inanmayan kişiler " ben görmediğim şeye inanmam " diyenler yarın öbür gün onları karşılarında bulduklarında tezeği avuçlamak durumunda kalmazlar.bu nedenledir ki; görmek için inanmak işe yarar bir durumdur.
(bkz: düşünüyorum öyleyse varım)
(bkz: inanıyorum öyleyse varsın)
- hissetmekle mümkündür. düşünmek, duymak, görmek dahi yetersiz kalabilir inanmak için. bir şeye, bir şeyin varlığına ya da o şekilde olduğuna inanmak için eşik enerjisi hislerdedir. hissetmeden, inanamaz insan.
|