belki ilginizi çeker
  1. · fideizm
  2. · 26 şubat 2009 galatasaray bordeaux maçı
  3. · fe
  4. · neşeli ördek tarikatı
  5. · allah ın varlığını kanıtlamak
  6. · hayatın master of puppets solosu kadar haz vermesi
  7. · türban
  8. · matmazel noraliya nın koltuğu
  9. · devrim şehitleri ölümsüzdür
  10. · evrim teorisi
gündem
  1. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  2. · alex hagi den daha iyidir
  3. · okan bayülgen
  4. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  5. · disko kralı
  6. · ezel
  7. · günün tek cümlelik özeti
  8. · ttnetmüzik
  9. · hemoglobin

inanç  

 sayfa  / 2
  1. bir insanın sahibi olduğu evrensel görgü ve bilginin oluşturduğu algı alışkanlığı.
    (skuba, 29.12.2004 23:03)
  2. saklı bir hazine haritası olmayan.(bkz: mehmet şenol şişli)
    (joeykeys, 29.12.2004 23:38 ~ 23:41)
  3. bilginin bittiği yerde başlayan yönelim.
    (lullaby, 31.10.2005 00:33)
  4. "bilgi olmaksızın konuşan biri tarafından, örnekleri olmaksızın söylenen şeylere kanıt olmaksızın inanma".
    (bkz: the devil's dictionary)
    (bkz: ambrose bierce)
    (chixculub, 22.04.2006 19:16 ~ 24.04.2006 01:51)
  5. "kalpteki bilgi"
    (mabel, 01.02.2007 15:49)
  6. bir önermenin doğruluğuna ikna olmamızı sağlayan psikolojik vaziyettir. önermenin doğruluğuna dair deney, gözlem ve kanıt olduğunda bu inanca bilgi deriz.
    (me vale madre, 22.03.2007 16:32)
  7. agnostisizm, inancın temelidir. tanrı ve din inancı ile ilgili sorulara verilmiş en bilimsel yanıttır. buradan itibaren ikiye ayırabiliriz. bunlar tanrıya inanma, ya da inanmamadır.
    ateist olanlar, tanrıya yok diyerek varlığını kabul etmenin çelişkisini yaşarken, inançlı olanlar herhangi bir dine mensup olan veya deist olanlar şeklinde ikiye ayrılabilir. din seçimi yapmış olanlar, sürekli dinlerini daha iyi anlamaya çalışırken, ya da dinlerini yanlış anlamamaya çalışırken, deist olanlar kafayı çok yorarlarsa ateistliğe doğru meğillenebilirler. (ya da meğillenmezler adamına göre değişir) * (sadece kafamda yapılmış bir sınıflandırma olup gerçekle bağlantısı yoktur)
    (hopeless, 11.06.2007 23:46 ~ 18.06.2007 01:09)
  8. ateist olanların asla çelişkisine düşmedikleri olgudur. bir tanrı olmadığını iddia etmek için, önce tanrının varlığını kabul etmeye gerek yoktur. birileri ortaya bir şey atıyorsa illaki bunu kabul etmeliyiz diye bir şey yok. o halde, siz de "uçan balina" diye bir kavram ortaya atarsanız; benim buna "yok" diyebilmem için, önce "uçan balina" kavramının gerçekliğini kendi içinde var kabul etmem gerekmiyor. yok ise yoktur. hala "bak yok diyorsunuz, olmayan şeye nasıl yok dersiniz" gibisinden düşünen arkadaşlarımız var ise, onları şuralara alabiliriz; aşağıda bakın.

    (bkz: kürt sorunu)
    (bkz: ermeni soykırımı)
    (bkz: türbanın siyasal bir simge oluşu)

    gidebilir. ne de olsa "ateş olmayan yerden duman çıkmaz", değil midir?
    (asosyal demokrat, 11.06.2007 23:50)
  9. erkekler için kullanılan bir isim.
    (sturridge, 03.08.2007 23:03)
  10. köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlar. bütün köy ahalisi toplanmış. içlerinden birinde de şemsiye varmış. işte bu inançtır.
    (karizmatik, 26.09.2007 17:44)
  11. ihtiyaçtır.
    (poet, 07.11.2007 19:25)
  12. bilmek fiiline felsefi bir yaklaşımda bulunursak, öğrenmenin çokça hatırlamadan ve beyindeki farklı nöronları birbirine bağlamadan yani çağrışımdan ibaret olduğu ortaya çıkar. gördüğümüz ağaç, aslında hatırladıklarımızın bir ortalamasını hatırlatır bize. her yeni gördüğümüz ağaç da ortalamayı yeniler. o halde baktığımız her şeyde zihnimizdeki ortalamalar canlanır ve yenilenir. bunun doğal sonucu olarak hakikat hiçbir zaman tam olarak bilinemeyecektir (evrende varolan bütün ağaçları görsek bile, bu seferde varolan bütün nesneleri görmemiz gerekecek)

    işte burada sezginin önemi ortaya çıkar. aslında bilim dediğimiz de sezgiselliğin genelleştirilmesi ve bir takım kurallara indirgenmesidir. bu sezgiselliğin arındırılması bilimi mantığa indirger ve bu da bilimin gelişmesini engeller.

    sezgiyle yaklaştığımız her şey, en basit olarak bizi inanca götürür. bir his oluşur içimizde ve bunu mantığa oturturuz, bu eylem de bizi bilmeye götürür. sonuç olarak, inanç aslında bir ihtiyaçtan çok hepimizin zaten yapmış olduğudur.
    (skuba, 07.11.2007 19:32)
  13. kolaya kaçmaktır.
    (asosyal demokrat, 07.11.2007 19:38)
  14. "bilmek" ile karıştırılmaması gereken, doğrulanabilirliği olmayan, herkese göre değişen insani bir tür ihtiyaçtır. ve fakat zamanın birinde hocalarımdan birinin dediği gibi, tehlikelidir inanç. kendini çok kaptırmamak gerek. herşeyden önce insan olduğumuz gerçeğini hatırlayarak körü körüne saplanıp kalmamak gerek. binlerce yıldır insanlar, din olsun, ideoloji olsun, inançları uğruna birbirini katletmektedir.bizi insan yapan şeyler, aynı zamanda insanlıktan da çıkarabiliyor.bunu akıldan hiç çıkarmamak gerek.
    (shiba, 07.11.2007 20:23 ~ 20:27)
  15. duyduğum en anlamlı, en güzel isimlerden biri.
    (ahmak ı hayal, 27.01.2008 15:02 ~ 18:33)
  16. nietzsche'ye göre "gerçeği bilmek istememek"tir.
    (cactus, 15.02.2008 23:41)
  17. neye karşı olduğu çok önemli diye düşünüyorum..

    aklın yerinde kalması,ruhun-kalbin dengesini koruyabilmesi için en temel gereksinim bu,inanç..
    ancak olmadık şeylere inanmak inanılmaz tahribatlara neden oluyor,hayat bana böyle öğretti..
    şöyle ki,hayatta başarılı olacağına inanmak,
    hayatta başarılı olabilmek için allah'a dua ettiğinde,o'nun sesini duyup sana yardımcı olacağına inanmak,
    ölmek üzere olan birinin hayatta kalacağına inanmak,
    hayatta herşeyin yoluna gireceğine inanmak vs..

    inanmadan yaşayamaz insan,gerçek bu.
    ancak,asla dönmeyecek olan sevgilinin döneceğine inanmak..dönmeyeceğine kendini bir türlü inandıramamak..
    o inançla geceyi-gündüzü birbirine karıştırmak..
    döneceğine inanarak bekleyip,o'nsuz geçirdiğin hiç bir günü yaşamamak..
    kendini karmakarışık edip,gelmeyecek o günü beklemek,inançla..

    işte inanç bazen hayatı alt-üst edebilir böyle.
    inanç bazen zarar verir..
    o sebeple herşeye inanmamalı insan..

    olmadık şeylere inanmak yerine,inanmak için sebep yokken sebepler oldurmak yerine..
    kabullenmeli,insan.
    insan bazen kabullenebilmeli..
    (the crestfallen, 24.03.2008 23:09)
  18. yeryüzünde kadın* ve duygudan sonra sömürülen en büyük üçüncü olgu. belki bir felsefecinin ağzından dökülen sofistike sallamasyonlar veyahut bir edebiyatçının inci taneleri gibi olmayacak ama inanç reel dünya ile inanıyorsa (inanmak, öngörebilmek istiyorsa) ebedi dünyanın insan kafasında kurgulanma derlemecisidir. bu belli ahlaki kavramlardan en uç sürrealist kavramlara kadar dallanır. aslına bakılırsa bir insanın bazı şeylere inanma gereksinimi inanmama gereksinimi kadar normaldir. çünkü inanmamak da felsefik ve bilimsel açıdan bir inançtır. hayat görüşleri bu inançlar doğrultusunda şekillenir çünkü o hayatı yaşayacak olan o bünyenin ta kendisidir.

    günümüz türkiyesi'nde ise bir nevi kavga sebebidir *inanç. özellikle insan psikolojisi ve bilinçaltında yatan en büyük ego gereksinimlerinden birisi olan "en iyisini ben bilirim" mantığı ile etrafa söz geçirmeye çalışmak ve "sen neye inanıyorsun" teması "senin kişiliğin ne?, kaç paralık adamsın" ile anlamdaş yapmaktır. "ulan hayatı yaşayacak olan benim sana ne" beyanları zaman aşımına uğramış, "bak tanrı varmış, yokmuş... yok yedi ceddi peygamber bilmem ne" tarzı uzamış, adeta boku çıkarılmış ve gerçeklikle alakası olmayan inanç türevleri ve asparagasları ile hepten yaralanmıştır. (bunda çeşitli tarikat, oluşum, kurum ve dinsel sömürü sanatçılarının da geniş yeri var.)

    (durum - 1)

    + din hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
    - inanmıyorum
    + tövbe tövbe... ya ama öyle deme çarpılırsın!

    veyahut tam tersi bir beyanat ile düşünürsek,

    (durum - 2)

    + sen namaz felan kılıyorsun ama boşuna...
    - ne alaka ?
    + yok tanrı manrı felan.

    iki tarafın da karşı görüşü bezdirme, kendi safına çekme içgüdüsü tavan yapmış. belki dindar adama göre ateistle konuşmak cehennemlik olmakla bir, belki de ateist adama göre dindar adamla konuşmak zaman kaybı. şüphesiz ikisi de bilinmez ama sonuçta objektif bakarsak ikiniz de siyam ikizi değilsiniz amk. (belki evrim süreci, belki takdir-i ilahi.) her ikisi de hayatın anlamını ve yaşama şeklini idrak etmenin nesnel olarak aynı, öznel olarak farklı yolu. üstteki durumlar size cem yılmaz'ın gora filmindeki bayat esprisini çağrıştırmadı mı?

    - yüzüne ne olmuş?
    + bilmem ne olmuş?


    harbiden ne olmuş bize? nereden türemiş böyle farklı tanrı çoğullamaları. bir ara zeus felan vardı, kral adamdı. böle kafası esti mi şimşek felan çaktırır, afrodit yedi düvele verirmiş. apollon ile artemis ok yarışına girerlerken poseidon osbir çekerek artemis'in götü felan kesermiş. hani nerede bu tanrılar?(allah bilir, veyahut bilim bilir. kim bilebilir?) insanlar sadece inandı, inanmaya da devam edecekler. o zamanlar çeşitli pagan halklar yok muydu? onlarda vardı tabi. onlar da sürekli inanmaya devam ettiler. sadece etmeye devam ettiler desek bu büyük bir palavra oalcağı kesin. belki de inanmaya mecbur etmek için yapılan din seferlerini de bu kefeye katmak lazım.

    bugün insanoğlunun en büyük dramları, inanç yaymak, inançları başkalarına zorla veyahut hoşgörü ile kabul ettirmek için bütün dünyayla savaşmış padişahların, kralların ve liderlerin eserleridir. kendine inandırmak unsurunu en büyük güç olarak gören yönetim şekillerinin kendini benimsetme çabaları bugün filistinde, yarım asır önce almanyada, beş yüz yıl önce avrupada ve bin beş yüz yıl önce arap topraklarında görmek mümkün. haçlı seferlerinden cihan imparatorluğuna kadar çeşitli vaadler altında yıllarca inanç sömürüsü yapılmış, kazanandan çok kaybeden yine bu inanca bağlı mensuplar olmuşlardır.

    halbukisi inanç ile bağnazlık arasına çekilebilecek ufak bir çizgi belki dünyayı en baştan yaratabilir, herkesin inançsal ve benlik özgürlüğünü doyasıya yaşayabildiği güzel bir cennet bahçesi veyahut son derece sorunsuz biyolojik ve jeolojik bir yapı haline getirebilirdi. ama bizde bu kafa olduktan sonra, anca tersine...

    (not: amacım kimsenin kişisel görüşüne zarar ve hakaret etmek değildir. aksine mümkün olabildiğince subjektif olmaya çalıştım.)
    (nickim elli karakteri geçemezmiş çok bilmişsin sen, 14.05.2008 16:59 ~ 17:08)
  19. gebze sınırları içerisinde bulunan türk eğitim vakfı inanç türkeş özel lisesinin kullanışlı adıdır.. inanç der geçersiniz.. fakat okulun inançla falan alakası yoktur.. ismi yüzünden yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermekte, ilk başta bir cemaat okulu havası uyandırmaktadır..
    (annebenrölativistikoldum, 14.05.2008 17:21)
  20. düşüncelerin üzerinde yer alan çok güçlü bir şartlanma şeklidir inanç. kendisini dayatır ve bu uğurda düşünceler üretmenizi sağlar.

    örnek vermek gerekirse "tanrı'nın varlığına" inanan birisi onun varlığını delaletlendirmeye çalışacak; onun kendisini yarattığına, çok yüce ve çok büyük olduğuna dair düşünceler geliştirecek, hatta bu düşüncelere de zamanla - tekrarlaya tekrarlaya inanmaya başlayacaktır.

    evet, düşünce tekrarlanarak inanç haline gelebilir.

    inanç çok güçlüdür dedik.

    insanı sınırlandıran, onun düşüncelerini, hayatını yönlendiren negatif etkiye sahip inançlar da olabilir pekala. kişi bunun farkında olmayabilir. ama kendisine bir çıkış yolu olduğundan bahsettiğinizde verdiği tepki olumsuzsa ya da umutsuzsa, böyle bir inancıyla çarpıştığınızı anlayabilirsiniz. başta, bu çarpışma olumlu tarafın kaybıyla sonuçlanacaktır.

    bir inançla savaşmanın en kolay yolu, inanca zıt düşüncelerin kişiyi mutlu edebileceğini tatminkar bir şekilde tecrübe etmesini sağlamaktır. bahsi geçen mutluluk doğrudan mümkün değilse bile zararsızlık ve fayda üzerine de olabilir (burada tatminden kasıt düşünsel bir rahatlamadır). yani inancınızın size zarar verdiğini, faydası olmadığını çünkü ona aykırı düşüncelerin daha rahatlatıcı olduğunu size göstermelidir.

    kısacası eski inançlar olumlu, pozitif yeni düşüncelerle yer değiştirebilirler.

    eski inançları bu şekilde sorgulanmış kişi artık acılarından kurtulma yolunda daha başarılı adımlar atmaya başlayabilir.

    ve insanlar da kısır acı döngülerinden ancak böyle kurtulabilirler.
    (açık kalp ameliyatı, 31.05.2008 18:09)
  21. insanlığın en temel ihtiyacıdır, insan inanmadan yaşayamaz. mutlak surette birşeylere inanma iç güdüsü ile doğar, burada asıl önemle üzerinde durulması gereken şudur ki inanma ihtiyacından doğan inancı yönlendirebilme iradesine sahip olmaktır. inanç illa ki bir din mensubu olmak ile özdeşleştirilebilecek bir kavram değildir, inanç bireyin güdülerinin kendisini aklen ve ruhen yakın hissettiği değerler ile ve / veya o değerlere dayanarak şekillenmesidir. inancı bir dine mensup olarak yönlendirmek kişinin inanma ihtiyacını daha sistemli bir yola koyması adına avantajlı bir durumdur. maneviyatı ve dini inancı kuvvetli olan bireylerin psikolojik anlamda daha az hastalandığı tespit edilmiştir. ancak şu var ki inanç satın alınamaz, satılamaz. her türlü menfaat uğruna inancını politik ve sosyal ya da ekonomik nedenlerle farklı göstermeye çalışan kişiler gerçek bir travmatik nevrotik bozukluk içindedirler ve çevrelerindeki topluluğa da tutumlarını empoze etmeye çalışarak bir inanç kirliliği yaratmaya çalışırlar. işte bu nedenle varoluşun en somut soyut değeri olan bu olgu çok dikkatle korunmalı ve özü kavranmalıdır.
    (critical, 31.05.2008 23:41)
  22. kullanılmadığı zaman bir işe yaramayan önemli kavramlardan biri.
    (gramadevate, 09.11.2008 18:05)
  23. sanılanın aksine; saygıyı haketmez.
    (bete noire, 03.01.2009 01:03)
  24. inanç...
    yaptığımız herşey inançlarımız doğrultusunda,
    inançlarımız sayesinde ayakta duruyoruz.
    inandığımız şeyler bize güç veriyor.
    inandığın şeyden vazgeçmeyeceksin çabalıyacaksın.
    aksi halde birşeylere güvenip bir yol seçip ona inanmazsak kendimizi daima boş hissedeceğiz.
    inançsız olursak hayatta hiçbir şansımız yok.
    (theory, 15.01.2009 02:05)
  25. bugünkü 'çölden' çıkacağımıza kaya gibi inanıyorsam, boşluğun sessizliğinde yüksek sesle konuşmak yürekliliğini gösterirseniz birilerinin sizi mutlaka duyacağına inanmamdandır, diyerek veciz biçimde özetlemiş louis althusser. umudu yitirmemek lazım.
    (avluda oturan sizofren, 17.05.2009 12:50)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil