1. mezunlarına şantiye şefliğinden cumhurbaşkanlığına kadar bir çok kademede rastlanılan dahil olmaktan gurur duyduğum mühendislik dalı.
  2. türkiyede inşaat mühendisliği olarak tanınmasından derin üzüntü duyduğum temel mühendislik dalı. inşaat yerine konstraksiyon mühendisliği olarak çağrılarak karizmasına karizma katılabilecek meslek.
    (bkz: civil engineering)
  3. erkek sayısının kız sayısına oranının bir hayli yüksek olduğu,ortam yapmak için başka bölümlerle kaynaşılmasını zorunluluk hale getiren mühendislik dalı.
    kullanılan programlar arasında:
    (bkz: sap 2000)
  4. ülkemizde en çok dalga geçilen ancak dünyada en çok saygı duyulan mesleklerden biridir. kanımca zorluğu, bölümlere ayrılarak azaltılabilir. bir inşaat mühendisine yüklenen o kadar çok farklı daldan bilgi bulunmaktadır ki, bu fazla bilgiler bölümün bitirilmesini zorlaştırmaktadır. halbuki yapı isteyen yapı üzerine yoğunlaşsa, köprü isteyen köprü, yol isteyen yol. bütün üniversitelerin eğitim şekli farklıdır ancak kimi üniversitelerde (örn. kocaeli) 5 tane su dersi vardır. keza ben mezun olunca bu su derslerinin hepsini alıp nereme sokacağımdır.

    alt dallara ayrılması belki insanların "lan eşşolu yüksek yap lan ne alt dalı" diye haykırmasına sebep olacaktır ancak daha kalifiye inşaat mühendislerinin ortaya çıkmasına da sebebiyet verebilir. örneğin ben 2. senemin sonunda bölümümü yapı üzerine seçip okuldan direk yapı üzerine mezun olsam da mesela 4. sınıftayken yapı statiği 4 diye bir ders olsa, arkamdaki şemsiye açılmaya zorlansa. bu insanın kaşınmasıdır ama bütün bu inşaat kollarını öğrenmeye çalışmak bünyeyi zorlar.

    kısacası her mühendislik gibi bu da zor bir mühendisliktir. ciddi biçimde dalga geçilecek ise önce bulunduğunuz mekanın duvarlarına, kolonlarına dokunup şöyle bir gözlerinizi kapayın; orada geçen emeği, stresi ve alın terini hissedin.

    (bkz: veli göçer ben göçmem)
  5. son sınıfa geldiğinde hesap kitap kısmı yetmezmiş gibi hukukla sizi delirten meslek grubu. yüzlerce madde konunu final sınavına ezberlettirip sonra hiç birini sormama,hatta üstüne dalga geçip nasıl ters köşe oldunuz nidaları atma yetisine sahip hocaları vardır.
  6. ingilizce'deki karşılığı civil engineering olan, yurtdışında paşa muamelesi gördüğünüz, fakat türkiyede diplomalı ameleden başka biskim olamadığınız, ilginiz olmadıkça gidilmeyesi, gidişi olsun dönüşü olmasınımsı bölüm
  7. deneyimin ne demek olduğunu ve önemini; bu bölümü kazandığınız andan itibaren, sonraki yaşamınızda size (kafanıza vura vura) öğretecek olan bilim dalı.

    her şey üniversite yıllarında aldığınız eğitimle başlar. istediğiniz kadar çalışkan, vefakar, ödün vermekten çekinmeyen bir öğrenci olunuz, (kısacası inek) önceki yılların öğrencilerinin deneyiminden yararlanamazsanız; okulunuzu zamanında bitirmeniz çok güç, hatta imkansıza yakındır. önceki yılların sınav sorularını ele geçirmeden, istediğiniz konunun kitabını hatmedin, sonuç hüsrandan farklı olmayacaktır. evet diyeceksiniz kendi kendinize geçmişin bilgileri, deneyimi önemli.

    sonra iş hayatı başlar. henüz hiçbir şey bilmemektesinizdir doğal olarak. işin içinden çıkılmaz, soyut yapı statiği derslerini öğrenmiş ama hayatta ankastre mesnet nedir görmemişsinizdir. mafsal nedir, pratikte nasıl kabul edilir bilmiyorsunuzdur. derslerde “ mafsallarla mesnetlenmiş diagonal bir rijit cisimde…” diye başlayan dersleri dinlemişsinizdir ancak;
    mafsal nedir?
    mesnet nedir?
    diagonallik şartı nedir?
    bir cisim, hangi kabullerle rijit sayılır?
    diagonal bir rijit cisim nedir?
    mafsallarla mesnetlenen diagonal bir rijit cisim nedir?
    soruları havada kalmıştır en basitinden. halbuki bir kafes sistem çatı görsen hayatta anlayacaksın ne denmek istendiğini. ama görmemişsindir. görmemende doğaldır. 30 günlük stajlarla da görmen olanaksızdır. şantiyeye gittiğinde sana verilen eğitimin ne kadar soyut olduğunu ve gerçek hayatla alakasının kopukluğunu gördüğünde hayret edeceksin ve anlayacaksın ki her şey şantiye imiş. evet diyeceksiniz kendi kendinize şantiyenin bilgileri, deneyimi önemli.

    okul size deneyim vermeyecektir. deneyimi iş hayatında edineceksinizdir. ancak unutulmamalıdır ki, deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir. ilk kazığı da patronunuzdan yiyeceksiniz. çünkü patronlar bilir ki bir inşaat ustası ve formeni; üniversiteyi yeni bitirmiş tıfıl inşaat mühendislerinden çok daha fazla işine yarar ve iş bitirir. bu nedenle onların maaşları ve itibarları çok daha yüksektir şantiyede. şantiyede ünvana bakılmaz çünkü, işi zamanında bitiren kraldır, unvan sahibidir. bu yüzden maaşınız ilk yıllarda daha düşük olacaktır ve ilk kazığınızı da böylece yiyeceksinizdir. (ben şu an bu satırları yazarken yiyorum mesela, genç ve deneyimsizim çünkü)

    bir inşaat mühendisinin işine yarar! deneyimi elde edebilmesi ise ortalama 5- 10 yıl arasında değişir. bu süre zarfında hep ekside ve zararda olacaksınızdır. ayrıca iyi bir inşaat mühendisinin, şantiyede insan ilişkilerini çok iyi ayarlayabilecek nitelikte olması elzemdir. bu ise eğitimle kazanılamaz. bir şahsiyet, karakter meselesidir. şantiyenin besmelesi yalandır. su gibi yalan söylemeli, insanların yüzüne gülerken onlara iş yüklemeli, gereğinde çok sert çıkıp birilerinin ağzına s.çabilmeli, itin g.tüne sokabilmelisin. bunları yapamıyorsan ancak ortalama bir mühendis olarak hayatını idame ettirebilirsin. mesleğinde yükselmiş her inşaat mühendisi bu gibi ayarlamaları çok iyi yapar. (ben yapamadığım için memurluğu seçtim. gördüm ki orası da hiç farklı değil.) bu ayarlama da bir deneyim işidir. insan sarrafı olmayı gerektirir. insanları gözünün içine bakarak anlamayı gerektirir.

    şantiyede her gün karşınıza çıkacak binlerce problemin yanı sıra binlerce talep ve beklenti içinde kalırsınız. hepsini bertaraf edebilmek sağlam bir bünye ister. şantiyenin % 95 i problemdir. bu yüzden iyi yetişmiş hemen hemen her inşaat mühendisi alkoliktir ve dağarcığında 40 yıl düşünseniz aklınıza gelmeyecek tarzda küfürler bulunur. hem insanları, hem işi idare ederken psikologlara başvurmak isteği dayanılmaz bir hal alır. her zaman olumlu, güleryüzlü ve “up” olmayı gerektiren bir iştir. tekrar ediyorum ki her zaman “up” olabilme maskesini takmak deneyim ister.

    bütün bu sıkıntılara rağmen iş bitip ortaya çıkan şeyin zevkini içinizde yaşamak “her şeye değer” düşüncesini size verir. bu meslek sizi, yaşattığı deneyimlerle olgunlaştırır. ama karşılığında ödeyeceğiniz bedeller olacaktır. hem de azımsanmayacak boyutta.
  8. icracılarına en çok travma yaşatan meslek. iyi bir bölümdür, puanı her üniversitede yüksektir, ama mezun olduğunuzda türkiye'nin en eğitimsiz, en anlaşılması zor, kimileri yeterince türkçe bile bilmeyen insanlarıyla, inşaat işçileriyle başbaşa kalırsınız. şantiye içinde onlara her şeyi zar zor anlatır, yevmiye hesaplarının nasıl gerektirdiğinden ve işleri yarıda bırakıp gitmediklerinden emin olmak için bilimum yaptıklarını kontrol eder ve bu yüzden de sanıldığının tersine vücudunuzdan çok beyninizi yorarsınız. çoğu zaman gidip bir mala ve kum bulup bir işi bizzat yapmak onlara yaptırmaktan kat kat kolay ve kısa olacaktır, ama gene de bunu yaparsanız dillerine düşeceğiniz için eliniz kolunuz bağlıdır. bütün hayatınız boyunca günde en az 10 saatten-haftada en az 6 gün bu insanlarla boğuşarak yaşarsınız, buna karşılık çoğu zaman, özellikle ilk başlarda bunlara alışık değilsinizdir, çünkü siz son derece eğitimli birisinizdir, çevreniz de öyledir. neticede çift kişilikli yaşamaya başlarsınız ve bu da bir travmaya tekabül eder, her gün herkes birbirine "yetti bu şantiye işi" der durur. oysa şantiyenin işi asla bitmez. siz bitersiniz, inşaat bitmez.