(uluslararası para fonu)uluslararası ticaretin gelişmesi, tam istihdam, gelişim hızının artırılması, sabit kur sisteminin gerçekleşmesi, kurlarda kararlılığın sağlanması, tek yönlü devalüasyonu önlemek ve ödemeler dengesi sorunlarını çözmek, kredi sağlamak gibi çok amaçlı kurulmuş bir örgüttür.
not:ekonomi ders notlarından alıntıdır
akp'ye "asgari ücret çok yüksek,düşürülmesi gerekir" diyen sömürü kurulu.akp karşı mı çıkıyor dersiniz?
çalışma ve sosyal güvenlik bakanı murak başesgioğlu bakın ne demiş:
"ücretlerimizin yüksek oluşunun,kayıt dışı istihdamı desteklediği yönündeki görüşleri biz de paylaşıyoruz"
tobb'un 60. kuruluş yıl dönümünde konuşan tayyip erdoğan ne demiş:
"imf programından sapma olmayacak,kararlıkla uygulayacağız"
imf ile yeniden üç yıllık stand-by anlaşması imzalanırken,imf programının uygulandığı son 5 yıl içinde işçilerin reel ücretlerindeki %23'leri bulan erime,özelleştirmelerle artan işsizlik ve marketlere kadar emperyalist tekellerin sürdürdüğü büyük talan harekatı erdoğan'ın ağzından düşürmediği meşhur imf programının ne anlama geldiğini de açıklıyor.
imf şefinin milyonlarca işçinin karşısına geçerek "geçineceksiniz" diye dayatmasındaki pervasızlığın kaynağı,en başta ipleri elinde tuttukları hükümetin istedikleri her şeyi yerine getirmesidir.ikincisi ise sendikaların imf karşısında bugüne kadar ciddi hiçbir direnişi örgütlemeden sermaye ile kolkola girmiş olmasıdır.
her ne kadar kimi politikalarına karşı olsak da özünde hastasına tadı acı olan şurup veren doktor gibidir biraz da imf. her zaman hoşumuza giden şeyleri söylemez, "memurların maaşlarını %100 arttırın" demez mesela diyemez.* milletimizin o çok sevdiği popülizmine engel olduğu için buralarda pek sevilmese de, ekonomimizdeki yapısal reformlarda en büyük öncülüğü yine bu kurul yapmıştır. merkez bankasının özerkleştirilip hükümetlerden bağımsız hale getirilmesi, bankacılık hakkında düzenlemeler ve bu tip reformlar ekonomimizi krizlere karşı daha dayanıklı hale getirmiştir. elbette her reçetenin aynı ülkeye uygulanamaması ya da yanlış uygulanmış olması gibi nedenlerle imf kimi ülkelerde başarılı olamamıştır fakat bunun suçunu da biraz da popülizm sevdalısı hükümetlerde aramalı diye düşünüyorum.
ülkemizde çoğu kişi tarafından ekonomik krizlerin sebebi ve ülkeleri sömüren olarak algılanan, fakat misyonu bunun tam da tersi olan kuruluş. merkez bankasına olan borçlarını tek kalemde silen hazineye, seçim zamanı memura enflasyon oranını hesaba katmaksızın %100 zammı, çiftçiye ise dünya fiyatlarının birkaç katını vermekten çekinmeyen ve ihracatçı ya da ithalatçıları ihya etmek için kurları baskı altında tutan hükümete sahip her ülkenin, ekonomi ellerinde patladığı zaman "yandım anam" diyerek sarıldığı kuruluş olmuştur ayrıca. ilaç olarak reçetesinde emeklilik yaşını arttırın, makul zam yapın, kuru serbest bırakın vs dediğinde ise sömürücü veya emperyalist olur, ne hükümetlere beğendirebilir kendini ne da halka.
türkiye'den sağlık harcamalarına kısıtlama getirmesini talep eden kurum. hükümet de bunu hemen kabul edip, 3,6 milyar ytl kesintinin yollarını aramaya girişmiştir.
merak ediyorum, acaba hangi hastalıklara devlet ücretsiz bakmayacak, hangi hastanelerde hangi hizmetler faturaya bağlanacak.
kredi alan ülkeleri süründüren oluşum. bu ülkelere bazı örnekler vermek gerekirse:
- bulgaristanda, daha önceden türkiyede de imf masası şefliği yapan juha kahkohen göreve geldiği zaman, bulgaristanda benzin fiyatları yüzde 700 artmıştı. bulgaristan hükümeti memurlara maaş ödeyememiş ve alanlarda her gün gösteriler düzenlenmişti. 6 ay içinde bulgaristan tam 7 kat fakirleşmişti.
- malezyada, bir gecede ekonomiyi altüst eden ve asyanın bir zamanlar parlayan yıldızı olan malezyayı borç ve faiz bataklığında fakir bir ülke olarak yüzmesine neden olan yine imf dir.
- arjantine uyguladığı sıkı para politikaları sayesinde ülkenin moratoryum (iflas yoluyla haciz) ilan etmesine neden olan yine imf dir.
- imf türkiyede carlo cotarelli, juha kahkohen ve rıza moghadam ile birlikte 1998 yılından beri uyguladıkları kredi karşılığı harcama programları ile birlikte hükümetlerin ödeyeceği zam oranlarını ve yatırım politikalarını etkilemiştir. en büyük yıkım ise ekonomiden sorumlu bakan olan kemal derviş zamanında çıkan hükümet krizi esnasında doların 600.000 liradan 1.700.000 liraya yükselmesi nedeniyle imf ye olan borçlarımızın 2 kat artması ile gerçekleşmiş ve türkiye oldukça fakirleşmiştir.
imf den yakasını kurtarabilen ülkelerden tamamı başarılarını imf politikalarına son verip, imf yi ülkelerinden kovmakla elde etmişlerdir. malezya ve bulgaristan ekonomisi uzun bir aradan sonra toparlanmaya başlamıştır. arjantin ise türkiye gibi borçlarını ödeme yoluna gitmemiş, tam tersine erteleme yoluna giderek moratoryum ilan etmek zorunda kalmış ve krizden çıkma sürecini geciktirmiştir.
türkiyenin 2001 yılından beri dış borçlarındaki imf oranı yüzde 15 ten yüzde 6 ya düşmüştür. ama türkiyenin bağımsız bir ekonomi ile yoluna devam edebilmesi için imf ile ilişkilerini tam olarak kesmesi gerekmektedir.
ikinci dünya savaşı sonrası ekonomik krize sürüklenen ülkere yardım amaçlı kurulan , günümüzde el attığı ülkelerin hiçbirinin bir daha iflah olmadığı kurumdur.
hiç bir ülkeye durduk yere el atmayan. ülkelerin savruk, beceriksiz ekonomi politikaları sonucu "son çare" olarak başvurmak zorunda oldukları, kimi siyasetçilerin kendi beceriksizliklerini örtmek için bok attıkları günah keçisi kurum.
(bu giri, şu anda boş yere ter döken eleanor'a ithaf olunur)
sözlükte yapılacak tartışmaların kısırlığı hakkında konuşurken aklıma geldi de, ben de imf'yle ilgili olarak zamanında sözlükten birileriyle tartışmıştım. tam metni de şuradadır, üşenmeyen okusun:
22.05.2006 21:50 -xxxxxxxxxx- (@816252) olayları tek bir yönden, taraflı olarak değerlendirerek bir yere varamazsın. devletin cebinden çıkan her gereksiz kuruşun kesilmesi gerekir ki bu 3.6 milyarın sebebi de vatandaşa verilen ilaçlardaki artış değil sağlık sistemindeki verimsizliktir. her olumsuzluğun altında imf'yi aramak malasef en kibar tabiriyle bilgisizlik ve kıraathane tarzı düşüncedir.
22.05.2006 22:04 chaghdash -> xxxxxxxxx: hımm, ilginç bir yaklaşım.
arjantin'de devlet elindeki petrol tesislerinin özelleştirilmesinin dayatılmasıyla başlayabiliriz buna. kıraathanelerden nasıl göründüğünü bilmem ama olay şuydu: imf petrolün devlet elinden çıkarılmasını dayatınca (sen buna tavsiye de diyebilirsin) büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin petrol sıkıntısı çekmesi sonucu doğmuştur.
oradan meksika'ya gelelim. bütün halk için ücretsiz olan köy enstitüleri, imf'nin 6 milyar dolarlık hibesi için kapatılmıştır. sonuç: okuma yazma oranı %88'den yüzde 62'ye gerilemiştir.
biraz da buraya gelelim, imf türkiye'den neler istemiştir? örneğin sosyal güvenlik reformu. ortalama insan ömrünün 66 yıl olduğu bir ülkede, imf'nin "tavsiyesiyle" 65 yaşında emekli olma olanağımız doğmuştur. bu sayede, devlet ve patronlar çalışmayana para vermekten kurtulacaktır.
başka ne istemiştir, eğitimde özel sektörün daha fazla yer almasını. bu da, eğitimin parayla alınır satılır hale gelmesine neden olmuştur. üniversiteye girmeye hak kazanamayan, askerliğini kısa yapabilmek için basar parayı gider bir okula. tasavvur etmeye çalış, ülkede hiçbir devlet üniversitesinin kalmadığını...
imf hiçbir ülkeyi ülkeyi krizden kurtaramamıştır hiçbir zaman, eğer kurtarmışsa sen söyle.
son olarak, bu sağlık bütçesinin kısılması, sence bana veya sana (senin bir özel hastane sahibi olmadığını varsayarak söylüyorum) mı yoksa özel hastane sahiplerine mi faydalı olacaktır. örneğin, bütçe kısmak için, atıyorum, diş dolgusunun sigorta primi kapsamından çıkarıldığını tasavvur et, bunun sonucunda dişine dolgu yaptırmak zorunda olan bir asgari ücretli ne kadar fayda görebilir? (burada da belirtmek gerekiyor, diş dolgusu tesadüf değildir, en son sağlık bütçe kısıtlamasında kanal tedavi kapsam dışı bırakılmıştı".
bunun sonucu, sağlık hizmetlerine parası olanın ulaşabildiği, parası olmayanın ulaşamadığı veya sadece bir kısmına ulaşabildiği bir sağlık sistemi olacaktır, emin ol.
22.05.2006 22:17 -xxxxxxxxxx- cevabın için teşekkürler kıraathane tipi biri olmadığın açıkca anlaşılıyor. bu konularda yapılanları uçlara çekerek yorumlamamak gerekir bence. ortalama yaşam ve emeklilik yaşının çeliştiği doğrudur ama bir insanın 40 yaşında emekli olup 30 sene boyunca devlet parası yemesi daha kötüdür. bence imf'nin tavsiyeleri, tabii ki bu tavsiyeler anlaşmalar çerçevesinde yaptırıma dönüşüyor, var olan kötü ve belli bir kesime yarar sağlayan çarpıklığı düzeltmekte. varsın 3 kişi dolgu veya kanal tedavisi yaptırmasın, ordan kısılan paralarla 100 çocuğa grip aşışı yapılsın.
devletten uzun süre emekli maaşı almamak, devlet kasasının zenginleyip de bizlere yol/su/elektrik olarak geri dönmekle eşdeğer midir sence? ben bunun olabileceğine inanmıyorum. bu bahsettiğin yarar sağlayan kesime yaramak olayı, tam da az önce verdiğim örneklerde olduğu gibi yarar sağlayan kesime daha da yarar sağlıyor. (parantez manyağı oldum bu arada, neyse, benm bahsettiğim yarar sağlayan kesim, usülsüz yolla emekli maaşı, ilaç, burs, vb. alan esim değil. bunların devleti uğrattığı zarar, sermayenin defvlete verdiği zararın yanında devede kulak kalır. örneğin, imf istedi diye satılan tüpraş'a bak. iki yıllık cirosu karşılığı satıldı, parası 20 yılda ödenecek. hatta halen ilk taksidi dahi ödenmedi fakat bunu alan sermaye grubu - koç - işletip rantını yemeye devam ediyor. sence tüpraş'ın gelirinden devletin değil de özel sektörün faydalanması, hibecilik değil midir? bana sorarsan usülsüz burs-maaş-ilaç alımından çok daha büyük bir zarar söz konusudur).
3 kişinin dolgu yaptırmayıp da 100 çocuğa grip aşısı yapılması konusu da iki noktada saçma:
1-bu kesinti zaten bazı hizmetlerin verilmemesi maksadıyla yapılıyor. yani, biz 3 kişiye dolgu yapmayalım da 100 çocuğa aşı yapalım diye değil. o zaman bu parayı kesme imkanı olmayacaktır, ve bu para kesildiğinde de çocukların aşısı garanti altına alınmayacaktır.
2- devlet denilen kurum, vatandaşlarına sağlık ve eğitim hizmetlerini sağlamak zorundadır. fakat imf, dünya bankası gibi kurumlar, bunu kırpıştırıp küçültmeye son hız devam ediyorlar. yapılması gereken, hem çocuklara aşı hem de diş dolgusunu yapabilmektir.
22.05.2006 22:36 -xxxxxxxxx- senin düştüğün hata da fizibiliteyi yapamamak. dediğin gibi devlet sağlık ve eğitim hizmetlerini sağlamak zorundadır tamam ama bugün bu harcamalar kısılmaz alır başını gider, bütçe sıkı denetim altında tutulmazsa, devlet kar amacı güden işletmelerden çekilip bunları daha iyi işletebilecek özel kesime bırakmazsa çok değil 2-3 sene içinde bütçe açığı yine göğü deler gsmhnin yüzde yirmisine ulaşır. o zaman da hem aşı hem dolgu gider. varsın biraz daha böyle devam etsin ama orta vadede işler senin dediğin gibi gitmezse o zaman haklısın derim. neyse benim çıkmam lazım, görüşmek üzere.
----------
tartışmadan çıkan sonuç ne? "imf hiçbir iyi şey yapmamııştır, sadece insanlığa zarar vermiştir ama süper faydalı bir kurumdur."
demek ki neymiş, karşındaki insan bir boktan anlamıyorsa tartışmayı kesecekmişsin, yoksa sadece duvara laf anlatmaya uğraşırsın.
yeni atanan başkanının dudak uçuklatan bir maaşı olacağına gülmekten yarıldığım kurum.
ben susayım melih aşık anlatsın:
"ekimde göreve başlayacak, yeni ımf başkanı fransız staruss kahn'ın yıllık 495 bin dolarlık maaşı dudak uçuklatıyormuş. haberi gazetemizden okuyan bursalı nalan hanım diyor ki:
- sizin galiba fatih terim'in maaşından haberiniz yok... fatih hoca'nın zam görmemiş maaşı geçen ay 110 bin ytl idi... yılda 1 320 ytl eder... rakam 1 milyon doları aşar... yani ımf başkanı'nın maaşının iki katından fazla... memleketimizde "o işi o paraya yapmam" diyecek yurttaşlarımız vardır bilesiniz..."
az gelişmiş ülkelere yabancı uzmanlar ve para fonları tarafından önce ihracata dönük ekonomik politikalar izlemesi önerildi. bu ihraç ürünleri de nedense tarım ve hammadde üzerine idi. daha da ilginci ne zaman bu mallar dünya borsalarında satışa çıksa garip dalgalanmalar sonucu hep değerinden az fiyata alıcı buldu. bu kayıp ihracat yapan az gelişmiş ülkelerde çalkantıya sebep oldu. ayrıca meydana gelen açık sonucu ülkeler dış yardım yani borç almaya teşvik edildi. kabul etmeyen hükümetler globalleşme, kalkınma karşıtı ilan edildi ve türlü oyunlarla iktidardan uzaklaştırıldı emperyalist devletler tarafından. sonraları zaten sorunlu olan ihracat gelirleri bu borçlanmayı ve onun faizini geri ödemeye yetmedi. alınan borç dış ticaret açıklarını açıklarda borcu arttırdı. dış yardımı alan ülkeler görünüşte bağımsız gerçekte bağımlı modern sömürgeler oldular.
bir gün iki tane kurbağa ayran bakracına düşmüş. çırpınmaya başlamışlar. bir tanesi bir süre çırpındıktan sonra kurtuluş olmayacağını anlayıp, kendini salıvermiş, boğulup gitmiş. diğeri ise çırpınmaya devam etmiş. çırpındıkça, ayranın yağı üstte birikmeye çırpınmaya. kurbağa, üzerine oturabileceği kadar yağ birikince, çıkıp yağın üzerine oturmuş. ayran sahibi kurbağayı diğer bakraca atmış. kurbağa çırpındıkça ayranın üzerinde yağ tabakası oluşuyormuş. kurbağa tam kurtulduğunu zannederken, ayran sahibi, biriken yağları toplayıp kurbağayı diğer bakraca atıyormuş. bu böylece sürüp gitmiş.
biz çırpındıkça, imf, 'sizi kurtarıyorum' diye bizi alıyor, diğer bakraca atıyor. ve biriken yağları topluyor... *