kayıkçı charonun hadese hizmet etmekten vazgeçip hidayete ermesinden sonra bile mesleğine saygıdan ötürü kayığından vazgeçmemesi üzerine başımıza gelebilecek fantastik eylem.
dalyan'da yaşamış eski bir uygarlığın inanışına göre öldükten sonra ruhun huzura kavuşması için su geçmesi, deniz aşması gerekir, ölü kayığa bindirilip karşı kıyıya geçirilip defnedilirmiş. sanırım bu inanışın etkisiyle bu deyim dilimize yerleşmiştir.
ezginin günlüğü'nün her şey yolunda şarkısında geçen, her dinlendiğinde oh be yaşıyorum dedirten söz öbeğidir. imamın kayığına binmedim daha der, bu yüzden her şey yolundadır, var mı ötesi?
anadolu da pek çok yerde tabutun bir türüne sal derler.
bildiğimiz tabuttan farkı üzeri açık ve havadardır.tahmin edileceği üzere dört kolludur,ayrıca dört kolludiye de bir deyim vardır.
her neyse mevta son yolculuğuna uğurlanırken yukardan baktığınızda kalabalığın ortasında üzeri açık bir kutuda,sanki sandaldaymış gibi bir görünüm arzeyler.
salın kolları da kürek gibi durduğundan zahir böyle bir deyim türemiştir.
ne soğuk konu be...