kaybolmasın diye ortasından açılan deliğe ip geçirilerek boyuna asılan silgiler, kalemtraş, simit-ayran ikilisi, yerli malı haftası, mendilim köşe köşe vb. güzel hatıralardır.
suluk diye bişey vardı bir de. böyle kapağı bi yerden açılır uzay gemisi gibi içinden pipetvari ki asıl maddesi bildiğiniz kauçuk serum olan bir boru çıkardı. işin kötüsü içine koyduğunuz su çabucak bozulurdu. benim ki böyleydi en azından.
tahtaya konuşanları yazmak, her kelime için bir x atmak. sustuğu her dakika için bir x silmek.
masa örtüsüyle hayalet kılığına girip apaçilik yapmak.
yemyeşil bir burunla gezmek.
kumaş mendile burnunu hımkırmak suretiyle katlarını birbirine yapıştırmak. orda bir köy var uzakta'yı söylerken tralla lalla laaa bölümünde kıkırdamak.
kelimelerin dili, okuduğumuzu anlayalım, 'sonbaharın gelişine işaretlerden 3 tanesini defterinize yazınız'
bi de beslenme çantasında özellikle daha ortama alışılmayıp, o beslenme listesine uyulacağı zannedilirken konulan haşlanmış yumurta, peynir vs şeyler (sağlıklı beslenelim) . ''e be anne'' dedirtir söz konusu öğrencinin büyümüş haline, ''ben ki o yumurtayı evde yemem, hiç soğumuş halini okulda yer miyim de böööyle, insanı atsam yedim desem, yok yok olmaz şeklinde ikilemlere sürüklersin''
boş derste bahçede futbol oynayan çocukların plastik topunu,müdür yardımcısının "gürültü oluyor" diye anahtarla yarması ve plastiğini çocukların önüne atması.
küçük piramidel şekilli naylon ambalajda renkli kolonyalar vardı vaktiyle.kırmızı, sarı, mavi, yeşil, pembe.. kimi için onları alıp alıp patlatmak vazgeçilmezdi, kimi içinse saydam renklerinin güzelliklerini izlemek ara sıra.
defter- kitap kaplamak ve sonra ön kapaklarına etiket yapıştırıp isim-sınıf-numara yazmak, yarım saate kadar çıkan teneffüsler ve zilleri, kimle yan yana oturacağım kavgası yapmak, sınıf başkanlığı ve eğitsel kollar oylamaları.