özel gün ve haftalrda iyice boku çıkan, klasikleşen, yaratıcılığı sıfır olan ressimlerin yapıldığı derslerdir.
her 10 kasımda anıtkabir ve yukarıdan bakan atatürk, her 23 nisanda biri esmer, biri sarışın, biri zenci elele tutuşan üç çocuk, her 19 mayısta bir vapur ve deniz motifleri tuallerdeki yerlerini alır.
sıradağlar,dağlar arasındaki vadiden doğan ya da batan güneş,yine dağların arasından başlayan ve kağıdın altına kadar uzanan bir nehir ve nehirin yanında bulunan bir değirmenden oluşan resimlerin çizildiği derslerdir. eğer sulu boya yapılıyorsa etraf kirlenir. çocukların eğlenmesi ve yaratıcılıklarını geliştirmeleri açısından güzel bir derstir.
yön kaygısı yoktur,resimlerdeki figürler hep resmi çizene doğru bakar ve yanyanalardır. bir ev, evle aynı boyutlarda koca kafalı bi kız ve yine aynı boyutlarda bir çiçek yanyana dururlar ve aynı yöne bakarlar. arkadaki güneş de bazen gülerek aynı yöne doğru bakıyor olabilir.
minnacık resim defterlerine,a5'miş galiba,çiziktirilen renklendirilen orjinal mi orjinal resimlerin yapıldığı saatlerdir.bi ev yaparsınız,dışardan lambası,masada yemek yiyen aile üyeleri,televizyon gözükür.bunu gören abi kahkahayı patlatır ve dışarıdan lamba görülür mü hiç diye kırar tüm hevesinizi,yalanlar gerçeğinizi.sinir olursunuz.
(böcek, 17.10.2005 23:00 ~ 23:10)
sıra dağlar,defterin sol üst köşesinden bakan çeyrek bir güneş ve ışınları,dağlardan akan bir dere,mcdonalds m'sinden kuşlar,pencereleri perdeli kutu kutu evler,patates tarlasına benzer kalabalık insan figürleri.en sık tekrarlanan konu budur.
(felis, 19.11.2005 19:25)
çocukların gelişiminde yaratıcılık için zaruri olan derstir kanımca.ancak 23 nisan,29 ekim gibi günlerde ,'haydi bakalım halk oyunu oynayan çocuklar ,türk bayrağı hede hödö çizelim.'diyen yaratıcılıktan uzak resim öğretmenlerim nedeniyle eziyete dönüşen,renk renk sulu boyaları ve pastel boyaları ordan oraya savurup,soyut çalışma*isteğimi kursağımda bırakan derstir.
müdür yardımcısının girdiği derslerdir.
günün önemine göre konular çoktan seçilmiştir. hiç anıtkabire gidilmiş olmasa bile herkes atatürkle ilgili bir günde anıtkabir çizer. artık kafalara kazınmıştır onun şekli şemali neye benzediği. önde kocaman merdivenler yapılır, merdivenin her iki yanına asker çizilir, ve ardından bir dikdörtgenin içine sıra sıra dikey çizgiler tamamdır. ha tabi bir de resmin her iki yanına meşale koymadan olmaz.
rengarenk boyalarla, bembeyaz ve gözüme çok büyükmüş gibi gelen resim defterine çiçekler, ağaçlar, kuşlar ve olmazsa olmaz dağlar çizmekti. bir de gökyüzünde m şeklinde kuşlar uçardı hep. sanki o defter dünyaydı ve ben hayatı boyuyordum kocaman sandığım beyaz sayfama...
anne-babaların içlerindeki sanatçıyı geç de olsa çıkarmalarına ön ayak olan ders türü.
50 ye 70 lik kağıdı doldurana kadar anamız ağlardı be, bi tarafa araba, ev , cin ali , ağaç; bi tarafa güneş , bulut , dağ felan yaparsın ama kağıt bi türlü dolmazdı, ne iğrenç şeylerdi be parmaklarıma acıdım valla şimdi, yoksa sağ işaret parmağım bu yüzden mi yamuk be!
ilkokuldaki saçma sapan derslerden biri.hep aynı manzara resmi çizilir;ağaç,ev,bulut,dağ...hele resim sözlüleri ayrı bir komedidir.resimin sözlüsü mü olur hem?çocukların resmine tek tek bakmanın adı sözlü olmuş,sanki kalkıp resim tarihiyle ilgili soru soruyorlar