oluyor böyle şeyler adamlar bi de trilyoner falan oluyor sonra bir dolu üniversite mezununu yanında çalıştırıyor patron oluyor..
(bkz: kıroyum ama para bende)
diplomalı resmi eğitimin ilkokulla başladığı düşünülürse garipsenmemesi gereken olaydır. şöyle bir düz mantıkla, en üst seviyeye erişmiş ordinaryüs profesörün de bok gibi parası varsa sonuçta o kişi de bu mertebeye erişmek için temel olarak ilkokul mezunu olma zorunluluğunda olduğu için, bu insan da ilk okul mezunu olacağından, ilkokul mezunu olup bok gibi para kazanmak başlığı altında irdelenebilir.
ayrıca aşağıdaki tüm önermeler de bu kişiler için geçerli olacaktır.
ortaokul mezunu olup bok gibi para kazanmak
lise mezunu olup bok gibi para kazanmak
ön lisans mezunu olup bok gibi para kazanmak
lisans mezunu olup bok gibi para kazanmak
yüksek lisanslı olup bok gibi para kazanmak
doktoralı olup bok gibi para kazanmak
yardımcı doçent olup bok gibi para kazanmak
doçent olup bok gibi para kazanmak
profesör olup bok gibi para kazanmak
ordinaryüs profesör olup bok gibi para kazanmak
tamamen kafayı kullanabilmekle alakalı bir durum. her üniversite bitiren adam olamayacağı gibi her parası olan ilkokul mezunu da "kıro" (o ne demekse) değildir. zira eğitim sistemimiz beynimizi nasıl kullanabileceğimizi değil nasıl kullanmamız gerektiğini öğretiyor. daha doğrusu programlıyor. çıkıyorsun okuldan balık gibi... hayat her zaman a, b, c, d, e şeklinde binbir fırsat, seçenek sunmuyor sana onu görüyorsun. görüyorsun ki bazen bir yanlış bütün doğruları götürüyor 4 yanlış da ne ola ki? ondan sonra şaşıyorsun kendine gelene kadar. anlamaya çalışmıyorsan da direkt küfür ediyorsun çünkü kolay geliyor. vurup kaçıp çalıp kaçıp servet edinenlerle; kafayı dağa taşa vura vura öğrenenleri, zirveye çıkarken ardındaki kayalarda tırnaklarını bırakanları birbirine karıştırıyorsun. çünkü zoruna gidiyor, inanmak istemiyorsun.
para denen günümüzün en acayip değeri olan nesnenin gönül gibi ak'a ve bok'a konabilmesine benzer durum.
bunun yanında şöyle bişeylerde var belki halkımızı ilgilendirebilir.
doktor : aylık maaş 25bin ytl
öğretmen: 1000 ytl
teknik eğitim fak. mak. öğrt. mezunu : 403 ytl (devlet tarafından atama yapılmaması hatta kadro açılmaması sonrası girilen özel şirkette alınan maaş)
yukarıdaki örneklerde gördüğümüz üzere üniversite bitirmekte bazen herhangi bir anlam ifade etmemektedir.
(örnekler çoğaltılabilinir ilk aklıma geldiği için bunları yazdım alınganlık gösterilmemesini saygıyla arz ederim).
edit: sonradan aklıma geldi doktorun o maaşı devlet tarafından değil özel sektörde ödenmektedir. devlet memuru olan doktorlarımız ekstra olarak döner sermayeden yararlanmaktadır. yinede gelir dağılımında müthiş dengesizlikler vardır.
günümüzde, havadan gelmiş (mesela baba) sermayesi olmadan bunu başaranların sayısı istisnanın istisnasıdır. eskiden oluyomuş ancak bugün sıfırdan yani hiç sermayesiz 'bok gibi para kazanmanın' geçer yolu herhangi bir konuda uzmanlaşmaktır. tabii oda garanti değil.
başarıdır, şanstır, sahtekarlıktır.. bi ton yolu vardır. esas acısı
(bkz: üniversite mezunu olup adam olamamak) tır ki en acısı budur, bunlardan da en az ilkokul mezunu olup bok gibi para kazananlar vardır.
üniversite mezunu cesur insan sayısının, ilkokul mezunu cesur insan sayısından az olması nedeniyle örneklerine rastladığımız durumdur. çoğunluğun ticari zeka olarak adlandıracağı bu başarı (ki başarıyı çok para kazanmakla eş tutuyoruz günümüzde. pekala tartışılabilir bir durum bu da), esasında gözüpekliğe dayanır. ne yazık ki bilgi sahibi olduğunu düşünen üniversiteli de bu gözüpekliğin kırıntısı bile bulunmaz. daha doğrusu, elde edecekleri ile kaybedecekleri arasında mukayeseye giriştiklerinde kolayca vazgeçme eğilimindedir eğitimli kesim. öte yandan eğitime yatırım yapan adam, bir miktar olsa da memur zihniyeti ile büyümüş olacağından kendini garantiye almak dürtüsünün peşinden gidecektir. üstüne üstlük bazen mezun olduktan sonra aldığımız sıfatlar da ket vurabilir insana. para kazanmak için kurulacak küçük bir mekan gözünüze hoş gelmediğinden vazgeçebilirsiniz bu nedenle. demek ki bir kendini beğenmişlik durumu da söz konusu olabilir. hatta kesinlikle kendini beğenmişliktir. zira buraya kadar yaptığım karşılaştırmalarda, üniversite mezununu ilkokul mezunundan üstün tutma eğilimi gözlenmektedir. kıssadan hisse, yaşam standartı olarak dalgalı bir seyir izlemeyi göze alamayanların içine dert olan bir türkiye gerçeğidir.
tabi bir de üniversite eğitimini yarıda bırakıp bok gibi para kazananlar vardır ki risk nedir sorusunun cevabını en iyi onlar verirler zaten.
türkiye'nin değişmez gerçeklerinden biridir. işini kurtaran malı götürmektedir, daha doğrusu iş tamamen tersine dönmüştür. eğitime kendini adayan kişi daha çok zorlukla yüzleşirken, gözünü karartıp kaybedecek birşeyi olmayan adamlar malı götürür.