son tenefüste ertuğ'un yanıma gelip burak'ın bana çıkışta söyleyeceği çok önemli bi şey olduğunu demesi
benim " yaaaaaa ne ne ne neymiş oooo" demem
ardından burak'ın bütün arkadaşlarının gelip bana "burak seni seviyooo seni seviyooo" diye etrafımda koşturmaları
benim olay yerinden cilveli cilveli koşup uzaklaşmam, hemen olayı hilal'le merve'ye yetiştirmem
onların "hayır burak başak'ı seviyooo" diye moralimi bozmaları
okul çıkışında serviste çatalımı yerken ertuğ'un tekrar gelip beni çağırması
beni okulla duvar arasındaki boşluğa götürmeleri
orda yıllardır (ilkokul 2'den beri) aşık olduğum sarışın mavi gözlü uzun boylu süper yakışıklı, galatasaraylı, yakalamaçlarda her zaman en önde giden aşkım burak'ı görmem
heyecanlanmam
burak'ın gelip yüzümü ellerinin arasına alıp " beni seviyor musun?" diye sorması
kulaklarıma varan bi gülüşle "evet" diyişim
"iyi ben de seni seviyorum" demesi
ve
beni yanaklarımdan öpmesi
(bkz:
sevinçten ölmek)
akabinde olay yerinden yine cilveli bi koşuşla uzaklaşıp servise yetişmek
binerken elin ayağın birbirine dolanmasından dolayı çatalı düşürmek
eve gelip bu büyük olayı, hayatımın olayını ablaya anlatmak
ablanın öpme kısmında " dudağından mı öptüüü?" diye sorması
hayır cevabını alınca bi amaan çekmesi
ve bu olayın ailede dedikodu konusu olması, herkesin beni sııkıştırıp "seni gidi seniii" yapması
veli toplantısında burak'ın annesiyle benim annemin bizi çekiştirmeleri
her edilen pastane randevusu teklifini anne dışarıya çıkmaya izin vermediği için kabul edememek
yakalamaç grubu (ki direk o zamanki arkadaş grubudur bu) elemanları sayesinde birbirimize garip şiirler, sözler yazıp gönderişimiz...
bi kaç ay sonra burak'ın en yakın arkadaşı olan ertuğ'un hakkımda dedikodu çıkarıp aramızı bozması
burak'la başak'ı
don ateş oynarken görmek
üzülmek
eve gelip burak'ın bütün o verdiği
aşk dolu kağıtları tuvaletin lavabosunda yakmak
(bkz:
filmlerde yaşamak)