iyi vakit geçirmenin mekanla değil kişilerle alakalı olduğunu anlayan adamın ilk kez buluştuğu kızı götürebileceği herhangi bir yerdir simit sarayı. kız,adamın iyi sohbetine rağmen sırf mekan nedeniyle buluşmayı "son buluşma" noktasına getirecekse; çocuk için hayırlısını zaten yapmıştır. yok mudur benim az parası ama hoş sohbeti olan delikanlıma şöyle sucuklu,kaşarlı simit seven bir kız yurdumda? elbet vardır; üzülmesindir.
ilk gün cix bi yere götürüp sonra simit sarayına götürecekse baştan en iyisidir simit sarayına gitmek. ha ben çok zenginim papermoon da yemeği yer lailaya götürüm olayım bu benim dersen e bi siktir git o zaman diyeyim. olduğun gibi olmak en iyisi sağlıklı birilişki için, neysen osun sonunda zaten ne olduğunu öğrenir karşı taraf. eğer simit sarayına gittim diye ayrılacaksa en hayırlısıdır erkek kişisi açısından hayır gelmez zaten öylesinden.
etkisi kıza göre değişebilecek durumdur.kimisini bahtiyar ederken kimisini hayattan soğutabilir.bugüne kadar ne görmüş,neyle yetinmiş onu incelemek gerekir.
belki de o erkek o kızı denemek istemiştir. günümüzde ilişkilerin maddiyat üzerine kurulduğunu arabası son model olmayan , ayakkabısı prada olmayan, özel bir şirkette karizması olmayan erkeklere uzaylı gözüyle bakıldığını biliyoruz malum... hem iki insan arasın da gerçekten bir takım duygular , birlikte vakit geçirme isteği varsa kaldırım da bile oturulur hele hele aşk varsa simit sarayı o kıza çırağan sarayı gibi görünür...
kıza karakterini yansıtmaktır aynı zamanda.bu hareket anlayabilene erkeğin kişiliğini,yaşam tarzını, hatta ve hatta dünya görüşünü bile sunar.normalde starbucksa veya mcdonaldsa gitmeyip aynı zamanda bu mekanlardan tiksiniyorsanız neden değer verdiğiniz bir insanı kendinizi aslında olmadığınız biri gibi göstererek oralara götüresiniz...gerçek dost zaman ve mekanı önemsemeyendir.ilişkide kötü olan başlangıç, simit sarayına gitmekten ziyade kendimizi daha şekil göstermek adına yaptığımız bu iki yüzlülük olacaktır.
ilk kez buluşulan kızı çiğ köfteciye götürmek kadar acıklı olmayan ben özümü inkar etmem arkadaş konseptli eylemidir..öncelikle simittir denilip geçilmemeli gidilen yerin saray olduğu gerçeği unutulmamalıdır.ancak kız her hafta sen saraylara laiksin sloganı eşliğinde simit sarayında ağırlanıyorsa o ilişki mutlaka gözden geçirilmelidir.
simit sarayları bu kadar dejenere olmadan önce gayet mantıklı ve güzeldi. nitekim bende yeri ayrıdır simit sarayının. ancak soradan sapıttı tabi oralarda. en son arkadaşlarla gittiğimde bulututlu insanların salak salak ortalarda gezdiği binibir çeşit adamın cirit attığı tatsız tuzsuz mekanlar haline gelmiştir. insanın nerde o eski simit sarayları efendim diyesi geliyor valla. ömrünüzün insanını bir simit sarayında bulduysanız ve bir ömür boyu simitte yeseniz hatıralarınızın bir kısmı burada kafanıza nakşettiyse hatırla yadedersiniz o günleri. güzeldi o günler güzeldi. simit sarayları bile bozulmamıştı daha...
ankara gibi denizi olmayan bir memlekette kızı simitleri alıp denize karşı bir banka götürmek imkanı olmayan er kişinin, gayet samimi ve her kesimden insanın yer aldığı, kişinin kesinlikle yabancılık çekmeyeceği, eğer müziğin sesi çok açık değilse ortamın rahatlığına müteakip potansiyel sevgililerin de rahatlıkla konuşabileceği bir ortam olarak simit sarayları gayet makuldür.
ilk kez buluşulduğu için affedilebilecek bir kusur sayılabilir; ama bence kusurdan ziyede romantik ve masalsı bir aşk düşüncesinden kaynaklanan bir durumdur. zira, simit sarayının masalların evreninde yer alan saraylardan hareketle sevgililer için uygun bir mekan olacağı bilinçaltına yerleşmiş olabilir.
-gel canım, kahvaltı yapabileceğimiz çok güzel bir yer biliyorum.
+ tamam, gidelim o zaman.
...
+ kahvaltıdan kastın simit ve çay mıydı?
- herhalde kızım, öğrenci adamız. ne bekliyordun, kahvaltı tabağı, taze sıkılmış portakal suyu mu?