ah başlamanın zevki! ah sabahın ilk saatleri!
ilk boyveren ot,
yeşilin unutulduğu yerde,
ah ilk sayfası kitabın,
beklenen, şaşılası! yavaş oku,
çok hızlı okursan,
erir gider okunmayan kısım ellerinde!
ve ilk çarpılan su terlemiş yüze!
tertemiz serin gömlek!
ah aşkın başlayışı! dalıp giden bakış!
ah işin başlayışı! yağ koymak
buz gibi makineye! ilk el atış ve
ilk vınlayışı çalışan motorun!
ve ilk çekilen nefesle dumanın doluşu içimize!
ve sen ey yeni düşünce!
daha sonraları farklı şarkı dizilimi ve yavuz çetin'in ercan saatçi ile yapmış olduğu kaydı i'll cry again'in de ekstradan bulunduğu baskısı için (bkz: ilk ve son)
yavuz çetin'in ilk albümü, 1997 yılında çıkmıştır. albümün prodüktörlüğünü ercan saatçiüstlenmiştir.
dünya adlı parçada yavuz çetin'e üstat erkan oğureşlik etmiştir ve mükemmel bir enstrümantal parça ortaya çıkmıştır.
as you can see, we used exactly
the same ar as the dvd for this release. so there is absolutely no ar. error at all. our release is fine!
to 5-year-old turkiso;
if you lost the race to us, accept it! like we did in the past... and as everyone can see, the real ar of the retail dvd is about 1.75:1 and turkiso's aspect is 1.85.1! and that is not even close to the retail dvd's aspect ratio! and that means, if you guys released your shit before us, we could easily proper your release with no problems.
but still, turkiso tried to release their shit as a proper, just because they lost the race to us.
now isn't that lame?
the fact is; there is only one winner.
polis'i ripleyip turkiso'dan sonra türk filmlerini büyük trackerlara sokmayı başaran bir başka release grubu. ama şu an turkiso'nun eline su dökemezler, çünkü turkiso hem yıllardır bu işi yapar, hem de kült olmuş yabancı filmlerin turkiso ripleri diğer yabancı gruplarla birlikte yanyana durabilmektedir.
üzerinden yıllar geçer, aklınıza geldiğinde buruk bir tebessüm veya hafif bir kalp sızısı verir, ama güzeldir o sızı, acıtmaz sizi, iç çektirir, hatta bazen bu iç çekmeye bir "peeeeh" veya " tey teeeey" dersiniz..
yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler
sana baktım yıllarca hep ayni özlem penceresinden
yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden
denize karşı küçüle küçüle giden evleri
ince ince karşılardın olağan karşılardın
şen dünya içinde şen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen
bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen
seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bakireler içinden
kadınlar taş heykeller gibi gelip geçer sarı kayalardan
hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden
çekil karşımdan sultanı cariyelerde aramak körlüğü diyorum
körlük güneşe ve gözlerime doğru gelen
sen bir el uzanışıyla aydınlanan yeni ay mısın
geyik resimleriyle kabarık her köşen
geyik derisinde akan ilk nehir
bir el uzanışıyla
ilk sokağın ağzında kaybolursan ağlıyacağım
leylaklarla akrepler gözlerine bakıp insan olurlarsa
çocuk cennetinde günahların ilkini sen işliyorsun demektir suna
parlayan denizler gürültüsüz şiirler kapanan kapılar sana gök taşlarını getiriyorlar