"kaçan kovalanır" mantığından hareketle; erkekler hiçbir zaman, kolay elde ettikleri kadına aşık olmazlar - olanlar varsa da bu pek nadirdir zaten -. ayrıca, erkeğe teklif eden kadına kıza; basit, motor, kaşar, azgın gibi yakıştırmalar yapılır, değersiz adledilir ve bu tür birliktelik tat vermez.
kadın tarafından baktığımızda ise; kadın değer görmek ve beğenildiğini hissetmek ister. dolayısı ile bir erkeği beğenip gidip ona teklif ettiğinde kendini basit, motor, kaşar, azgın hisseder, değersiz olduğunu düşünür ve bu teklifin ardından başlayan ilişkide kendine bir türlü güven duyamaz, sürünür.
eğer bu tabu yıkılmak istenirse, kadınları beklediği girişimleri gerçekleştirmemek erkeğin bir görevi olmalıdır. bu durumda kadının yapacağı iki hareket tarzı vardır:
1. bulunduğu yerden hızla uzaklaşmak.
2. ilk girişimi kendisi yapmak.
mantıklı olan veya sevdiğini kaybetmemek isteyen bayan arkadaşımız 2. maddeyi uygular genelde. ama ilişkinin ilerleyen safhalarında artık beklentiler karşılanmalıdır. çünkü kadın artık erkeğini elde etmiştir ve amacına ulaştırmıştır. aynı odunlukla devam edilirse 1. durum devreye girer. bu nedenle bu aşamadan sonra denge yakalanmalıdır.
annenin öğrettiği&annesinden öğrendiği, toplumda haymatlos gibi kalmaması için kızının, ısrarla tatbikini takip ve ısrar ettiğidir. sen teklif et bakayım adama kıçı kalkar allahıma!
tabu mabu değil işin esas sebebi. güvensizlik işte güvensizlik. hepsinin özü bu.
güvensizlik de "kendimi sevmiyorum bileklerimi kesicem (yazıyla dik)" güvensizliği de değil. karşı tarafa olan güvensizlik.
ama burada sorunu dişil tarafa atmak lazım. elin nerede bir kendine güvensiz, içine kapalı, ya da en değişken manyağı varsa özenle seçen bu bünyelere haliyle bu durum müstehaktır.
haliyle mensubu olduğum dişil bakışın açısından yapacağım incelemeyi. "here we go" deyip motora atlıyoruz.
atıyorum imaları çektiniz (eril ırk), uzunları yaktınız, ona bir demir attınız. hayır bu sevda hemen dillere destan olmuyor. (yonca evcimik'in ölümsüz hiti 8.15 vapurundan alıntı yaptım, hatırlayamayanlar için üzülüyorum. belki de sevinmem lazım)
imalara gelelim. en kapalısından en açığına kadar digital platformlarda ima yapmanız hatta açıklama yapmanız "her şey tamam," demek olsaydı ohooo... zaten güzin abla diye bir kurum olmazdı mesela.
hele hele dijital bir platformda yazıyla "seni seviyorum"u görmek demek bir şey demek değildir. çeyizi hazırla demek hiç değildir. şunların hepsi pek mümkün: 1) o an içinden öyle gelmiştir 2) dostçadır 3) şakacıktandır 4) telsiz karışmıştır
eh bunları yaşayan bünyeler o yüzden ilişki girişlerinde odun dediğimiz prototiplere dönüşüyor hatta üzerine paranoyak oluyor. cem özer'in zamanında esin maraşlıoğluna yaptığı gibi adam billboard alıp üstüne sizi yazsa bile, bu rezilliği örtbas etmeyi düşünmeden önce "bunu iguanasına geçen gün mama getirttim diye arkadaşça bir jest için yapmış olabilir." diye düşünebilir bu bünyeler. başlatma arkadaşına sen de be.
bir de yeni bir tür türedi bir kaç yıldır. dosttan da öte ama sevgili değil. hayır fuck buddy olması gerekmiyor illa ki. acayip bir tür bu. almanların müttefiki olmak gibi birinci dünya savaşında. çanakkaleyi savunsan da "gg"* yazmak gibi oyunun sonunda. ha tamam kadın erkek herkesin başına gelebilir tabii. aslında burada eski platoniklerden nefret ediyoruz edebiyatı yapıp repleri toplama amacındaydım, patladı.
ha soracaksınız "o zaman ben ne halt edeceğim de hatun durumu anlayacak." diye. baksanıza hiç bir şey yaramıyor. aslında çözüm basit: yüzyüze geleceksiniz nalkaponu arayıp kuponu dolduracaksınız.
karşısına geçin, adam gibi durumu belli edin. konuşun, melül klark bakışlar atın. atın ki içi rahat etsin, "yarın acaba arkadaşız diyecek mi" diye düşünmesin. dediğim gibi yüzyüze yapılmalı bu, başka şekilde değil.
okuduğumuzu anladık mı, cevap verelim şimdi:
*elin değişik türden bir manyağını rasgele seçen dişil bünyeler aslında belayı kendileri davet etmiştir.
[ çektikleri toptan aynı renk bir topu tekrar torbaya geri koyar ve bir de içine kırmızı renk top daha eklerlerse bu işin başarı şansı yüzde kaçtır? (bu konsept dışı, melik duyar yöntemi))
*ama bu bünyelerin belayı kendilerinin davet etmeleri recm edilmelerini gerektirmez.
*onlar da mutlu olmak istiyor.
*yani babalarınızın yönteminden şaşmayın. (burada eril ırka sesleniyorum elbette)
* kısaca girişimci olun, dinamik olun, pazar günleri bisiklete binin.
* "ya patlarsa?" diye düşünülüyor biliyorum ama bunu bu paranoyak dişil bünyeler her an diyor. o yüzden size "ya tutarsa?" demek dışında çıkar yol göremedim.
* bu tür hatunlar ölseler ağızlarını açmazlar. ama siz açınca direk feat. haline geçip hatta sahnedeki herkesin sesini bastıran gür sesli fantezi sanatçısı olurlar. erler filme transfer olurlar, mutlu son.
* bu işler dijital platformda olmaz. dedim güven sıfır. en kötü babadan tüyo alın. bir mekan bile bilmiyorsanız gidin dik kesin bilekleri, beis yok.
* genelde üniversitede kızlar teklif etmiyor hala çok üzgünüm.
* amerikada kızlar teklif ediyormuş.
* kalan sağlar bizimdir.
yetiştirilişle ilgilidir zira bu kızlar beyaz atlı prenslerini bekledikleri için ilk adımı atmazlar neme lazım beyaz atlı prens gelirde bulamazsa ayıp olur diyerekten.
en feminist kızın bile içindeki ataerkil duygunun dışavurumudur. dişi; hoşlandığı bireye bunu söylemeyi kabul edememekte, bilinçaltındaki ataerkil duygunun etkisi ile, bu "açılma" görevinin erkeğe ait olduğunu düşünmektedir.
erkek =>cesaret=güç.güç=kadının hayran olduğu kavram.erkek=değer verdikçe kıymetlenen.kadın=>estetik=güzellik.güzellik=erkeğin hayran olduğu kavram.kadın=ulaşmasılması zor olduğunda kıymetlenen.bence olayın kökeni buna tekabül eder.güç görecelidir bunu da belirtmekte yarar vardır.güzellik sonraki zamanklarda dış ve iç güzelliği diye belki göreceli olabilir.