şiirde imgelemeyi en iyi kullanan şairlerden
(jamal, 26.04.2004 22:55)
insanlaşmanın şairi. işte size ispatı:
yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden.dokundum
yavaş yavaş acıya,kuvarsa,şiire
yavaş yavaş tarttım suyu,anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece
'şiir, söz olmayan bir dilin varlığını her zaman gündeme getirir.doğası gereği sözü dışlar şiir.' (ilhan berk)
türkçe'nin dağlarca ile birlikte, yaşayan en yaşlı iki şairinden biri.
geç yaşlarda yazdığı aşk şiirleri nice genç şairin yazdıklarından uzak ara daha iyidir.
artık çok geçmişinde kalan cinselliği, yeniden kurgulayıp gerçeğinden daha canlı kılmıştır. türkçe'nin okunası ozanlarından biridir. oltu taşı gördünüz mü? oltu taşı'na dokundunuz mu?
oltu taşı
ağzından başlamalı seni anlatmaya
çocuğum, ağzın çin ipeği, yangınlar, oltu taşı
soğuk su çeşmesi, genel grev senin ağzın
kendini ordan oraya atan aptal bir deniz
ağzın çarşıda lacivert kuşlar satan çocuk
tarla adında üç ayda bir çıkan dergi
bizim küçük ırmaklarımız seni ağzın
küçük bir sokaktan küçük bir alana inmek her gün
ağzın bursa’da zaman, çok kapalı çarşılar
eski harflerle yazılan gece
çocuklar, kuşlar, yaz günleri senin ağzın
ağzın ipek kıvamında aklımda
yüz, dünyadır. dünya dediğimizdir. dünyayı kuşanır yüz. dahası yüzde dünya bütün çıplaklığıyla yaşanır.
...
dediği için ilhan berk, ilhan berk'tir.
türk yazınında belki en çok tartışılan ikinci yeni şairi. ilhan berk'in tartışılmasının sebebi, şiirde anlam ve imge üzerinde düşünceleridir. poetika adlı kitabında söz konusu düşüncelerine yeteri kadar ulaşabiliriz. ilhan berk, anlamsızlığın anlamına inanır. şiirde anlamı gereksiz bulur, bu düşünce de onu imge'ye yaklaştırır. fakat ilhan berk'in şiirine şöyle bir göz atanlar da bilir ki; ne salt anlama dayalı ne de salt imgeye dayalı şiirlerdir bunlar. anlam ve imgenin iç içe geçtiği alegorik, tadında şiirlerdir. bu anlamda ilhan berk yazınımızda farklı bir yerde durur. dize yaratma gücü, göstergebilimden yararlanma konusunda ustadır. öyle ki;
ben akşama doğruyum
karıştır saçlarımı
diyerek ömrünün son demini bu kadar güzel anlatabilmiştir.
canlı bir varlık olarak gördüğü şiirin değişim ve gelişim sürecinin sürekli takip edilmesini söyleyen şair aynı zamanda şiirin var olmaya çalıştığı coğrafyanın izlenilmesinin gerekliliği üzerinde de durur.
sevgilim, işte eylül
ve işte senin usul usul seğiren yüzün.
zaman ki sonsuzdur
bitmemiş şiirler gibidir.
bazı hüzünleri
bazı nehirleri tutup anlatmak gibidir.
biz ki zamanı tırnak içine alıp yaşadık
(isteğin bulanık kıyısında).
bundan değil midir bizim aşkımızda
sürekli bir akşam hüznü vardır.
şiirlerindeki her duyguya bir imge başarısının dışında, desenlerinide gayet başarılı bulduğum müthiş sanatçı.
yılda iki-üç şiir ancak yazabilen(titizlikten,özenden) şair.günlük türünde de eseri vardır.balıkla ilgili bir şiir yazmak istediğinde ,evinin her köşesinde, aylarca balık bulundurmuş,ilham almak için.
evinin daha uzunca bir süre balık koktuğunu,fakat aldırmadığını söylemiş.
hiç unutmam bir gün geç vakit
tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı
büyüme saati bir ormanın
şöyle iyice dinlesem sanırım artık
bütün ormanları büyürken duyarım
deniz eskisi adlı şiir kitabını haftada bir okumadan yaşayamadığım, rüyamda öldüğünü görüp günlerce "ölürse, ona bir şey olursa kendimi affetmem" diye dertlendiğim, en sevdiğim şairim, yazarım, çocuk ruhlu koca adam.
(bkz:
güneşi yakanların selamı)
(bkz:
ıstanbul)
(bkz:
günaydın yeryüzü)
(bkz:
türkiye şarkısı)
(bkz:
köroğlu)
(bkz:
galile denizi)
(bkz:
çivi yazısı)
(bkz:
otağ)
(bkz:
mısırkalyoniğne)
(bkz:
Âşıkane)
(bkz:
taşbaskısı)
(bkz:
şenlikname)
(bkz:
atlas)
(bkz:
kül)
(bkz:
istanbul kitabı)
(bkz:
kitaplar kitabı)
(bkz:
deniz eskisi)
(bkz:
delta ve çocuk)
(bkz:
galata)
(bkz:
güzel ırmak)
(bkz:
pera)
(bkz:
dün dağlarda dolaştım evde yoktum)
(bkz:
avluya düşen gölge)
(bkz:
şeyler kitabı ev)
(bkz:
çok yaşasın sayılar)
sıkı erotik şiirleri de vardır, avamlığa düşmeyen:
çoğul güzeldir. yüzün dursun
(yüzün ki bir halkın tarihine alınlık)
daya ağzını kasığıma, sevgili suça
gövdem, o cehennem, gövdende
sevgilim, sevişelim.
kirlidir aşk, çocuğum, o sıvı fosil
dölyatağı, o sürgün, her şeydir
düşün durmadan yinelenen taşı
hem bilmem biliyor musun tarih de tendir
ağzın, o alev, ağzımda
sevgilim, sevişelim.
bodrum'u mesken tutmuş şair. güzel kızları sever, bodrum'un her türlü otunu, böceğini bilir, en uzun boylu şairdir. depolitizasyon yıllarıyla birlikte daha da boy atmıştır.
bugün doksaniki yaşındayken bodrum'da gözlerini yummuş çevirmen ve şairimiz.
ayrılığın yüreği
sessiz sedasız yaşayan bir ayrık otuydu orta anadolu’da
kıtlıktan önce.
en küçük bir şeyden coşardı
mesela bir kuş uçmasın kızılırmak ‘a doğru
köklerine su yürümüş gibi sevinirdi.
bir bulut geçsin üstünden
ayrılıktan çıkardı.
dünyayı, derdi, dünyayı
hiçbir şeylere değişmem.
şimdi yaşamak istemiyor.
-ilhan berk-
kendisiyle yapılan bir röportaj için:
http://www.ntvmsnbc.com/news/384702.asp
bugün itibariyle güzel atlara binip güzel ülkere göç eden güzel insanlara karışmış güzel şair..
kelimelerin kifayetsiz olması orhan veli'nin belki de en büyük yanılgısı.. kelimeler kifayetsiz değil asla, gereksiz..
bir kaç sızı yeter onlarca büyük durumu anlatmaya..
içim sızladı, sızlıyor..
yine de onun dilinden konuşmak istiyor kalbim: "ben akşama doğruyum, karıştır saçlarımı.."
"aslolan şiirin hayatıdır, yazmak sonra gelir hep" diyen şair.
güya ölmüş olan şairdir.
varsa yoksa yalnızlıktı...
yalnızlık mutsuzluk,
mutsuzluk da şairin ekmeği...
şu fani dünyaya geldi, adam gibi yaşadı, bol bol rakı içti, güzel kadınları çok güzel sevdi, arada şiir yazdı...
baktı herkes binmiş dört kolluya gitmiş, bir tek o kalmış geride; sonunda o da topladı tasını tarağını çekip gitti!..
güzel adamdı vesselam!
"...diyelim birine bir şiir okudum, ne demek istiyor diye sorduğu zaman tekrar okurum, işte bunu demek istiyor derim..."
ankara'da apartmanların zilini çalıp karşısına güzel bir kız ya da kadın çıktığında 'ünlü şair lhan berk burada mı oturuyor?' diyerek reklamını yaptığı söylenen, kendisine bunlar hatırlatıldığında ilk dönemlerde inkâr eden ve üzülen, sonraları ise sadece gülümseyen adam.
küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak
önce rüzgârın öptüğü, sonra benim öptüğüm
bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin
soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin
bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların
sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle
bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın
bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra
sonra bu benim anı artığı eski yüzüm
tüylerin, tay boynun, küçücük çocuk ellerin
böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni
karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarımız
güzel ırmak
" ömrümün bir bölümünde basbayağı topalladım. "
böyle diyor,turgut bir yerde.
burkuldum .
yazmıştır tuttuğu günlükte.
(bkz:
el yazılarına vuruyor güneş)
(mabel, 25.01.2009 22:21)