iletişim  

adana çık aradan

  1. sözlük yönetim mercilerine elektronik posta yoluyla ulaşmak için kullanılabilecek buton. "sevgilimden ayrıldım kendimi nasıl affettirebilirim", "finalde hangi sorular çıkacak", "çakır gerçekten öldü mü" tarzı sorulara cevap veremesek de elimizden geldiğince yardımcı olacağızdır.
    (wondrous, 18.04.2004 18:00)
  2. php moda geçmiş sözlük butonu
    (man on the moon, 08.01.2005 21:32)
  3. msn, icq ve cep telefonu ile kısa mesaj yollarıyla kurulan, hele skype ile süper ötesi yapılan olaydır. misal, ben cyberboyla bütün gün konuşurum skype vasıtasıyla, çok da iyi derdimi anlatırım, zaten sesli konuşmadır yaptığımız, sesim de gerçek, sanal değil, yok hiç bir olumsuzluğu gerçek hayata, kankalalığı geliştiriyo gözlemlediğim kadarı ile...
    (makaveli, 11.02.2005 03:08)
  4. (bkz: komünikasyon)
    (fantastik karakter, 25.03.2006 20:43)
  5. kullanılan sözlerin, sadece %10'unu oluşturduğu şey. geri kalan %30'unu ses tonu ve % 60'ını ise vücut dili oluşturur. bu yüzden yazışma veya telefon ile iletişim kurmayı sevmeyen insalara anlayış gösterelim. sevelim onları.
    (olahabeoy, 30.01.2007 11:02)
  6. zordur. iletişim zordur arkadaş.

    sözlük için söylüyorum bunu. misal ben. adam oturup iki yazımı okuyor, artık kafasında nasıl bir şey canlandırıyorsa bilemiyorum, uzak durmayı tercih ediyor. nereden biliyorum, çok duydum bunu: "abi ben seni öyle bilmiyordum". yahu neyimi öyle bilmiyordun? veya öyle bildiğin neydi? sanki eşcinsel olduğumu itiraf etmişim gibi tepkiler alıyorum. sanıyor ki ateşle savunduğum bir konuda kendisiyle ters düştük diye gerçek hayatta kafasına sıkacağım. yok öyle bir şey. hepimiz medeni insanlarız şurada. veya en azından medenileşmeye çalışıyoruz ki, sözlük gibi bir platformu eskitiyoruz yıllardır. bir sakin olun yav, bir kendinize gelin. ayrıca ben de sakin olayım, bu kadar çemkirir tarzda yazmayı planlamıyordum evet.
    (gxix, 31.12.2007 06:41)
  7. bilgi aktarımı. ahmet'in sahip olduğu ama burcu'nun sahip olmadığı bir bilginin herhangi bir şekilde burcu'ya aktarılması.

    bilgi aktarımını da olasılıkların azaltılması şeklinde tanımlayabiliriz sanırsam. mesela ahmet'in sahip olduğu bilgi cebinde 3 çilek olduğu bilgisi olabilir. burcu'nun tek bildiği ahmet'in cebinde bir miktar çilek olduğu ise iletişim için gerekli koşulları sağlamışız demektir. burcu açısından ahmet'in çilek sayısı bir dağılımdır. olasılıklar kümesidir. bir tane de olabilir, 10 tane de. ama 100 tane olamaz mesela, ahmet'in cebi o kadar büyük değil. burcu da boş değil yani, bir şey biliyor.

    ahmet cebinden bir çilek çıkarmış olsun, cebi hâla şişkin. demek ki daha hâlâ çilek var. işte iletişim kuruldu bile, çünkü ahmet'in cebinde "bir tane çilek olmadığı bilgisi" burcu'ya aktarılmış oldu. burcu kafasındaki olasılıklar listesinden "bir tane çilek" satırını silebilir.

    iletişim kurmak için üzerinde daha önceden anlaşılmış bir semboller, işaretler kümesine sahip olmak güzel bir şey. "çilek" dediğimde karşı tarafın aklında da benim aklımdaki meyvenin canlanıyor olduğunu bilmek rahatlatıcı bir his. hem bu tür bir ortak zemin için aynı dili konuşmaya da gerek yok. birbirini tanımayan ve aynı dili konuşmayan insanları bir adaya koyduğumuzda sırf anlaşamadıkları için açlıktan ölüp gitmezler muhtemelen. aynı dili konuşmuyorlar olsa da bir eskimo ile bir italyan arasında ilk bakışta tahmin edemeyeceğimiz kadar geniş bir ortak zemin vardır. ikisi de ateşin ne demek olduğunu bilir. ikisi de ateşin can acıttığını bilir. italyan "la fragola" dediğinde eskimo bi bok anlamayabilir ama 2-3 gün sonra ikisinin de en büyük problemi açlık olduğu zaman ortak zeminde buluşmaya başlamışlar demektir.

    kısacası insan olmak, kafatasımızın içinde aynı bilişsel mimarîye sahip olmak bize kolay iletişim kurmak için yeterli ortak zemini sağlıyor. tepkilerimizin büyük kısmı kültürel olsa da (belki italyan acıktığında elini karnına götürüyordur, eskimo ise ağzına) genetik olarak paylaştığımız reflekslerimiz kuşkuya yer bırakmayacak şekilde karşımızdakine mesaj iletmemizi sağlıyor. acıdan kıvranan ve ağlayan bir insanın hareketlerinin pek azı kültürel, büyük kısmı içgüdüseldir. yeni doğan bebeklerin verdiği tepkiler, gülümsemesi, elimizi tutması pek az kültürel büyük oranda tüm insanlara mal olmuş ortak davranış kalıplarıdır.

    uzaylılarla önceden anlaşmasız iletişim ise ayrı bir hikaye. onlarla aynı evrimsel tarihe sahip olmadığımız için vereceğimiz tepkilerin ortak olacağına dair bir güvencemiz yok. tanımadığımız bir insan olsa avuçlarımızın boş olduğunu gösterecek şekilde ellerimizi uzatırdık. bu hareketin kültürel farklılıklardan bağımsız, neredeyse evrensel olarak "düşman olmadığını" belirtme mesajı olduğu düşünülüyor. bir orangutanla karşılaşsak boynumuzu büküp çömelirdik, bu da onlara karşı tarafın üstünlüğü kabul ettiğimiz ve bir tehdit oluşturmadığımız bilgisini aktarıyor. ama ya uzaylı? hiç bir fikrimiz yok. o zaman ortak noktalarımızı bulmaya başlamalıyız.

    zeki olmasıyla başlanabilir işte. "eğer zeki bir varlıksa şunları şunları biliyor olmalı." denebilir. işin bu tarafına girmeye niyetim yok. merak eden marvin minsky'nin uzaylı zekayla iletişim kurma başlıklı denemesine başvurabilir: http://web.media.mit.edu/...
    (recai pengül, 30.05.2008 14:05 ~ 14:08)
  8. doğası gereği kablosuz olan.
    (stylebrisbane, 02.06.2008 09:33)
  9. iletişim için gerekli olanlar a ve b kişileri. b kişinin, a kişisinin kafasındakileri yansıttığı kadarından, algılayabildiği kadarı "iletişim" oluyor gerçekçi anlamda. karışık olmasın istedim cümleler ama beceremedim sanırım. mevzu çok basit olacak kadar karışık ben ne yapayım.
    (closer, 03.06.2008 21:02)
  10. iki ya da daha fazla insanın iletişiminden bahsedecek olursam; kesinlikle empati kurarak dinlemekten ve soru sormaktan geçer.
    (misstick, 07.01.2009 01:20 ~ 19.01.2009 19:29)
  11. her zaman içimde kalacak olan eğlenceli bölüm
    (duygu, 23.04.2009 17:06)
  12. her zaman iyi ki devam etmişim diyeceğim eğlenceli bölüm.*
    (pandalari koruyalim, 24.04.2009 20:39 ~ 20:39)
  13. fakultem.
    (rıfat, 24.04.2009 20:40)
  14. giderek yoksunlaştığımız ya da büyüdükçe aslında ne kadar az sahip olduğumuzu anladığımız.

    mesela küçükken hatırlıyorum da sokağa çıktığımda herkesi tanıdığımı hissederdim; sürekli birileriyle selamlaşır, birbirimizden "iyi günler"i bile esirgemezdik. şimdi dışarı çıkınca etrafıma bakıyorum da senelerdir aynı mahalledeyim, farklı bir yere de taşınmadım ama bir şeyler eskildi sanki. kimi zaman içten bir gülümseme bile çok geliyor insanlara. bunu görmek istemediğim için evde kaldığım süre zarfında dışarı pek çıkmıyorum ve "asosyal" damgası yiyorum. umrumda mı? tabii ki değil.

    ayrıca bizimki gibi küçük bir mahallede durum böyleyse koca koca sitelerde durum nasıldır kim bilir?! hatta aynı apartmanda oturup birbirini tanımayan komşulara değinmiyorum bile.
    (filtre kahve ve bitter çikolata birlikteliği, 27.04.2009 20:26)
  15. dolaysız iletişim kurarken davranışlarda sınır ihlâlleri yapmamak gerek. dürüstlükle patavatsızlık arasında ince bir sınır çizgisi vardır örneğin. özgüvenli olmak iyiyken, bunun aşırısı da kibirli bir izlenim bırakabilir karşı tarafta; ya da tutumlu olmak iyiyken, bir ortamda hesap ödeneceği zaman cimri davranmak kırıcı olabilir -nezaketin aşırıya kaçması durumunda samimiyetin ıskalanabileceği gibi. hâtta aşırı samimiyet cıvıklığa da dönebilir bazen.

    özetle zor iştir insanlarla iletişmek.
    (katip, 25.06.2009 22:50)
  16. teknoloji ve modern hayatın gelişimiyle birlikte insanlar kalabalıktan kaçmaya çalışsa da yükselen binalar arasındaki zorunlu iletişim ağlarının esiri olmuştur. ulaşılmaz olma lüksünün rafa kalktığı bir ortamda sağlıklı iletişim kurmak bir yana, nefes almak bile güçleşmektedir. kimi zaman kalabalıklar arasındaki yalnızlıktan dem vuran insan, daha çok da seçilmiş yalnızlık planlarken çevreleyen kameralar, mesaj kutusunda pörtleyen ışık, cep telefonuna gelen- daha çok da talep edilmeyen- kurumsal mesajlarla birlikte isyan noktasında yalnızlaşmaktadır. artık dokunmatik iletişim yerini teknoloji soğukluğuna bırakmıştır. onlar vasıtasıyla birbirimizi seviyoruz, kırıyoruz, kıskanıyoruz, hatta onlar vesilesiyle güven sorgulayıp ayrılıyoruz; hem de bir mesaj hızıyla.
    (naringergedan, 01.11.2009 22:01)