belki ilginizi çeker
  1. · iletişim fakültesi
  2. · iridium
  3. · nlp
  4. · iletişim çatışmaları ve empati
  5. · reklamcılık
  6. · medya ve iletişim
  7. · odak grup
  8. · uluslararası kıbrıs üniversitesi
  9. · ismini söylemeden insanlarla konuşamamak
  10. · sözlük ve blog yazarlığının sosyolojisi
gündem
  1. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  2. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  3. · babaların garip huyları
  4. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  5. · ece gürsel
  6. · google wave
  7. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  8. · swh
  9. · kurufasulye ve şarap

iletişim  

  1. sözlük yönetim mercilerine elektronik posta yoluyla ulaşmak için kullanılabilecek buton. "sevgilimden ayrıldım kendimi nasıl affettirebilirim", "finalde hangi sorular çıkacak", "çakır gerçekten öldü mü" tarzı sorulara cevap veremesek de elimizden geldiğince yardımcı olacağızdır.
    (wondrous, 18.04.2004 18:00)
  2. php moda geçmiş sözlük butonu
    (man on the moon, 08.01.2005 21:32)
  3. msn, icq ve cep telefonu ile kısa mesaj yollarıyla kurulan, hele skype ile süper ötesi yapılan olaydır. misal, ben cyberboyla bütün gün konuşurum skype vasıtasıyla, çok da iyi derdimi anlatırım, zaten sesli konuşmadır yaptığımız, sesim de gerçek, sanal değil, yok hiç bir olumsuzluğu gerçek hayata, kankalalığı geliştiriyo gözlemlediğim kadarı ile...
    (makaveli, 11.02.2005 03:08)
  4. (fantastik karakter, 25.03.2006 20:43)
  5. kullanılan sözlerin, sadece %10'unu oluşturduğu şey. geri kalan %30'unu ses tonu ve % 60'ını ise vücut dili oluşturur. bu yüzden yazışma veya telefon ile iletişim kurmayı sevmeyen insalara anlayış gösterelim. sevelim onları.
    (olahabeoy, 30.01.2007 11:02)
  6. zordur. iletişim zordur arkadaş.

    sözlük için söylüyorum bunu. misal ben. adam oturup iki yazımı okuyor, artık kafasında nasıl bir şey canlandırıyorsa bilemiyorum, uzak durmayı tercih ediyor. nereden biliyorum, çok duydum bunu: "abi ben seni öyle bilmiyordum". yahu neyimi öyle bilmiyordun? veya öyle bildiğin neydi? sanki eşcinsel olduğumu itiraf etmişim gibi tepkiler alıyorum. sanıyor ki ateşle savunduğum bir konuda kendisiyle ters düştük diye gerçek hayatta kafasına sıkacağım. yok öyle bir şey. hepimiz medeni insanlarız şurada. veya en azından medenileşmeye çalışıyoruz ki, sözlük gibi bir platformu eskitiyoruz yıllardır. bir sakin olun yav, bir kendinize gelin. ayrıca ben de sakin olayım, bu kadar çemkirir tarzda yazmayı planlamıyordum evet.
    (gxix, 31.12.2007 06:41)
  7. bilgi aktarımı. ahmet'in sahip olduğu ama burcu'nun sahip olmadığı bir bilginin herhangi bir şekilde burcu'ya aktarılması.

    bilgi aktarımını da olasılıkların azaltılması şeklinde tanımlayabiliriz sanırsam. mesela ahmet'in sahip olduğu bilgi cebinde 3 çilek olduğu bilgisi olabilir. burcu'nun tek bildiği ahmet'in cebinde bir miktar çilek olduğu ise iletişim için gerekli koşulları sağlamışız demektir. burcu açısından ahmet'in çilek sayısı bir dağılımdır. olasılıklar kümesidir. bir tane de olabilir, 10 tane de. ama 100 tane olamaz mesela, ahmet'in cebi o kadar büyük değil. burcu da boş değil yani, bir şey biliyor.

    ahmet cebinden bir çilek çıkarmış olsun, cebi hâla şişkin. demek ki daha hâlâ çilek var. işte iletişim kuruldu bile, çünkü ahmet'in cebinde "bir tane çilek olmadığı bilgisi" burcu'ya aktarılmış oldu. burcu kafasındaki olasılıklar listesinden "bir tane çilek" satırını silebilir.

    iletişim kurmak için üzerinde daha önceden anlaşılmış bir semboller, işaretler kümesine sahip olmak güzel bir şey. "çilek" dediğimde karşı tarafın aklında da benim aklımdaki meyvenin canlanıyor olduğunu bilmek rahatlatıcı bir his. hem bu tür bir ortak zemin için aynı dili konuşmaya da gerek yok. birbirini tanımayan ve aynı dili konuşmayan insanları bir adaya koyduğumuzda sırf anlaşamadıkları için açlıktan ölüp gitmezler muhtemelen. aynı dili konuşmuyorlar olsa da bir eskimo ile bir italyan arasında ilk bakışta tahmin edemeyeceğimiz kadar geniş bir ortak zemin vardır. ikisi de ateşin ne demek olduğunu bilir. ikisi de ateşin can acıttığını bilir. italyan "la fragola" dediğinde eskimo bi bok anlamayabilir ama 2-3 gün sonra ikisinin de en büyük problemi açlık olduğu zaman ortak zeminde buluşmaya başlamışlar demektir.

    kısacası insan olmak, kafatasımızın içinde aynı bilişsel mimarîye sahip olmak bize kolay iletişim kurmak için yeterli ortak zemini sağlıyor. tepkilerimizin büyük kısmı kültürel olsa da (belki italyan acıktığında elini karnına götürüyordur, eskimo ise ağzına) genetik olarak paylaştığımız reflekslerimiz kuşkuya yer bırakmayacak şekilde karşımızdakine mesaj iletmemizi sağlıyor. acıdan kıvranan ve ağlayan bir insanın hareketlerinin pek azı kültürel, büyük kısmı içgüdüseldir. yeni doğan bebeklerin verdiği tepkiler, gülümsemesi, elimizi tutması pek az kültürel büyük oranda tüm insanlara mal olmuş ortak davranış kalıplarıdır.

    uzaylılarla önceden anlaşmasız iletişim ise ayrı bir hikaye. onlarla aynı evrimsel tarihe sahip olmadığımız için vereceğimiz tepkilerin ortak olacağına dair bir güvencemiz yok. tanımadığımız bir insan olsa avuçlarımızın boş olduğunu gösterecek şekilde ellerimizi uzatırdık. bu hareketin kültürel farklılıklardan bağımsız, neredeyse evrensel olarak "düşman olmadığını" belirtme mesajı olduğu düşünülüyor. bir orangutanla karşılaşsak boynumuzu büküp çömelirdik, bu da onlara karşı tarafın üstünlüğü kabul ettiğimiz ve bir tehdit oluşturmadığımız bilgisini aktarıyor. ama ya uzaylı? hiç bir fikrimiz yok. o zaman ortak noktalarımızı bulmaya başlamalıyız.

    zeki olmasıyla başlanabilir işte. "eğer zeki bir varlıksa şunları şunları biliyor olmalı." denebilir. işin bu tarafına girmeye niyetim yok. merak eden marvin minsky'nin uzaylı zekayla iletişim kurma başlıklı denemesine başvurabilir: http://web.media.mit.edu/...
    (recai pengül, 30.05.2008 14:05 ~ 14:08)
  8. doğası gereği kablosuz olan.
    (stylebrisbane, 02.06.2008 09:33)
  9. iletişim için gerekli olanlar a ve b kişileri. b kişinin, a kişisinin kafasındakileri yansıttığı kadarından, algılayabildiği kadarı "iletişim" oluyor gerçekçi anlamda. karışık olmasın istedim cümleler ama beceremedim sanırım. mevzu çok basit olacak kadar karışık ben ne yapayım.
    (closer, 03.06.2008 21:02)
  10. iki ya da daha fazla insanın iletişiminden bahsedecek olursam; kesinlikle empati kurarak dinlemekten ve soru sormaktan geçer.
    (misstick, 07.01.2009 01:20 ~ 19.01.2009 19:29)
  11. her zaman içimde kalacak olan eğlenceli bölüm
    (duygu, 23.04.2009 17:06)
  12. her zaman iyi ki devam etmişim diyeceğim eğlenceli bölüm.*
    (pandalari koruyalim, 24.04.2009 20:39 ~ 20:39)
  13. fakultem.
    (rıfat, 24.04.2009 20:40)
  14. giderek yoksunlaştığımız ya da büyüdükçe aslında ne kadar az sahip olduğumuzu anladığımız.

    mesela küçükken hatırlıyorum da sokağa çıktığımda herkesi tanıdığımı hissederdim; sürekli birileriyle selamlaşır, birbirimizden "iyi günler"i bile esirgemezdik. şimdi dışarı çıkınca etrafıma bakıyorum da senelerdir aynı mahalledeyim, farklı bir yere de taşınmadım ama bir şeyler eskildi sanki. kimi zaman içten bir gülümseme bile çok geliyor insanlara. bunu görmek istemediğim için evde kaldığım süre zarfında dışarı pek çıkmıyorum ve "asosyal" damgası yiyorum. umrumda mı? tabii ki değil.

    ayrıca bizimki gibi küçük bir mahallede durum böyleyse koca koca sitelerde durum nasıldır kim bilir?! hatta aynı apartmanda oturup birbirini tanımayan komşulara değinmiyorum bile.
    (filtre kahve ve bitter çikolata birlikteliği, 27.04.2009 20:26)
  15. dolaysız iletişim kurarken davranışlarda sınır ihlâlleri yapmamak gerek. dürüstlükle patavatsızlık arasında ince bir sınır çizgisi vardır örneğin. özgüvenli olmak iyiyken, bunun aşırısı da kibirli bir izlenim bırakabilir karşı tarafta; ya da tutumlu olmak iyiyken, bir ortamda hesap ödeneceği zaman cimri davranmak kırıcı olabilir -nezaketin aşırıya kaçması durumunda samimiyetin ıskalanabileceği gibi. hâtta aşırı samimiyet cıvıklığa da dönebilir bazen.

    özetle zor iştir insanlarla iletişmek.
    (katip, 25.06.2009 22:50)
  16. teknoloji ve modern hayatın gelişimiyle birlikte insanlar kalabalıktan kaçmaya çalışsa da yükselen binalar arasındaki zorunlu iletişim ağlarının esiri olmuştur. ulaşılmaz olma lüksünün rafa kalktığı bir ortamda sağlıklı iletişim kurmak bir yana, nefes almak bile güçleşmektedir. kimi zaman kalabalıklar arasındaki yalnızlıktan dem vuran insan, daha çok da seçilmiş yalnızlık planlarken çevreleyen kameralar, mesaj kutusunda pörtleyen ışık, cep telefonuna gelen- daha çok da talep edilmeyen- kurumsal mesajlarla birlikte isyan noktasında yalnızlaşmaktadır. artık dokunmatik iletişim yerini teknoloji soğukluğuna bırakmıştır. onlar vasıtasıyla birbirimizi seviyoruz, kırıyoruz, kıskanıyoruz, hatta onlar vesilesiyle güven sorgulayıp ayrılıyoruz; hem de bir mesaj hızıyla.
    (naringergedan, 01.11.2009 22:01)
  17. varlığımızın kabul edildiğini bize ispat ediyor. onaylanma. bu onaylanmayı içeriğin de onaylanması izlerse, ki buna anlaşılmak da diyebiliriz, bu ihtiyacımızı büyük ölçüde gideriyoruz. daha üstün iletişim ise muhatabımızın beklenen cevapları, tepkileri vermesi, aklımızdan geçeni yahut geçebilecek olanı, yaşayıp da ifade edemediklerimizi iletmesi, frekans uyumu. aşık bile ediyor, hiçbir şeyin etmediği kadar.

    konuşmak bir yöntemi, konuşmakla konumlandırıyoruz. sevişmek en güzel yöntemi, ki cins uyumu varsa, fiziken ve ruhen de enzim substrat ilişkisi sağlanabilecekse ideal iletişimin bu isteği uyandırdığını tecrübe ettik-ediyoruz.

    muhtemelen -örneğin sonradan akla gelen iyi cevaplarla- modifiye ettiğimiz anılarımızı, fikirlerimizi düşünmek; belki hayali dinleyici de devreye sokarak iç iletişim kurmak da alternatifi. fakat delirtebilir.
    (manto, 11.11.2009 17:23)
  18. bölümümün medya ve iletişim sistemleri olmasından sonra bi de üstüne organizational communication masteri yapıyor olmamdan olsa gerek ki hayatım değişti ulan. bi cümleden minimum 33 anlam çıkartabiliyorum, insanları köşeye sıkıştırmaktan zevk alıyorum, ağlatana kadar soru soruyorum, sorguyla yalan ortaya çıkartabiliyorum. her söyleneni koyun gibi doğru kabul etmiyorum. söyleyeni koyun yapabiliyorum. bi de inatla ikna olmuyorum. he bunun sebebi belki de tezimin ikna teorileri olması olabilir. bunu pas geçtim. herkese tavsiye ederim iletişim her şeydir. her şey iletişimdir.
    (sweethomechicago, 11.11.2009 20:05 ~ 20:19)
  19. dilden öte bir yol olmadığına inanan insancıl materyalizmin amentüsüdür. insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa atasözünün modern dünyaya uyarlanmasıyla elde edilen krem şanti bir ideolojidir. insan duyarlılığının kuramsal bir hücreye hapsedilişidir.
    (mete tebeci, 12.11.2009 18:29)
  20. mazoşist, ve aynı zamanda sadomazoşist bir eylem.

    insanlığın makus talihi bu sanırım; acı çekmek ve acı çektirmek. tabi çekilen bu acıların kişide yarattığı zevk, heyecan, adrenalin ve üzüntünün boyutları, içinden bulunulan iletişim ve bu iletişim olayını gerçekleştiren bireylere göre değişir. zira kimisi bundan zevk alırken, kimisi ise bundan yeterince yara alır. ha nasıl ki insanlığın içine mensup olduğu bu makus talihin ev sahipliğini yapan bu kainatın içinde çeşitli objeler, olaylar, fikirler, olgular, savaşlar, sevişmeler varsa; bu iletişim denilen acı verici olayda da birçok etken vardır. iletişim bilimciler bunlara kaynak, kanal, gönderici, alıcı, verici gibi biribirinden farklı, sert ünlülerden ve birden fazla ünsüz harflerden oluşan isimler vermişler, ve ne yazık ki bu isimlere yumuşak ünlülerde dahil ! oysa ki ben bu olayda yumuşak bir taraf göremiyorum. ''iletişimin yumuşak karnı yoktur. '' ki olsaydı zaten, herhalde iletişimi farklı bir şekilde tanımlama girişiminde bulunurdum.

    (bu yazının ilk kısmıydı, zaten sonrasında da pek bir bok yok ! )

    gel gelelim, iletişimciler, iletişim denilen hadiseyi birden fazla terimle açıklayadursunlar ; ben ve benim gibi eksik düşünenlerde olayı mazoşizm ve sadomazoşizm'e indirgeyecek kadar alçaklaştık, hatta bu alçaklaşmayla kalmayıp olayı bir de açıkladık ! denilir ki, her insanın içinde mazoşistlik vardır. işte o yüzden sevdiği insandan ayrılınca orhan baba'yı dinlermiş. hoş, ben orhan baba yerine daha atmosferik isimlere yöneliyorum, lakin bu ayrı bir tartışma konusu. hah işte, insanlarda, ya da dostoyevski'nin deyimiyle ''insancıklar''da, bu mazoşistliği ya da zaman zaman sadomazoşistliği kullanarak iletişim eylemini gerçekleştirirler. ve bu şekilde, iletişimin sert ama narin damarlarını bu iki kavram meydana getirir. her insanın ihtiyacı vardır, ve her insanın acı çekmeye, ve sanırım yer yer acı çektirmeye ihtiyacı vardır. iletişime giden o dar ve uzun yollarda, insanın, bu onarılabilir ihtiyaçlarını gidermeye yönelik acı bir oyundur. ve oyun yüzyıllardır kendini farklı açılardan geliştire geliştire bugünlere kadar geldi, ve bugünlerde de mekanik bir forma büründü. bundan mütevellit; artık insanlar daha kolay acı çekecek ve acı çektirecektir. çünkü artık, iletişim yollarını elimizde tutmak çok kolay, kablolarsa vücudumuza çivilerle tutturulmuş durumda, hem de en derinlerimize. tıpkı isa'yı tahtaya tutturmak için ellerine çakılan çiviler gibi. o zaman isa ölmüştü acıdan, şimdilerse ise biz isa'nın konumundayız, ve bu çektiğimiz acı ve acılardan dolayı öleceğiz. her nasıl ki, başkasına acı çektirmeyi, bir başka deyişle sadomazoşizm'i göklere çıkarıyorsak, ölebilmeyi kabullenmeliyiz. sanırım isa'da bunu kabullenmişti, ve itiraz edenlerde o'nu sevenlerdi. zaten biz ölünce de kendimize ağlayamıyoruz, en fazla bizi seven birkaç kişi üzülecek, ve mezarımıza da 4 kişi gelecektir. üzülüyorum aslında; çünkü acı çekme ve acı çektirme duygusu hiç körelmiyor insanda, ve hiç törpülenmiyor bu duygular. mazoşizm ve sadomazoşizm git gide tanrılaşıyor, ve iletişim heryerde. aca ben bu yazıyı yazarken kaçınız birbiriyle iletişim halinde ve kaç insan acı çekme ve acı çektirme faaliyetleri içerisinde ? bence binlerce ! milyonlarca ! milyarlarca !

    hepimiz, ellerinden çivilenen isa'nın hayaletleriyiz. iletişim kabloları, mazoşizm ve sadomazoşizm'in akıl oyunları sayesinde vücudumuza çivilerle tutturulmuş durumda, ve her an acı çekiyor ve çektiriyoruz acımasızca. acaba şu anda kaç kadın ağlıyor ? acaba şu anda kaç tane adam yalnızlıktan dem vuruyor ?

    evet, iletişim her yerde. peki ya biz ?
    (aziz magnolia, 26.11.2009 20:58 ~ 21:01)
  21. iletişim, acaba insanları zapt-u rapt altına almak için icat edilmiş bilgiler bütünü mü? bilmiyoruz!
    (reflex, 28.11.2009 21:27)
  22. izmir kıbrıs şehitleri'nde bir yerin adı. kitapçı, müzikçi. güzel bir mekandır kendisi. iki katlı falan. bir ara üst katında birkaç masa da vardı isteyen oturup bir şeyler yiyip içebiliyordu da, hala var mıdır bilmem.

    severek uğruyoruz.
    (siz hepiniz ben tek, 28.11.2009 21:42)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil