iletişimsadece türkiye'de değil, tüm dünyada henüz , disiplinler-arası bir bilim olarak kabul gördüğünden, her dalda olduğu gibi türkiye'de daha da geç farkedildiğinden, üniversite başına bir iki tane adam gibi donanımlı hoca düşer. formüllere dayanmayan ve eğitim açısından köklü olmayan bir bilim dalı olduğu için-ki bilim olduğu tartışmalıdır- bu fakültelerde hiçbir şey tam olarak oturmuş değildir. alttan aldığınız bir derste içeriğin tamamen değiştiği bile görülebilir.
radyo tv sinema bölümünü seçtiğinizde ekonomi, siyaset, hukuk, bilgisayar, gazetecilik, pazarlama gibi derslerle karşı karşıya kalınabilir.bunların çoğu zorunlu derslerdir. seçmeli dersler istediğiniz alt dala yoğunlaşmak için değil, farklı alanlarda da biraz bilgi sahibi olmak içindir. her halttan biraz koyarlar, aşure kazanı gibi programı olur.. elbette okuduğunuz fakülte iletişim fakültesidir ve pek çok konuda bilgi sahibi olunmalıdır, hocalar da bu konuda ne halt edeceklerini pek kestiremezler, genelde iyi niyetlidirler, "iletişim öyle bir konu kii" diye açıklamaya çalışırlar, pek haksız da sayılmazlar.
iletişimin çalışma alanı olarak tarihinin çok yeni olması bu fakültelerin en büyük zaafıdır. kaynak ve hoca sıkıntısı yaratır. tay tay duran bebelere benzer. iletişimin tüm bilim dallarından etkilenen bir nane olması da dört yılın hiç bir boku doğru düzgün öğrenmeye yetmeden bitmesi demektir ve her şey havada uçuşur.
yine de kendi çabalarıyla bu işi çok iyi kıvırmış üstad denilip eli öpülecek değerli hocalardan ve tüm karmaşaya rağmen aklını toplayabilen takdire şayan üç-beş öğrenciden tamamen mahrum değildirler.
kazanır kazanmaz iş aramaya başlanılması gereken fakülte..zira, aman efendim öğrenciliğin tadını çıkarayım, okul bitince bakarız bi iş diye düşünüldüğünde aç ve işsiz kalınması muhtemeldir...
öğrencilerin dört yıl boyunca ne teorik anlamda ne de pratik anlamda kendini geliştiremediği, medyanın gücünü düşündüğümüzde hocalarının dahi önemini kavramayadığı ve "bu okula eşeği bağlasan bitirir şeklinde" tanımladığı" fakülte. öğrencilerini mezuniyet sonrası sudan çıkmış balığa çeviren ve istihdam sorunu çözülmemesine rağmen her yıl mantar gibi türeyen mezun olduğum okul.
hatırı sayılır bir puanla ve tonla hayalle girersiniz bu fakülteye. ilk yıl tüm bölümler ortak derslere girersiniz, donanırsınız resmen. artık her konuda söyleyecek bir sözünüz, tanınmış hocalarınız vardır, anlat anlat bitmez. 3. sınıftan itibaren bölüm dersleri başlar, halkla ilişkiler, gazetecilik, radyo tv bazı seçmeli dersler dışında ayrı dersler alır. sivrilenler, çalışma hayatına erkenden atılanlar, hedefine adım adım ilerleyenler istedikleri yerlere gelir ama pek çoğu için bu okul hüsran olur. niye hukuk yazmadım, niye sosyoloji, kamu yönetimi vs. yazmadım diye yer durursunuz kendinizi. okul biter öyle göğsünüzü gere gere halkla ilişkiler uzmanıyım diyemezsiniz. gazetecilik de okusanız, radyo televizyon da mesleğinizi herkes yapabilir, iletişim fakültesi mezunu olmak çok da fazla kolaylık sağlamaz size. iletişim fakültesi okumak, zengin işidir, çevre işidir. taşradan geliyorsanız, azınlıkta kalacağınız okuldur, kolejliler azımsanmayacak kadar çoktur. onlarla aynı okulu kazanarak eşitlendik diye düşünürseniz yanılırsınız, hepsi yabancı dil problemini çoktan aşmış, yabancı yayınları, filmleri takip edebilirken siz yurtta kral tv eziyetine katlanmak zorunda kalırsınız. tıp okuyan, hukuk okuyan, siyasal okuyan bir yerde eşitlenir, meslekte çalışıp gelebileceği yerler aynı olabilir ama iletişimde böyle değildir. iş hayatında kişisel gelişim şarttır, diploma yetmez, diğerlerinde diploma eşitler durumu, burada öyle değil. bu bölümleri yazanlar buna göre yazsınlar derim.
başka fakülte öğrencilerinin iletişim dinlenme tesisleri diye dalga geçmesine alıştığım fakülte; kazanır kazanmaz kendinizi en azından bir yerel tvye atmanız parsız çalışmanız gereklidir aksi takdirde 4 yıl sonra boş gezen sınıfına dahil olursunuz...
2007 yılı itibariyle bitirmiş olduğum, teorik bilgilerle geçirilen dört yılın iş hayatına zerre kadar yansımadığı, aslında adı üstünde olan iletişim olgusunun insanlarla sağlıklı ve düzgün ilişkiler kurabilen bireylerleri simgelediği gerekçesiyle iletişimin tüm alanlarında pratiğe ağırlık verilmesi şartken çoğu fakültenin imkanlarını kullandırtmaması doğrultusunda kısıtlı yararlanan ya da çok az yararlabilen öğrencilerin senelerini final-vize-tez üçgeninin içinde hapis geçirdiği çok büyük heveslerle girilip son senelerde çöküşe geçilen, gene de bir toplumun varolmasının olmazsa olmaz unsuru olan fakülte.