sergei leone tarafından yönetilmiş, orijinal ismi the good, the bad, the ugly olan, spagetti türü diye adlandırılan kovboy filmleri kuşağının ilk örneği.
film müzikleri ennio morricone tarafından hazırlanan ve clint eastwood'un en iyi filmi hatta western filmleri arasında en iyi film denebilecek süper film.
clint eastwood isminin westernle yanyana anılmasını sağlamış filmdir. keza geleceğe dönüş 3'te* marty, kendine o dönemlere ait bir isim bulmaya kasarken clint eastwood deyivermiştir.
sergio leone'nin yönetmenliğini yaptığı ve sergio üçlemesi olarak bilinen üçlemenin son filmi. başrollerde clint eastwood, lee van cleef ve eli wallach oynuyor. tüm zamanların en iyi western filmlerinden bir tanesi sayılıyor.
italyan yönetmen serigo leone'nin hem yazdığı hem de yönettiği, dünyada bilinen adıyla 'the good the bad and the ugly' olan 1966 yapımı western filmi. clint eastwood sessiz, akıllı ve karizmatik silahşör blondie'yi (the good), lee van cleef' altınları bulma planları yapan sinsi ve kurnaz ordu komutanı angel eyes'ı (the bad), eli wallach ise kendini akıllı zanneden, sabırsız, sakar ve bir o kadar da acımasız olan, altınların peşinde koşan meksikalı haydut tuco'yu (the ugly) canlandırmaktadır.
'il buono il brutto il cattivo' tüm zamanların en iyi western filmi olarak görülmekle birlikte imdb'de 8.9 puanla top 250'de 4. sıradadır.
blondy lakaplı clint eastwood iyi, tuco lakaplı eli wallach çirkin ve angel eyes lakaplı lee van cleef kötü rolündedir. unutulmazlar arasındadır. imdb top 250'de 4. sırada bulunmaktadır.
seyredince insanın içinde bir an ah ulan bende vahşi batıda olsaydım diye geçirten clint ağabeyimizin karizmasına hayran kaldığımız o nasıl bir sigara içiştir ağabey dediğimiz film.
efendim bu bir film değil sadece bir savaş bir opera bir açgözlülük isimsizi kahramanlar filmidir.ne zaman izlesem the ectasy of gold çalsa gözlerimden yaş gelir.
öncelikle dolar üçlemesinin son halkasıdır bu film. ayrıca önceki iki film olan for a few dollars ve a fistful of dollars filmlerinden tanıdığımız isimsiz kahraman bu filmde kendine isim bulmuştur isimden çok lakap desek daha doğru olur. (bkz: blondie)
not: quentin tarantino'nun reservoir dogs filminde michael madsen'a bay sarı yerine sarışın demesinde bu filmin etkili olduğunu düşünmekteyim.
hikayemiz karakterlerin tanıtılmasıyla başlıyor o eşsiz ennio morricone müziğiyle birlikte. ilk başta çirkini görüyoruz nam-ı diğer tuco ramirez. tam bir simsar tam bir açgözlü tam bir vahşi,insanın açgözlü tarafını yansıtan muhteşem bir karakter. çirkin durmasına rağmen usta bir silahşördür kendisi. kötüyü ise western filmlerinin kadrolu oyuncusu lee van cleef oynamakta ve nasıl bir kötü olunabileceğini cümle alame göstermektedir. bir bakıma o da açgözlü ve melekgözlü olmasına rağmen çirkinin eline bu konuda su dökememektedir. açgözlülüğü akılla birleştiren gerçek bir kötüdür o. ve son olarak isimsiz kahramanımız iyi. ne var ki vahşi batıda kendi kanunlarını sağlayan ve karşımıza dirty harry olarak çıkacak clint eastwoodun sanatının doruk noktasına ulaştığı performanstır. puro içmesine hayran olduğum atlara dehh deyişine kadar bir sürü ayrıntıya kadar fenomen olmuş bir kahramandır kendisi.. ve karakterlerimizi tanıdaktan sonra işi operaya çeviren ennio morricone müzikleri...
olaya sadece kovboy olarak bakmamak gerek lakin bu vahşi adamlar sadece kovboy değil birer gladyötör edasıyla çarpışmaktadır. lakin son sahneyi hatırlayın mezarlıktaki düello sahnesi .lütfen izleyin...
kuşbakışı bakıldığı zaman roma kolezyumunu andıran hava barındırması ve yönetmenin italyan oluşu ve filmin kanlı olması aslında kovboy filminden çok 3 gladyatörün çarpışmasını andırmaktadır.
yapılmış en iyi filmlerden olmayı sonuna kadar hakediyor. filmin karakter seçimi çok yerinde. her karakter rolünü müthiş oynamış. iyi, kötü, çirkin rollerini herhalde bu adamlardan başkası böyle iyi oynayamazdı. özellikle tuco ramirez namı diğer çirkin çok iyi.
bu filmi bugüne kadar izlemeyerek çok büyük bir hata yapmışım. izlemediyseniz izleyin derim.