belki ilginizi çeker
  1. · hükümet
  2. · iktidarsızlık
  3. · fethullah gülen in sevilmeme nedenleri
  4. · zahid akman
  5. · 7 aralık 2008 de yunanistan da çıkan ayaklanma
  6. · deniz baykal
  7. · deniz baykal ın gizli fobisi
  8. · scum manifestosu
  9. · tsk nın iktidara gelmesi
  10. · türkiye israil arasında diplomatik kriz çıkmaması
gündem
  1. · yatmadan önce dinlenen son şarkı
  2. · tunceli alevileri dinsizdir
  3. · onur öymen
  4. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  5. · okan bayülgen
  6. · tahrik edici erkek kokuları
  7. · ezel
  8. · penguen
  9. · fatihin istanbulu fethettiği yaştasın

iktidar  

  1. (bkz. iktidarsızlık)
    (quarantine, 08.08.2004 18:21)
  2. (bkz: hükümet)
    (invisible, 17.09.2006 18:51)
  3. ifadesi, birkaç genel geçer siyasal sistemi terminolojisini sözlüğe uyarlamakla pek tabii mümkün. (sözlükten başka bir halt okumuyorsunuz, hep görüyorum. okuyanınız da lacan makan okuyor, saçma işler peşinden koşuyor. burada şimdi sözlükteki iktidarı eleştirecek değilim. derdim ona getirdiğiniz bakış açısı ve sergilediğiniz her türlü garip tutumu gözünüze sokmak. yapıyorsunuz ya işte "sözlük çok faşist" falan. hah o işte. en çok da sosyalist kesim düşüyor bu hataya, ona daha da deliriyorum.)

    sosyalizm: üretim araçları, sermaye, toprak sahipliğini ve kontrolünü bir bütün olarak topluma vermeyi savunan bir sosyal organizasyon teorisi.

    faşizm: hiçbir muhalefet veyahut eleştiriye izin vermeyen, ülkenin tüm işlerini kontrol eden kuvvetli merkezi güce sahip bir hükümet sistemi.

    devletçilik: kapsamlı ekonomik, siyasi ve diğer ilgili kontrolleri bireysel özgürlük pahasına devlette yoğunlaştırma prensibi.

    bunları zaten biliyonuz ama yine de tekrarlayalım. devletçiliğin daha geniş ve genel bir terim olduğu ve diğer iki terimin de devletçiliğin birer versiyonu olduğu açık. bunun haricinde, devletçiliğin günümüzde de hakim olan bir "siyasi eğilim" olduğu diğerinden de açık fakat bu raddede cevaplanması gereken bir soru ortaya çıkıyor; bu eğilimin yönünü belirleyen versiyon hangisi? sosyalizm mi? faşizm mi?

    durumu daha anlaşılır kılmak adına herhangi bir sözlük'e –daha doğrusu sözlük kavramına- uyarlayalım. diyelim ki bir komün var elimizde ve bir de bu komünü idare eden, haklarından sorumlu tutulan bir yönetim. aklımıza gelmesi gereken ilk şeylerden biri "mülkiyet hakkı" olmalı zira meyle yön verme ihtimali olan her iki versiyonun da "ortak" olarak niteleyebileceğimiz noktası, bu mülkiyet hakkı dediğimiz; hakkı kullanma ve yönetme hakkı. bu hakkın taraflarca en rahat hatırladığı mevzu da sistem eleştirisi olduğundan, verdiğim örneklerde de bunu kullanacağım. devletçilik mantığı ile yönetilen bir sözlük tasavvur edelim şimdi ve böyle bir platformda ifa ve de iğfal edilecek mülkiyet hakkı hakkında çift taraflı düşünelim.

    `devletçilik tabanlı sosyalist bir sözlükte mülkiyet`: entryler sözlüğe mal olmuştur. yazar entryleri üzerinde hak iddia edemez, entrylerin/başlıkların sahiplik ve kontrolleri bir bütün olarak sözlük'e devredilmiştir. iktidar feyk atmasına rağmen güce odaklıdır ve güç eleştirilmeye müsait değildir. bu da demektir ki; çıkıp sistem eleştirisi yaparsanız ya mutlak eşitliği reddeden bir faşist ya da ahlaksız bir anarşist olmakla suçlanırsınız zira sosyalizm tüm izmler arasında demagojiye en yatkın öğretidir.

    devletçilik tabanlı faşist bir sözlükte mülkiyet: entrylerin sahipliği kişiye/bireye bırakılmıştır fakat mülkiyetin kontrolü tamamen yöneticilere aittir ki bu da "edit" hakkını yok eden bir oluşumdur özünde zira kontrolsüz sahiplik gibi çelişkili bir kavramı ortaya çıkarır. bu da demektir ki; sözlük yazarlarını, avantajları olmaksızın mülkiyete sahip olmanın sorumluluğunu sürdürürken, yönetimi de sorumlulukların hiçbiri olmaksızın bütün avantajlara sahiptir. bu bağlamda çıkıp sistem eleştirisi yaparsanız; daha cümleniz bitmeden koşulsuz şartsız şutlanırsınız.


    iktidar her iki uçta da bu. bunlara bakarak sosyalist, kendisine has bir adalet ve ahlak mekanizması geliştirmiş bir sözlüğün faşist bir sözlükten daha "dürüst" olduğunu söyleyebilsek de kesinlikle daha "iyi" olduğunu savunamıyoz zira iş uygulamaya gelince, araya iktisâdi faktörler karışıyor. her iki sistem de aynı iktisâdi problemlerin eşiğinde, kolektivist bir prensibe dayanıyor ve her ikisi de bireysel hakları reddetmeyi ve bireyi kitleden aşağıda tutmayı bir görev biliyor. en basiti, her ikisi de sözlük yazarlarının haklarını yönetim yetkisine dahil tutmakta beis görmüyor. öz olarak; her ikisi de iktidara dayalı, "kabul edilebilir"lik oranını tepedeki olarak adlandırılan, "tarafsızlık" ilkesini suistimal ederek belli bir husus hakkında tek tip bir düşüncenin kalıplaşması için uğraş veren sistemler haline geliyor. bunu şöyle açıklayabiliriz;

    diyelim ki bir yazar herhangi bir durumdan, yaptırımdan, politikadan ötürü aksi, huysuz, müşkülpesent, rahatsız, memnuniyetsiz ve en doğal hakkı gereği bunu ifade ediyor. verilecek tepkileri şöyle bir sıralayalım;

    - kendilerini zan altında hissedenler konu ile ilgili yazı yazarak karşıt duruşa geçebilirler - ki bu da genellikle sözlük milliyetçiliğine tekabül eder. "bu sözlük bizimdir, bizim kalacaktır. onu refaha kavuşturacağız", "x kötüdür, bizimki iyidir" tavrının kökeni burada yatar -
    - "bu kim lan?" diyerekten söz konusu eleştirinin sahibi yazarı dışlayabilirler.
    - ad hominem ve demagoji sanatından anlayanları, yazar hakkında araştırma başlatıp kendisiyle çelişme ihtimali taşıdığı sözlüksel vukuatları gündeme getirebilirler.
    - yazarla direkt muhatap olmak yerine kitleye sesleniş yöntemiyle ayar vermeye kalkabilirler.
    - ilgilenmeyip çet yapmaya devam edebilirler.
    - camı açıp "punk is deaaaaaaaaaaaad" diye bağırabilirler.
    - adonis kası çalışabilirler.

    ama biri de çıkıp "muktedir olma hali ile iktidar tutkusunun allak bullak edildiği yer burasıdır. tıpkı bir devlet gibi ama devlet değil. kapıldık bu simulasyona, gidiyoz. sıkılınca bırakırız." demiyor zira ideolojik eğilimin sözde reddedildiği bir platformda ideoloji amacından kolaylıkla sapıyor, ideoloji reddi ise asıl ideolojiye dönüşüyor. sonra iyi niyetli vatandaşın kurduğu sitede birtakım mücadeleler falan yaşanıyor. birileri iktidar, birileri muhalif oluyor. "bir bok olmayayım, kafamı yaşayayım." diyebilen cengaver yok.
    (vandal mimar, 10.01.2007 21:40 ~ 13.11.2009 18:57)
  4. güç olmadan hiçbir şekilde mümkün olamayacak olan bir olgudur iktidar. güç, para, fiziksel yıkım kapasitesi, zeka ya da başka parametreler olabilir. güç, tarih boyunca sürekli genişleyen bir anlama sahip olduğu için sürekli yenilenen bir imgeye karşı gelmektedir. iktidar ise bir durumu betimlemek için kullanılır.
    (skuba, 07.11.2007 04:01)
  5. (bkz: ereksiyon)
    (kukumsal, 07.11.2007 08:02)
  6. sahip olduğunuzda aynı zamanda herşeye sahip olursunuz. o öyle bir kudrettir ki;

    birisi size yamuk mu yaptı, sadece bir telefon ile ad-soyad, lokasyon verirsiniz, işaret parmak ucu 2 boğum olarak size zarf içinde geri gelir.

    iktidarınız yoksa, iktidar sahibine yakın olunuz.
    (right lane must exist, 15.01.2008 11:25)
  7. salt devletle bir tutulamayacak kadar her şeyde ve her yerde, tahakkum ilişkisi yerine karşılıklı bir ilişkiyi akıllara getirmesi gereken kavramdır.

    (bkz: michel foucault)
    (kerkerte, 11.02.2008 13:37 ~ 13:37)
  8. "korkuyorsun çünkü o senden kuvvetli; nefret ediyorsun çünkü ondan korkuyorsun; seviyorsun çünkü onu kendi isteğine boyun eğdiremezsin. sadece boyun eğdirilemeyenler sevilebilir."

    yevgeni ivanovic zamyatin / biz*
    (kadın giyinmiş zaman, 18.05.2008 00:13)
  9. ''parti yalnızca kendisi için güç ister. bizi ilgilendiren başkalarının iyiliği değil, yalnızca iktidardır. kimse yönetime onu bırakmak için gelmez. iktidar araç değil, amaçtır. kimse bir devrime bekçilik etmek için diktatörlük kurmaz; devrim: diktatörlük kurmak için yapılır. baskı kurmanın amacı baskı kurmaktır. iktidarın amacı iktidardır'' **
    (ada, 09.11.2008 15:54 ~ 15:55)
  10. iktisatın amacı toplum refahı,siyasetin amacı iktidardır.iktisat gerçekten toplum için varsa,siyaset,sadece bir zümrenin egemliğidir ve siyasetin hedefidir.
    (onneru, 02.12.2008 11:18)
  11. (bkz: olmayınca olmuyor)**
    (misuf, 02.12.2008 11:21)
  12. üretilir, sonra bir daha üretilir, sonra bir daha... durmadan şekil değiştirir, evrilir; tam ele geçirdim derken balık gibi kayar gider.

    tıpkı bir fahişe gibidir, herkesle yatar kalkar; midesizdir.

    herkes içindedir, bazıları tepesinde oturduklarını sanırlar; yanılırlar.

    beşiği sallayan elde başlar, mezara toprak atan elde biter.

    (...)
    (yesilcuppelipenguen, 24.12.2008 02:15)
  13. (bkz: penis ideolojisi ve iktidar)
    (aglaures, 02.04.2009 13:17)
  14. “iktidar her yerdedir,

    her şeyi kapladığından dolayı değil

    her yerden geldiğinden dolayı her yerdedir.

    ve iktidar, sürekli, tekrarlı, cansız,

    kendi kendini yeniden üreten her şeyiyle,

    bütünün, tüm bu hareketliliklerden yola çıkarak beliren,

    bunların her birini destek alan

    ve geri dönerek onları sabitlemeye çalışan bir sonucudur.”


    (bkz: michel foucault)
    (mabel, 01.05.2009 14:14)
  15. gelenin gidenin yaranmaya çalıştığı yalakalık merkezi.
    (sarc, 01.05.2009 14:21)
  16. iktidar sembolleri üzerine müthiş bir değerlendirme,


    "her iktidara gelenin bir şapkası var.

    atatürk'ün kalpağı,

    demirel'in fötr şapkası,

    ecevit'in kasketi,

    özal'ın kovboy şapkası…

    tayyip bey'in görünürde bir şeyi yok ama aslında var.

    şapka cinsiyet ve biçim değiştirdi;

    tayyip bey'in şapkası bugün emine hanım'ın başında"


    (bkz: latife tekin)
    (mabel, 10.06.2009 22:08)
  17. "kimsenin bir diğerini baskı altına almasının imkansız hale gelmesini mi hedefliyorsun? öyleyse, kimsenin iktidara sahip olmamasını sağlaman gerekir."

    (bkz: michail bakunin)
    (aglaures, 20.07.2009 10:12)
  18. tarihin her döneminde , önce ideolojik ya da dini aklıselim söylemlerle iktidar olan bir hakikat daha sonra ise kendisini hakikat olarak pazarlayan bir ucubedir.
    (avluda oturan sizofren, 19.10.2009 22:20)
  19. kimi zaman kendilerini , buram buram kokan bi bok zannetmekte olup aslında bi bok ol(a)mayanlardır.
    kendilerini bihter olarak ta görüyor olabilirler.

    (bkz: siyaset/@4061799)
    (vermilion, 19.10.2009 22:26 ~ 22:28)
  20. türlü türlüdür; en çok da erk/ektir.
    (hanisankiolaki, 19.10.2009 22:34)
  21. bertrandt russel'in kitabıdır. çok bir süper tezleri vardır bertrandt abimizin bu konuda. kitaptan bir kuple;

    "eğer insanların düşünceleri üzerindeki iktidar en etkili iktidar biçimi olsaydı bugün orta avrupa'da o ülkenin 16. yüzyılın ikinci yarısındaki prensi hangi dini seçtiyse o din egemen olmazdı."
    (yer demir gök bakır, 19.10.2009 22:48)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil