6 şubat 1952 yılında tahta çıkmış olan büyük britanya kraliçesi. charles,anne,andrew ve edward olmak üzere 4 çocuk doğurmuştur, 21 nisan 1926 yılında doğmuş olan kraliçe 2. elizabeth, 2002 yılında tahttaki 50. yılını kutlamıştır.
tam adı elizabeth alexandra mary olan 21 nisan 1926 doğumlu birleşik krallık kraliçesi ve ingiliz uluslar topluluğu başkanı. 6 şubat 1952'de babası kral 6. george un yerine tahta geçmiş, 2 haziran 1953 te taç giymiştir. kral 6. george un ilk çocuğudur. 1936 da tahtın varisi oldu. 2. dünya savaşı sonlarında anavatan ordusu yardımcı hizmetleri nde motorlu araç kullanımı ve bakımı konusunda eğitim gördü*. 20 kasım 1947'de eski yunanistan ve danimarka prensi, kraliyet deniz kuvvetleri teğmenlerinden philip mountbatten* ile evlendi. 4 çocuğu oldu.
iskoçya kökenli birinin başkan olması neticesinde devlet erkanında boy gösteren iskoçlarla birlikte oturmak zorunda olan hatundur ki iskoçların etek altına iç çamaşırı giymeme adetlerini gözönüne alırsak, kraliçe daha uzun zaman bu manzara ile muhattap olmak zorunda kalacak sanırım .
abdullah gül'ün kendisini türkiye'ye daveti sebebiyle çıkacağı gezide 6 mayısta eşi ile birlikte bursaya gelip koza han'ı gezecek olan bu yüzden koza han'da düzenlemelerin yapıldığı, esnafı muhtemelen bayram ettirecek bize ise temel fıkrasının "elleşme geçsin " repliğini düşündürten babaannemden 3 yaş büyük asilzade...
atatürk'ün ziyaret defterine şunları yazmış hatun :
"ıt is an honor to pay my respects to mustafa kemal atatürk, a much valued friend of the united kingdom and one of the great figures of modern history."
meali : mustafa kemal atatürk'e saygımı sunmaktan şeref duyuyorum, o ki birleşmiş krallık'ın çok değerli bir dostu ve modern tarihin en önemli karakterlerinden biridir.
gerek bulunduğu konum bakımından, gerek bi konuma uyan görkemli ismi bakımından, gerek yaşı bakımından ister istemez saygı duyduğum insan. ünvana bakar mısın, kraliçe ikinci elizabeth. yazarken bile hazırolda durasım geliyo. hayır yani en kral otoriteyi getir karşıma, bana mısın demem ama bilmiyorum yani kraliçelere zaafım var galiba. isim de sağlam çünkü, mesela bizimkinin ismine bak, gül'ün eşi hayrünisa hanım.. e yani..
paris hilton'dan fazla bir farkı yoktur. (gösterilen ilgi/ ilginin hak edilebilirlik katsayısı göz önüne alındığında)
ingiltere'de sembolik devam eden "kraliyet"e doğmaktan başka hiçbir marifeti olmayan kraliçe ikinci elizabeth'e gösterilen tapınma derecesindeki saygıya, sol kesimin fazlasıyla sessiz kalması ilginçtir.
gelecek diye çankaya köşküne milyonlarca liralık tadilat yaptık, majesteleri bursa' da 1000 avroya bile kıyamamış. buradan devlet büyüklerine sesleniyorum. ingiltereye, hatta birleşik krallık' a bağlı herhangi bir kara parçasına gider de 10 liralık bir şey alırsanız (gemi de dahil) yüzünüze bakmam.
genç hatırla sevgili karşıtları başta olmak üzere sağ kesim kendisini kıyasıya eleştirirken, sol kesimin kendisinin türkiye ziyareti konusundaki tepkisizliği çok ayıp (nıç nıç nıç).
gelmesiyle tüm siyaset ve diplomat aleminde "kraliçe için uyulması gereken nezaket kuralları" paniği alıp yürüyen şahsiyet.biranda gündem değişti, kraliçenin yanında nasıl oturulur, nasıl kalkılır vs vs .
dünya topraklarının 1/6'ine (altıda bir) sahip imiş. biz buna sömürge demiyor mu idik hacı söyle hele bi? kibar kibar altıda birinin sahibi demeyle olmuyor. elini eteğini öptük, sinek gibi ellerimizi ovuturup " ne de güzel reklam yaptık" diye sevindik. bu kadın durup dururken niye geldi çok merak ediyorum şahsen. (bu kadın dedim bu arada hazrete affola)
82 yaşına gelmişin git iki rekat namaz kıl kendini öbür tarafa hazırla derlerdi burda olsa kendisine. hazret kim bilir neyin peşinde acaba? asker mi isteyecek yoksa petrol bulundu da haberimiz mi yok şeklinde bahisler açılsın istiyorum tez zamanda.
kraliyet donanmasına ait gemisi de gelmiş karaköy'e demirlemiş. nedense çanakkale savaşı'nda boğaza sokmamak için binlerce şehit vermiştik bunun bir kaç eski versiyonu için.
sömürgecisin, daha yüz yıl olmadı boğazlara donanmanızı dayayalı. istemiyorum seni hanım. hadi kalk git denize gir , tatil yap. elini yakamızdan çek.
sadece kişisel sanat kolleksiyonun değeri 10 milyar sterlin; yani yaklaşık 25 milyar ytl olan (bunu gelecek nesiller ve ingiliz milleti namına saklıyormuş); kendisinin ve ülkesinin bu zenginliğini yüzyıllardır süren sömürülerine borçlu olan kraliçedir.sempati hissetmek insanca düşünen bir kişi için asla mümkün değildir.ama ülke menfaatleri gereği en iyi şekilde karşılanmalıdır o ayrı.
" bayram değil, seyran değil eniştem beni neden öptü "
biz kendisinin şıklığını, tacını, bizim başhanımın rüküşluğunu, şıklığını, türbanını tartışırken asıl önemli konuyu kaçıyoruz. kendisi tatil amacıyla mı ülkemizde belli değil. " o zaman iş mi ziyaret mi " diye soracak oluyoruz onu da bilmiyoruz. diplomasi için mi geldi? bu da belirsiz. en önemlisi devlet erkanı ile ne konuştu? hangi konularda mutabakata varıldı? bu soruların cevabını kimse bilmiyor. biz de tartışıyoruz burada" rahman suresini dinlemiş, etkilenmiş, falan " diye, unutmadan tekrar sorayım, neden ülkemizi ziyaret etti?
türkiye'ye gelişi zerre umrumda olmayan, cumhurbaşkanının resmi davetlisi olarak ülkemize teşrif eden bağyan. (kraliçe ne lan?) yakın zamanda "devlet büyükleri"nden birinin oğluna/damadına/eniştesine/ıdısına gıdısına bir "şey"ler alınmak üz're maddi arayışlar içinde ingiltere kapıları aşındırılırsa şaşırmayacağım.*
koskoca ingiltere kraliçesidir lan.elbette ki saygı gösterilecektir.kraliyet ailesine doğmaktan başka bir marifeti olmamasıyla eleştirilmesi abestir,neticede öyle ya da böyle commonwealth in,birleşik krallığın başındadır,önemli bir kişiliktir yani.
politikaları,amaçları eleştirilebilir elbette.sömürgeci bir ülkenin başındadır mesela,gayet tabi eleştirilebilir,sevilmeyebilir.ama yani neymiş paris hiltondan farkı yokmuş,haberleri işgal etmiş,kraliçe de neymiş,kraliçe benim tırnağım olamaz hahay tripleri,ne bileyim,bi enteresan.
bursa'ya niye gittiği sorgulanan, kabataş erkek lisesi'ne niye geliyor olduğu hala daha açıklanmayan insan.. müdür bisikletli misikletli bir lise projesi dedi, ben kanmıyorum! rapor vermek için beş dakika -sivil kıyafetle- içine alınmadığım okuluma hangi insan hangi nedenle girebilir?!!! merakımın giderilmesi için sabah akşam baktım televizyaya bir şey yoktu. ama dur, bugün görcez, sıkıysa 1.6 ton hediyesinden bana bir kaç gram düşmesin....
bugün beni görme şerefine erişmiş dünyanın 1/6sının resmi sahibi hatun kişi.. 1,6 tondan hediyesinden bana bir şey düşmedi, çünkü sanırım benim ona hediyeler vermemi bekliyordu..
müjde ar'ın ntv'deki haydi gel bizimle ol programında çiğdem anad'ın "ıı. elizabeth burada beyaz patik giydi, bu herkese örnek olabilir" ifadesini kullanmasının ardından "belki kraliçe'nin ayakları kokuyor onun için giydi patikleri" şeklinde espri yaptığı tarihi şahsiyettir.
hayır komik olabilir olmayabilir ama işin dozunu kaçırdı, abarttı, bilmem ne diye gürlemiş millet. yahu kadın kötü bişey dememiş ki! ingilizler bunların daha beterini yapıyor kadın bizim kraliçemiz değil ki niye bu kadar hiddetlenmişler anlamadım?
ayrıca espri komik değil, çocukça ama banane canım. müjde ar "çorabı mı delikmiş?" dese daha ironik ve gönderme dolu bir espri olabilirmiş gibime geliyor.
oldum olası sevdim ben ihtişamlı halleri. hani anlatılır ya hep; küçük bir kasabada, her sabah iki tepenin arasından doğan güneşle uyandığım, horozun sesine kızıp köpeğin havlamasına yataktan fırladığım, taşıdığım onca yüke, çalıştığım binlerce saate rağmen gene de hiç bir şeye değişmeyeceğim kendi halimde, basit bir yaşantım olsun. hiç olmadı bende öyle bir tutku. ben hep aristokrat ruhlu idim. çizdiğim tüm resimlerde kızlarım uzun tuvaleti erkeklerim smokinliydi, masallarım hep en büyük şatoların uçsuz bucaksız bahçelerinde geçerdi. kraliçeler, prensesler, kontlar, baronlar, dükler... bütün soylu sınıfa dair hikayeler, bitmek bilmeyen entrikalar tarihin tozlu sayfalarının en can alıcı kısımlarıydı benim için. gidip gördüğüm her kalede, sarayda aklıma gelen, büyük ve süslü kapılardan her geçişimde içimi ürperten binlerce tarihi kahraman. anlatılanlar hep uzakta bir serap gibi. sanki hiç yaşamamış o insanlar, asla üç boyutlu masal kitaplarından öte bir gerçeklik kazanamamışlar…
şimdi ise, gerçek bir kraliçe: kraliçe ikinci elizabeth, benim ülkemde. 82 yıldır o masalın baş kahramanlarından olan bitmek bilmeyen bir destanın son varisi. onca yaşına rağmen küçüklüğünden beri ona dikte edilen tüm aristokrasi kurallarına hala harfiyen uyan, kraliçelere özgü duruşundan ödün vermeksizin yapması gerekeni layığıyla yerine getiren bir kraliçe. ister sorumluluklar ve sınırlamalar altında yitip gitmiş sahte bir hayat gibi görülsün, isterse de ingiltere adına artık hiçbir önemi olmadığından bahsedilsin her hareketi göze hitap eden, masalın içinden yakınlarıma kadar gelmiş, bana aristokrasinin varlığını hissetmem için imkan vermiş güzel insan.
“kraliçe ıı. elizabeth türkiye’ye neden geldi” diye soruyorlar hala, haklılar, alakasız bir zamanda alakasız bir ziyaret, işin politik boyutu gerçekten kafa karıştıracak cinsten. ama öyle güzel ki en sevdiğim masallarımın gerçeklik kazanması; bu ihtişamı bozmaya, hayallerimi yıkmaya elim gitmez. umurumda değil.