1. oturduğunuz masa iki türk ve bir kaç yabancıdan oluşuyorsa, ayıp olmasın çocuklara diye kibarlıktan yapılan eylem. cık cık cık deyip salya akıtan milliyetçi söylemlere geçmeden önce, tek başınıza bir masada 5 italyan arasına oturun ve arada dönen konuşmadan bir şey anlamama psikolojisini yaşayın, ondan sonra gelin selpak vereyim
  2. - irfan; from now on, we are going to communicate in english.
    + olur beyim!!
    - no irfan... no... i said in english....
    + beyim, ben çayını tazeleyecektim. daha alt kattaki boşları alacam.
    - oh my god... are you listening to me motherfucker? i do not understand what the fuck you are talking about.
    + hey mister... ıf you interfere my mother again then it will be your last word. you son of a bitch...
    - oha...
    + in english beyim... yerse tabii...
  3. bunun bir versiyonu da genellikle yurt dışında yaşanır. karşılıklı olarak iki kişi de birbirinin türk olduğunu farketmez. genellikle konuşmanın karşılıklı 3. diyaloğunda konuşma taraflardan birinin "affedersiniz. siz türk müsünüz?" demesiyle noktalanır.
  4. ingilizce eğitim veren okullarda bazen "iki türkün ingilizce kullanarak anlaşamaması" olarak görülen durum.
    öğretmenimiz genellikle ellili yaşlarda,düz lise* mezunu,ingilizceyi kendi çabasıyla muhtemelen de ilerlemiş bir yaşta öğrenmiş, ;öğrencimiz de ortalama bir anadolu lisesinden mezun olmuş,ingilizce pratiği yazın gördüğü turistin "how can i go to sultanahmet?" sorusunu cevaplamaya kasmaktan ibaret olan ya da hiç olmayan,finalden bi elli çaksam da geçsem şu dersi mantığına sahip yurdum insanıdır.
    öğretmen yıllardır aynı dersi anlattığından dolayıdır belki,konuyu anlatırken fazla zorlanmaz genelde,kısa cümleler kurar,hem kendine kolay geldiği için hem de öğrenci rahat anlasın diye,ekrana yansıttığı yazıları okur daha doğrusu anlatmaktan öte;ders bitiminde de sorar sınıfa,"sorusu olan var mı" diye.buraya kadar normaldir,ama bu aşamada bazı öğretmenler,ulan ben kastım iki saat ingilizce anlatmak için burda diye öğrenciye de soruyu ingilizce sordurtmak isterler.zavallı öğrenci zaten derste, duyduğu cümleleri kafasında türkçeye çevirmek,anlamak ve beyninde biryere kaydetmeye uğraşmaktan bitap düşmüş,bi de anlayamadığı şeyi ingilizce sormaya uğraşıyor neredeyse hazırlık sınıfından beri-ki bu ortalama olarak 10yıl önceye tekabül ediyor- sesli cümle kurmak için kullanmadığı bu dilde.saçmalıyor biraz ama söylüyor birşeyler.tabi öğrenci soru sorduğunda öğretmenin ders anlatırken kullandığı kalıp cümlelerin dışına çıkılmış oluyor,bu sefer de öğretmen anlayamıyor öğrencinin sorusunu,karşılıklı "could you please repeat again" cümleleri dolanıyor havada.yok yere vakit geçiyor,zamanla öğrenci de bırakıyor birşeyler sormayı,sınıfa birileri gelip bişiyler anlatıp gidiyor,derse girip vakit kaybetmektense sınav öncesinde kırtasiyeden not fotokopisi almak çok daha cazip bir hale geliyor;birinci sınıfta ön sıralarda oturup dersi da iyi dinleyebilmek için okula 1 saat erken gelen öğrencilerden geriye devamsızlıktan kalmamak için mecburen derse gelen insanlar kalıyor.
  5. türkçe konuşmanın yasak olduğu bir ingilizce kursunda kendisini sinirlendiren bir arkadaşın diğerine verdiği tepki;

    + be a young for two minutes
    + i cut your ass
    + what are you saying lan?!?